Reklamı Kapat

Kırk(bir) Ambar- 2 Kahvenin Tarihsel Ekonomi-Politiği

Fransız tarihçi Jules Michelet "Günlüğüm" adlı kitabında Batı uygarlığının doğumunu ağırlıklı olarak Avrupa'nın kahvesever bir toplum olmasına bağlaya...

Fransız tarihçi Jules Michelet "Günlüğüm" adlı kitabında Batı uygarlığının doğumunu ağırlıklı olarak Avrupa'nın kahvesever bir toplum olmasına bağlayarak şunu yazar: "Elbette yaratıcı düşüncelerin muazzam artmış olmasının sebebi kısmen yeni alışkanlıklar yaratmış ve insan doğasını büyük ölçüde yeniden yapılandırmış olan o dev hadisenin yani kahvenin gelmesidir. "Batı uygarlığının doğuşunu bir fincan kahveye bağlamak aşırı frankofon bir yaklaşım olarak görünse de daha önce hiç akla gelmeyen şekillerde bazı gıdaların tarihi etkilediğini gösteren örnekler çoktur. Mesela bazı mantar türlerinin beynin kimyasal yapısını değiştirerek ruhsal fonksiyonları altüst ettiği, halüsinasyon ve kabus oluşturduğu bilinir. (Bakınız Amsterdam'daki ilginç şekilde coffeshop adlandırılan yerler). Bazıları da mayaların kutsal jaguarlarının sanrılara sebep olan kurbağalar olduğunu ve tam da bu sebeple rahipler tarafından sıkça yenildiğini söylemiştir.

Kahvenin anavatanı sayılan Doğu Afrika'daki Etiyopya'da yaklaşık 1500 ile 3000 yıl önce kahvesever olan göçebe Oromo'larKefa krallığında yaşamaktaydı. Oromolar aslında kahveyi içmeyip eziyorlar yağı ile karıştırıyorlar ve sonra ceviz büyüklüğünde top haline getirip yiyorlardı. Bu kahve kültürü köle tüccarları vasıtasıyla Yemen'e geçmiş ve daha sonra tüm dünyaya yayılmıştır. Savaşta esir düşen talihsiz Oromolar ile kahve çekirdeklerini de tesadüfen Etiyopya'ya getirmişler, buradan da Yemen'e geçerek  tüm dünyaya yayılarak hepimizin minnettar olmasına vesile olmuşlardır. Bazıları kahve sözcüğünün Kefa'dan türediğini söyler. Diğerleri ise kahve sözcüğünün "yemeklerin tadını bozan" anlamına geldiğini ve kökü q-h-w-y olan Arapça qahwa sözcüğünden türediğini ileri sürer. Qahwa başlangıçta yiyeceklerin tadını bozan şarabı ifade ediyordu ve uykuyu kaçırdığından dolayı kahve için de kullanılmıştı. İlginç olan şu ki Etiyopya kahve demlemesi için kahve benzeri bir sözcük kullanmayan dünyadaki yegane ülkedir. Etiyopya'da kahve yapımına çekirdek anlamına gelen bunnu denmektedir. Kefalılar sadece kralın kahvesini demlemek ile kalmayıp kahveyi kralın ağzından içeri döken dünyanın ilk baristalarınıTofaco olarak adlandırırarak bir sosyal sınıfın oluşumunu da sağlamışlardır. Etiyopya'daki Harran kentinde ezeli bir dinsel güç sembolü olan kahveyi yetiştirenler bu yetiştirme sanatı kaybolmasın diye kentten çıkmaları yasaklanmıştır. Buradaki yerlilerin dinsel ayinlerindeki duaları şöyledir:

Kahve demliği huzur ver bize

Çocuklarımızın büyümesini sağla

Kahve demliği bizi zenginlik sağla

Şeytanın boynuzlarından bizi esirge

Yağmurlar ve yeşil topraklar ver bize

Bugün de aynı şekilde günün ilk kahvesini içerken aslında hepimiz sabah duasıyla şükrederek işe başlıyoruz:

Ey büyülü kutsal ve gizemli kahve fincanı

Bizi sabah ayıltıp trafik sıkışıklığından esirge

Araba kullanırken kaba insanlardan esirge

Beni esirgeyip selamete erdirdiğin gibi

Yüzü toprağa dönük senden yüzünü çeviren

yoldan sapmış patronumu selamete erdir,

bana zam yaptırıp bir ayağını çukurdan esirge

Amen

16 yüzyılın sonlarında Ortadoğu’yu gezen Alman seyyahlardan biri ilk defa Türklerin ve Arapların kahveyi içtiğini görerek seyahatnamesinde kayda düşer. Arap dünyasının ilk ne zaman kahveyle tanıştığını söylemek kesin olmasa da kahvenin 10. yüzyılda buralarda ilaç olarak kullanıldığını biliyoruz. Ancak kahvenin bir halk içeceği haline gelmesi en erken 15 yüzyılda olmuştur. İnanışa göre Hz. Muhammed'in uyku rahatsızlığı kahve sayesinde çözülmüştür. Alkolsüz ve uyuşturmayan, tam aksine insanı uyarıp zihni açan bir içecek olan kahve alkol kullanımını yasaklayan ve Yeniçağ matematiğini geliştiren bir kültür için yaratılmıştır sanki. Arap kültürü insanlık tarihinde başka hiçbir kültürde görülmediği kadar soyutlamanın etkisi altındadır. Kahvenin İslam aleminin kara şarabı diye nitelenmesi boşuna değildir.

Avrupalıların doğuyu anlatan egzotik seyahatlerinde kahve sıcak, acı ve zift gibi karalığı ile Ortaçağın işkence aracı olan kaynar katranı hatırlatır. 17. Yüzyılın ortalarına doğru daha önce adı sanı hiç duyulmamış bir sürü egzotik maddenin aniden moda olmasıyla bu durum değişir. Çikolata tütün ve çay ile birlikte kahvede Avrupa'nın lezzet kültüründe sahne alır ve dünyada pek çok ülkede aynı anda ortaya çıkarak stratejik bir kuşatma harekatıyla yayılır. Kahve 1650'lerde Avrupa'da pek bilinmezken ve ilaç olarak kullanılırken 1700 civarında ise iyice benimsenmiş bir içecektir artık. Aristokrat saraylı tabaka kendi lüks kültürüne şimdi de kahveyi dahil etmiştir. Saraydaki aristokratlar için esas mesele sırf kahve zevki için geliştirilmiş olan pahalı porselen takımlarının gösterişçi gösterisidir. Biçim, içeriği ikinci plana atmıştır.

Oysa aynı dönemin burjuva toplumu kahveyi bambaşka bir açıdan görür ilgisini biçim değil meselenin kendisi, yani kahve çekiyordur. Meselenin kendisinden kasıt kahveye atfedilen somut fizyolojik etki ve özelliklerdir. Kahve içiminin insan sağlığı üzerinde birbiriyle çelişik onlarca özelliklerini ayıklayıp geriye baktığımız zaman yalnızca iki özellik kalır ki bunlarda zindelik ve ayıklıktır. Kahve öncelikle ayıltıcı bir içecektir.17. yüzyıl sonu burjuvazisi kahveyi büyük ayıltıcı diye coşku ile karşılar, içki içenlerin sarhoşluğu yeteneksizliğinin ve tembelliğinin karşısına kahve içenlerin aklı başındalığı ve çalışkanlığı konur. 17. yüzyıl püriten (sofu) İngiltere'sindeki bir yazıda bu durum açıkça yazılır: "Kahvenin halkı ayılttığı kanıtlanmıştır, eskiden zanaatçı ve tüccar kalfaları sabahları bira ve şarap içerdi; bu yüzden kafaları bulanır doğru düzgün çalışamazlardı, fakat artık insanı dinç tutan bu burjuva içeceğine alıştılar."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gültekin Uzun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?