Kurban ve Kurban Bayramı

İşte gene bir mübarek kurban bayramımız kapımıza dayandı. Kalplerimiz bayram heyecanı ile çarpmakta, gönüllerimiz bayram neşesi ile coşmakta, yuvalarımız bayram havası ile şenlenmekte ve çocuklarımız bayram coşkusu ile cıvıldamakta. Bayram deyip de geçmeyelim. Dini bayramlarımız her türlü kin, düşmanlık, çekememezlik, kıskançlık gibi kötü duyguların yok olduğu yerine sevginin, saygının, yardımlaşmanın konulduğu günlerimizdir. Bayramda küsler mutlaka barıştırılmalı, büyükler ziyaret edilmeli, küçükler sevindirilmeli insanlar birbirinin dertlerini kendine dert edinerek onu halletmeye çalışmalı, hastalar ziyaret edilmeli, birbiri ile bayramlaşmalı ve tebrikleşmelidir. Kötülükler bırakılmalı, iyilikler yapılmalıdır.

Yalnız korona virüsü nedeniyle ziyaretlerde ve kurban kesiminde mesafeye, maske takmaya, toplantılardan uzak durmaya ve temizliğe dikkat etmemiz gerekir. Telefonla bayramlaşmalıyız.

Kurban bayramının en mühim özelliği bu bayramda kurban kesilmiş olmasıdır. Çocukluğumuzun kurban hatıralarını hiç unutamadığımız gibi çocuklarımızı da kurban hatıraları ile kurban keserek süslemiş olalım. Fıtır sadakası vermekle mükellef olan kimseye kurban kesmek de vaciptir. Fakirlere kurban kesmek vacip değildir. Kurbanın esas hikmeti yoksulluğu nedeniyle eti yeterince alamayan yoksulların doyasıya senede bir defa da olsa et yemesidir.

Kurban ibadet niyetiyle, kurban bayramının üç günü içinde, kurban olacak hayvanları kesip kan akıtmaktır. Koyun, keçi, sığır ve deve kurban olabilir. Koyun ve keçi bir kişi için deve ve sığır yedi kişiye kadar kurban olabilir. Bu hayvanların sağlam, ayıpsız, kusursuz ve güçlü kuvvetli olması şarttır.

Kurban etinin hepsini yoksullara vermek veya hepsini yemek caizdir. Fakat sevap olanı üçe bölüp bir bölümünü yoksullara, bir bölümünü eşe dosta hediye etmek, diğer parçasını ailesi için çoluk çocuğu için bırakmaktır. Diri olarak kurban fakirlere verilemez. Ancak adına kesmesi için vekâlet verilebilir. Kurbanın derisi satılamaz, yoksullara veya hayır kurumlarına verilir.

Kurban kesmekle hem Allah’ın emri yerine getirilmiş ve bu yüzden sevap kazanılmış olur, hem de yoksullara yardım edilmiş olur. Kurban kesebilecek durumda olup da kurban kesmemek günahtır.

Yalnız kurban keserken çevreyi kirletmemek ve hoş olmayan görüntülere meydan vermemelidir. Kurban kesimi yetkililerce hazırlanmış uygun ve temiz yerlerde yapılmalıdır. Gelişi güzel yerlerde kurban kesilerek kurban artıklarının atılması, görüntü bozukluğu yanında pis koku ve mikropların üremesine neden olur.

Bir de kurban bayramında kurban niyetiyle kesilen kurbanların dışında adak kurbanları vardır. Herhangi bir konuda kurban kesmeyi adamış olan kişi kendisine kurban kesmeyi vacip yapmıştır. Kurban bayramında kesilen kurbandan hariç olarak bu kurbanın da kesilmesi lazımdır. Yalnız adak kurbanları senenin herhangi bir zamanı kesilebilir. Fakat kurban bayramında kurban niyetiyle kesilen kurban etini yeme ile adak kurbanı etini yeme arasında bir farklılık vardır.  Kurbanın etini kurbanı kesen ve aile fertleri yiyebildiği halde adak kurbanının etini yiyemezler. Adak kurbanının yoksullara ve başkalarına dağıtılması şarttır.

Kurban bayramının diğer bir özelliği de farz olan haccın bu bayram günlerinde yapılmış olmasıdır. Bu bayram günlerinde dünyanın her tarafından koşup gelen Müslümanlar Mekke’de Kâbe etrafında toplanarak Beytullah’ı tavaf ederler. Bir Allah’a inanan, aynı gayeye yönelen müminlerin, bir anda aynı yerde toplanmaları ne büyük anlam taşır. Bembeyaz örtüler içindeki yüz binlerce insanın harem-i şerifte hep beraber namaz kılmaları Kâbe’de, Mina’da, hele de Arafat’ta aynı günlerde ve aynı kıyafette toplanarak Yüce Allah’a dua ve niyazda bulunmaları ne muhteşem bir tablodur. İnsanlara kıyameti, öldükten sonra dirilmeyi ilahi adalet gününde toplanmayı ve hesap vermeyi hatırlatan bu manzara, ruhları arıtan ve imanı coşturan ilahi bir tecellidir. Bu ibretli hac manzarası insana, dünyadan böyle beyaz, sade bir örtü ile ayrılacağını, mal, mevki ve her şeyin burada kalacağını hatırlatıyor. İslam’ın beş şartından birisi olan bu hac ibadeti her müslümana farz olmayıp yalnız mali yönden gitmeye muktedir Müslümanlara farzdır.

Bayramların bizlere yeni bir gayret, dini ve dünyevi çalışmalarımıza yeni bir hız, kalplerimizdeki iman nuruna yeni bir parlaklık kazandırması bakımından önemi çok büyüktür. Bu nedenle kurban bayramımızı en iyi şekilde değerlendirerek onu bayram olarak yaşamayı ve yaşatmayı bir fırsat bilmeliyiz.

Bayramlar barış, huzur, kardeşlik, dostluk, dayanışma, paylaşma, sevgi ve mutluluk günlerimiz olmalıdır.  Yunus Emre bir şirinde bu durumu ne güzel ifade etmiştir:

Ben gelmedim davi için

Benim işim sevi için

Dostun evi gönüllerdir

Gönüller yapmaya geldim.

**

 Bir başka şiirinde de şöyle der:

Sevelim, sevilelim

Bu dünya kimseye kalmaz.

Şu geçici dünyada kötülük değil, iyilik yapalım. Sevelim ve sevilelim.

Bu mutlu bayramın asil milletimiz için birlik ve beraberliğe, bütün Müslümanlar ve insanlık âlemi için barış, sağlık ve huzura vesile olmasını dilerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Kayadibi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli'de su fiyatını pahalı buluyor musunuz?