Reklamı Kapat

Kıbrıs Barış Harekatı ve sonrası...

Tam 46 yıl önce bugün, 20 Temmuz 1974 günü, Türk Ordusu, Kıbrıs’a “Barış Harekatı” adı verilen bir müdahale yaptı. 16 Ağustos 1960’da kurulan Kıbrıs C...

Tam 46 yıl önce bugün, 20 Temmuz 1974 günü, Türk Ordusu, Kıbrıs’a “Barış Harekatı” adı verilen bir müdahale yaptı.

16 Ağustos 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıslı Rumlar ve Türklerin ortak devletiydi. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere, bu devletin “garantörleri” olarak görev üstlenmişlerdi.

İki ayrı etnik kökende ve aynı topraklarda yaşayan Türkler ve Rumlar 1963 yılına kadar barış içinde yaşadılar. Ancak, Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak üzere oluşturulan “Megalo İdea” uğruna, 1963 yılında Kıbrıslı Türklere yönelik vahşi bir insan avı başladı.

O dönemin Türkiye Cumhuriyeti hükümeti, diplomatik yollardan çözüm arayışına girse de sonuç alamadı. Önce, “uyarı amaçlı” bir askeri eylem yapıldı. Bu eylemde pilot Yüzbaşı Cengiz Topel, uçağı düşürüldü, sağ olarak indiği yerde Yunanlılar tarafından işkence ile katledildi.

Askeri harekat ise ABD’nin ve Batılı devletlerin tehditleriyle engellendi. Zamanın ABD Başkanı Johnson, Başbakan İsmet İnönü’ye gönderdiği mektupta; “NATO emrindeki askeri güç ve bizim verdiğimiz silahlarla askeri müdahale yapamazsınız” diye tehdit ediyordu. Demokrat Parti döneminde, Türkiye’nin orduları NATO emrine verilmişti! Daha sonra 4. Ordu’nun ( Ege Ordusu) kurulmasına karar verildi.

1974 yılında, Cumhurbaşkanı Makarios’un “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasının gerçekleşebilir olmasının mümkün olmadığını açıklaması üzerine, Yunan Cuntası desteği ile Nicos Samson öncülüğünde, Makarios’a karşı bir darbe yapıldı. Etnik çatışmalar yeniden başladı. Zamanın Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, diplomatik yollardan çözüm bulunamayınca, 24 Temmuz 1974 günü, Türk Ordusu Kıbrıs’a çıkarma yaptı ve Kıbrıs’taki oyunu bozdu. Kıbrıs’ın kuzeyinde, adanın yüzde 37’lik bir bölümü kontrol altına alındı.

Bu harekat sonrasında Yunanistan’da hakim olan Cunta düzeni de yıkıldı ve Yunanistan yeniden demokratik düzene döndü.

Kıbrıs’ta oluşan yeni duruma çözüm bulmak üzere iki toplumun liderleri ve garantör devletler Birleşmiş Milletler aracılığı ile görüşmelere başladı. Ancak, bir çözüm bulunamadı ve 1975’te “Kıbrıs Türk Federe Devleti” kuruldu.

Taraflar arasında görüşmeler daha sonra da devam etti. Çözüm bulunamayınca 1983 yılında “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) kuruluşu ilan edildi. Birleşmiş Milletler 18 Kasım 1983 tarih ve 541 sayılı kararı ile KKTC’nin ilanının hukuka aykırı olduğunu açıkladı.

O günden bugüne, Türkiye’den başka hiçbir Türk Cumhuriyeti ya da Müslüman ülke KKTC’yi tanımadı!

2004 yılında sorunun çözümüne yönelik, zamanın BM. Genel Sekreteri Kofi Annan’ın ortaya koyduğu “Anan Planı” referanduma sunuldu. Bu plan, Türk toplumunun çıkarlarına uygun olmadığı halde, kimilerinin önünde diz çöktüğü Nakşibendi Şeyhi Nazım; “Annan Planına evet demek rahmani, hayır demek şeytanidir” dedi!.. Kıbrıslı Türkler “evet” dediler ama Rumlar “hayır” dediler!

Bu arada, Avrupa Birliği Kıbrıs Rum yönetimini meşru sayarak AB üyeliğine kabul etmesi bir başka önemli sorun haline geldi.

Günümüze gelince;

Kıbrıs, Akdeniz’de Türkiye için hem jeopolitik hem de doğalgaz ve petrol kaynakları ile ekonomik ve siyasal bir öneme sahiptir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 46 yıl önce sağlanan kazanımları yok etme lüksü yoktur.

Kıbrıs’taki soydaşlarımızın güven içinde ve ekonomik gelişmeler açık olarak yaşayabilmesi için, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslar arası alanda güç ve saygınlık kazanması gerekmektedir.  

Bu ise, ekonomik olarak gelişmiş, ülke içinde bütünleşmeye dayalı bir siyasal düzenle mümkündür.

Bu nedenle;

Bir an önce “siyasal ayrışmaları gideren” ve “üretime dayalı ciddi bir planlama” ve elbirliği ile ülke gücünün ve uluslar arası saygınlığının geliştirilmesi gerek.  

Çözüm;

Yurtta barış, dünyada barış” anlayışındadır…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?