Reklamı Kapat

Yunanlıların adalarımızı işgal ve ilhak etmesi, beka sorunumuz değil mi?

Irak…

Beka (toprak bütünlüğü) sorunumuz.

Suriye…

Beka sorunumuz…

Libya…

Beka sorunumuz.

İyi de burnumuzun dibindeki adalarımızı (17 ada) Yunanlılar önce işgal sonra ilhak etti, yani egemenliği altına aldı, bu durum ülkemiz için “beka sorunu” değil mi?

Yıllardır yazılıp çiziliyor, yerel bir gazetenin gariban bir köşe yazarı olarak ben bile bu konuyu 5 defa yazdım,  kimseden tık yok!

Ne iktidardan, ne muhalefetten…

Anlaşılan ortada bir “kutsal ittifak” var.

Biz çenemizi yoruyoruz, kalemimizi eskitiyoruz, ama bizim adalar gitti gider.

Önemli değil, kim kiminle ittifak içinde olursa olsun, biz doğruları yazmaya, ülkemizin çıkarlarını savunmaya devam edeceğiz.

Yunanlıların adalarımızı işgalini ilk 31 Ocak 2015’te yazmıştım

Bizi tanıyorsunuz…

Elinizde tuttuğunuz gazete 46 yıldır yayında.

Kentimizin olduğu kadar, ülkemizin de milletimiz ve devletimizin de yılmaz savunucusu.

Kentimizin, ülkemizin, milletimizin ve devletimizin çıkarları; bizim “kırmızıçizgimiz”!

Toz kondurmayız.

Söz söyletmeyiz.

Herkes sussa bile, biz konuşuruz.

Bütün egemen güçler “evet” dese bile, biz “hayır” deriz.

İlkeli yayın yaparız.

Rüzgârın yönüne göre çizgimizi değiştirmeyiz.

Eğilip bükülmeyiz.

Hep dik dururuz, gerektiğinde dikleniriz.

Ege’deki Türk adalarının Yunanlılar tarafından nasıl işgal edildiğini ilk kez 31 Ocak 2015 tarihinde yazmıştım.

5.5 yıl önce…

Yetkili bir ismin açıklamalarıydı yazdıklarım.

Hepsi belgeli…

Öyle kulaktan dolma bilgiler değildi.

İşin vahametini anlayabilmek için, o yazdıklarımı bir daha hatırlayalım:

“Ümit Yalım, Emekli Kurmay Albay ve İnşaat Mühendisi.
Son görevi, Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri…
Önceki akşam kendisini Aydınlar Ocağı toplantısında dinledim.
Daha önce bu konuda parça parça gazete haberleri okumuştum, birinci ağızdan bütününü dinlemek bir başka oldu.
2004-2009 arası, AKP iktidarının ilk yılları…
Yalım’ın “vatan toprağı” dediği yerler, Ege Denizi’ndeki 16 ada ve 1 kayalık.
Yunanistan, buraları önce işgal, sonra da ilhak etmiş.
Şimdi bu adalarda Yunan Bayrağı dalgalanıyor…
16 Türk adası ile 1 kayalığın isimleri şöyle:
Muğla sınırları içinde kalan adalar: Sakarcalar, Keçi, Kalolimnoz, Ardacık, Koçbaba.
Aydın sınırları içinde kalan adalar: Bulamaç, Nergizcik, Eşek, Hurşit, Fornoz.
İzmir sınırları içinde kalan ada ve kayalık: Koyun Adası, Venedik Kayalıkları.
Türkiye karasularında bulunan adalar: Gavdos, Gaidhouronisi, Koufonisi, Dhia, Dionisades.
Bu adaları, “kıytırık kara parçaları” olarak kabul etmeyin!
Her biri Büyükada kadar, Kaş’ın önündeki Meis kadar…
Sözü, Ümit Yalım’a bırakmadan önce şunu belirteyim.
Yunanistan tarafından işgal edilmeden önce bu Türk adaları “sit alanı” kapsamındaymış.
Bu nedenle bırakın bu adalara yerleşmeyi, adalara günübirlik seyahat etmek bile yasakmış.
Yunanistan buraları bir güzel işgal etmiş, askerini yerleştirmiş, bayrağını dikmiş, arzu eden Yunanlıları da bu adalara yerleştirerek yaşam başlatmış.
Yunanistan Genel Kurmay Başkanlığı, bu adaların nasıl işgal edildiğini, Yunan askerlerinin adalara nasıl yerleştirildiğini internet sitesinde övüne övüne anlatıyor…
Anlayacağınız, işin gizlisi saklısı yok!
Şimdi resmiyette Türk toprağı görünen bu adalara ancak pasaportla girilebiliyor.
Hani son yılların dillerden düşmeyen “eşbaşkanlık” safsatası var ya, şimdi Ege’de resmen olmasa da fiilen “eşbaşkanlık” uygulanıyor.
Yani?
Yani, Muğla’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin belediye başkanı ve valisi görev yapıyor, Muğla sınırları içinde bulunan işgal altındaki Türk adalarında ise Yunanistan Devleti’nin belediye başkanı ve valisi var.”

İşte Ümit Yalım’ın söyledikleri!


*16 ada ve 1 kayalığın Lozan’da verildiği iddia ediliyor… Bunlar, ihanetin üstünü örtmek için ortaya atılan iddialar. Bu adalar, Kanuni Sultan Süleyman ve IV Mehmet döneminde fethedilen, Atatürk ve İnönü’nün Lozan’da vermediği adalardır. Ayrıca bu adalar da dahil olmak üzere 800 civarında ada, adacık ve kayalık, 1936 yılında dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin envanterine kaydedilmiştir. Hepsinin kaydı vardır.

*Bu adalar, 2004 yılında işgal edildi, beş yıl sonra 2009 yılında da ilhak edildi. Siyasi iktidar, işgalin önlenmesi için Silahlı Kuvvetler’e direktif vermedi. Diyeceksiniz ki, Yunanistan’a nota verdi mi? 2004 yılından bugüne aradan 11 (şimdi 16 ) yıl geçti, AKP Hükümeti bu adaların işgali, ilhakı, boşaltılması için Yunanistan’a tek bir nota dahi vermedi.

*İktidar, vatan topraklarını Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi almak için verdi ve 17 Aralık 2004 tarihinde AB’den müzakere tarihi alındı. Bilinen sebep bu!

*Türkiye Cumhuriyeti batıdan bölündü ve cumhuriyet tarihinde ilk defa toprak kaybetti. Türkiye’nin batısında iki devletli düzen kuruldu. İzmir, Aydın ve Muğla illerimiz; birisi Türk diğeri Yunanlı olmak üzere ikişer vali ve ikişer belediye başkanı tarafından yönetilmektedir. Vatan topraklarında Yunan bayrakları dalgalanmakta ve Yunan askerleri elini kolunu sallayarak dolaşmaktadır.
*Yunanistan, adaların kendisine ait olduğunu iddia ediyor. Ancak ellerinde tek bir somut belge yok. Halbuki bu adaların bize ait olduğunu gösteren başta Lozan Barış Antlaşması’na ekli harita, İngiliz ve Amerikan haritaları olmak üzere çok sayıda uluslararası harita var.

*Adalara büyüklük küçüklük açısından bakmak, yanlış bir bakış açısıdır. Çünkü deniz ve hava hukukuna göre, adaların etrafında 6 millik karasuları ile hava sahası vardır. Ayrıca karasularına ilave olarak bitişik bölge, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge de vardır. Örneğin, hali hazırda Yunanistan’ın egemenliğinde gözüken Taşoz Adası’nın hemen yakınında petrol ve doğalgaz çıkarılmaktadır.

*Bu adaları hukuken geri almamız mümkün değil. Çünkü aradan 10 yıl geçti. Yunanistan’ın bu toprakları kendiliğinden geri vermesi de uzak bir ihtimal. Ancak savaşarak geri alınabilir. Burada temel soru, savaşmadan verdiğimiz vatan parçasını savaşarak geri almak durumunda kalacak olmamızdır. Siyasi iktidar, kendisinden sonra gelecek hükümete çok ağır bir yük bırakmış durumundadır.

*Bu konudan muhalefetin haberi var mı? Evet, var… Sayın Kemal Kıçdaroğlu’nun da, Sayın Devlet Bahçeli’nin de haberleri var. Ama nedense konunun üzerine gitmiyorlar. Türkiye’nin eli kolu bağlanmış durumda. 

İktidar da biliyor, muhalefet de

31 Ocak 2015 tarihli yazımı şöyle sonlandırmıştım:

“Sevgili okurlarım, halimizi görüyorsunuz…
Memleket, ada ada elden gidiyor.
İktidar, inanılmaz bir sessizlik içinde.
Ümit Yalım’ın söylemesine göre, durumdan Kemal Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli’nin de haberi var, onlar da seslerini çıkarmıyorlar.
Sanırım ülkemiz, “kutsal ittifak”a teslim edildi.
Kavgaları, görüntüde…
Özde, zihniyetleri aynı!
Bakalım bu işin sonu nereye varacak?”

Adalarımıza ancak pasaportla girebiliyoruz

Yunanistan tarafından işgal ve ilhak edilen adalarımızın sayısı 16 idi, en son Ardıççık Adası da işgal edildi, sayı 17 oldu.

Yunanistan bu adaların hepsini “oturulur” hale getirdi.

Belediye teşkilatları kurdu…

Askeri üsler kurdu…

İskele ve helikopter pistleri yaptı…

Okullarını ve kiliselerini açtı…

Oteller moteller yaptı, turist kabul ediyor…

Hatta bazılarında hapishane bile var.

Tapusu bizde, bakınca “vatan toprağı” görünüyor, ama Yunanistan buraları kendi egemenliği altına aldı.

Bu 17 adamızda Yunan Bayrağı dalgalanıyor, bizler kendi adalarımıza ancak pasaportla gidebiliyoruz.

Yüreğimizi yakan da bu!

Bizim Eşek Adası, ilhak edilen adaların simgesi oldu

Eşek Adası, Aydın’a bağlı…

Aydın tapu kayıtlarına bakın, görürsünüz.

Bu adamız, Yunanistan tarafından ilhak edilen 17 adanın simgesi oldu.

Yunanistan’da kuvvet komutanı değişiyor, ilk ziyaretini Eşek Ada’sına yapıyor.

Savunma bakanı değişiyor, yeni bakan soluğu bizim Eşek Adası’nda alıyor.

Eşek Adası, Yunanistan Başbakanı’nın da ilk ziyaret yeri…

Bırakın hepsini, Yunanistan’da geçenlerde cumhurbaşkanı değişti, çiçeği burnunda Cumhurbaşkanı KaterinaSakelaropulu ilk ziyaretini bizim adaya yaptı.

Hem Yunan milletinin gururunu okşadı, hem de Türkiye’ye karşı gövde gösterisinde bulundu.

Helikopterden indi, askeri törenle karşılandı ve anı defterine şunları yazdı:

“Adanın fahri vatandaşı olma onuruna eriştiğim için teşekkür ederim. Bu ada Yunanistan’ın ayrılmaz bir parçasıdır. Egemenlik haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz, ulusal topraklarımızı vermeyeceğiz…”

Eşek Adası deyince, öyle “kaya parçası” falan sanmayın.

İstanbul Büyükada’nın iki misli büyüklüğünde…

Türkiye’nin toprağı, ama Yunanistan önce işgal, sonra da ilhak etti burayı.

Resmen Yunan Bayrağı dalgalanıyor.

Kuvvet komutanları gidiyor, gövde gösterisi yapıyor…

Genelkurmay başkanı gidiyor, gövde gösterisi yapıyor…

Başbakan gidiyor, gövde gösterisi yapıyor…

En son Yunanistan’ın ilk kadın Cumhurbaşkanı Katerina Sakelaropulu da gitti, gövde gösterisi yaptı, kendini Eşek Adası’nın fahri hemşerisi ilan etti, “Bu ada Yunanistan’ın ayrılmaz parçasıdır” diyerek adeta Türkiye’ye meydan okudu.

Bütün bu olup bitenler, “yenilir yutulur” değil.

Kanımıza dokunuyor…

Kafamızı Irak, Suriye ve Libya’ya gömdük, burnumuzun dibindeki adalarımızı Yunanistan işgal ve ilhak ediyor, görmüyoruz.

Görüyoruz da, sesimizi çıkarmıyoruz…

Neden?

17 adayı Yunanistan’a verdiysek, iktidar çıksın, “Verdik” desin.

Muhalefet de “Evet, bu 17 adanın Yunanistan’a verilmesinden haberimiz var” açıklaması yapsın.

İktidar susuyor, muhalefet de susuyor.

“Aralarında kutsal ittifak var” demem, bundan.

Bu durum, kanımıza dokunuyor.

O soruyu bir kez daha soruyorum:

Irak, beka sorunumuz da…

Suriye, beka sorunumuz da…

Libya, beka sorunumuz da…

Ege’deki 17 Türkiye adasının Yunanistan tarafından işgal ve ilhak edilmesi “beka sorunumuz” değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Gölcüklü - -) İlçe ile diğer ilçeler arası toplu ulaşımın geliştirilmesi, ulaşım süresinin kısaltılması, durak yanaşma imkanlarının iyileştirilmesi ile ilgili çalışma var mı ?

3-) Gölcük, Karamürsel, Gebze arasına yapılması planlanan otobüs tam fiyatı 25 TL olarak belirlenmiş olup bu bedel oldukça yüksektir. Daha önce İzmit Pendik arası tren ücretinin 10TL olduğunu, Belediye otobüs ücretinin Sabiha Gökçen İzmit arasının 17 TL olduğunu ve belediyenin aslı görevinin kamu yararı gözetmek olduğunu hatırlatmak isterim.

4-) Yıkılan küçük sanayi bölgesinde molozların ne zaman kaldırılacak? Yıkılamayan binaların niye yıkılmadığının ve binaların yıkım işi ihalesine dahil olup olmadığını halka açıklanması mümkün mü?

5-) D-130 yoluna alternatif olarak ilçe içine yapıldığı söylenen yolun getireceği trafik karmaşası için hangi çözüm önlemleri alındı? Bu yolun en az bir şeridinin bisiklet yolu olarak düzenlenmesi mümkün değil mi? Burada araç trafiğini artırmak halkın daha fazla eksoz gazı solumasına, daha fazla gürültüye maruz kalmasına sebep olmayacak mı? Bu yolun kaldırımları ağaçlandırılmayacak mı? (daha önce kaldırımlarda ağaç vardı) .Bu ağaçlar daha özenli bir çalışma ile korunamaz mı idi? Bu kaldırımda şimdi ağaç yok. Kaldırıma dökülen kumlar bile süpürülmedi.

6-) Gölcük içinde yıkılıp (Eski Adı Gazi Okulu) , varisleri tarafından mahkeme süreci başlatılan okulun tekrar yapılmasına ne zaman başlanacak? (AVM yapılacağı söylenerek yıkılan okul öğrencileri artık servis ile okuluna gitmek zorunda.)

7-) İhsaniye otoparkı ne zaman kullanıma açılacak? Bu kadar yatırım ve çekilen eziyet boşa mı gitti?

8-) Temizlik firmasında alınan ve Şahsınızın makam aracı olarak kullandığı araç firmaya iade edilecek mi? Firma bu bağışı ne karşılığında yapmıştır?

9-) Necati Çelik hastanesi yakınında büyükşehir belediyesi tarafından “ücretsiz otopark” tabelası asılmış alan toprak dolgu yapıldığı için araçlar artık burayı kullanmıyor. Bu konuda bir çözümünüz olacak mı?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 22 Temmuz 15:41
01

Can Sıkıcı Sirtaki - her sene bir kaç kez hem eğenin en üst tarafına cunda ve ayvalık tarafı hemde izmir tarafına denize gezmeye gidiyorum akşam oldumu yanan ışıklar ve eğlencenin gürültüsünü yunanın sirtaki oyununu sabahsa horuzların sesini duyorsunuz oralar bizim masada kaybettiğimiz dünyanın turist merkezleri olan adalar denize atlasan iki kulaçta adalardasın asas hiç bir degeri olmayan adalar değil insanın canını yakan bu masada kaybedilen adalar keşke oralar için kendimizi biraz parçalasak ve nasıl elimiz ile verdiklerimizi yazsak

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 22 Temmuz 10:22
03

Lazo - @Can Sıkıcı Sirtaki 01 nolu yoruma cevabı: Hatta gidelim 2.Abdülhamit'in kaybettiği topraklarıda geri alalım.Yaklaşık 1.600.000 kilometre kare

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Temmuz 11:29
02

Lazo - @Can Sıkıcı Sirtaki 01 nolu yoruma cevabı: Madem bölgesel güçmüşüz gidip alalım ozaman.Bizi tutanmı var?

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 22 Temmuz 11:25


Anket Size göre en güvenli ulaşım aracı hangisi?