Reklamı Kapat

Atatürkçü ilahiyatçılardan “Ayasofya” uyarısı

Kendilerini böyle tanımlıyorlar.

“Atatürkçü ilahiyatçılar”…

İsimleri Nazif Ay, Mehmet Ali Öz, Yusuf Dülger.

Ayasofya konusunda ortak bir açıklama yaptılar.

Bu açıklamaları, Danıştay kararından sonra, 24 Temmuz açılış töreninden önceydi.

Açıklama yaptılar, ama bu açıklamayı yayınlama cesareti gösteren yayın organı pek olmadı.

Yayınlayanlar da birkaç cümleyle geçiştirdiler.

Açıklamayı başından sonuna kadar okudum, satırbaşlarını sizlerle paylaşmak istiyorum:

*Ayasofya konusunda görüş ve öneri paylaşmak, bizler için milli ve dini bir görevdir.  

*Her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik sahası içinde olursa olsun bu yapının bir uygarlık mirası ve bir ortak değer olduğu gerçeği unutulmamalıdır. İslam âlemi için mübareklik atfedilen Ayasofya, ‘kutsal bilgelik’ anlamındaki ismiyle, onu inşa eden Ortodoks Hristiyan medeniyetine de aitlik mesajı vermektedir.

*Fatih Sultan Mehmet’in, fethin akabinde burayı kendi özel malı olarak vakıf mirası vasfıyla şahsına ait kılan tasarrufunun hukuken ve dinen ne kadar doğru olduğu sorusu hâlâ tartışma konusudur. Günümüz siyasi literatüründe ise fetih kültürünün ve Ortodoks mezhebine ait bir dini mekânın başka bir dine mal edilmesinin moral değerlerde, hukukta ve devletlerarası ilişkilerde bir kıymetinin olmadığı tartışmasızdır. Yapımını Ortodoks Hristiyan din mensuplarının üstlendiği bir tapınağın, yaptım oldu mantığıyla ve emri vaki suretiyle İslam’a ait kılınmaya çalışılması gayrimüslimleri rencide edecek ve İslamofobi denilen İslam korkusu veya İslam düşmanlığı bağnazlığını canlı tutacaktır. İbadetlerin gösterişe ve siyasete alet edilmesi, tüm samimi inançlıları rahatsız edecek ve din adına savaştıklarını ileri süren radikal unsurlara yanlış mesaj verme tehlikesi ortaya çıkacaktır.

Evrensel değerler yok sayıldı

*Ayasofya, evrensel değerler yok sayılarak camiye dönüştürüldü. Bu davranış, sözlük anlamı 'barış' olan İslam’ın uzlaşma ve adalet mesajlarına darbe vurur nitelikte bir tercihtir. Ayrıca Kur’an’da, Hac suresinin 40. ayetinde: 'Onlar sırf 'Rabbimiz Allah’tır' dediklerinden dolayı haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmıyla diğer kısmını engellemesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler -ki oralarda Allah’ın adı çokça anılır- yıkılır giderdi. Allah kendi dinine yardım edenlere muhakkak yardım edecektir. Kuşkusuz Allah güçlüdür, mutlak galiptir” denilerek diğer dinlerin ibadethanelerine zinhar dokunulmaması ve değiştirilmemesi emredilmektedir. Allah’ın kesin emrini bilen İkinci halife Hz. Ömer, Kudüs’ün fethinden sonra, hem de orada ikamet eden saygın Hristiyan din adamlarının ısrarına rağmen namazını bir kilisenin içinde kılmamıştır. Gerekçesini soranlara: “Ben burada namaz kılsam, başkaları da ‘madem Ömer burada namaz kıldı, o halde biz de burayı kiliseden camiye çevirelim’ derler diye endişe ediyorum” cevabını vermiştir. Aynı kaygıyı, 1922 mübadelesinden sonra Yunanistan’ın Türklere ait birçok cami ve mescidi kiliseye çevirme politikalarına tepki gösteren Atatürk de bu coğrafyada hissetmiş, düşüncelerini Yunanlı iş insanı BodosakisAthanasiadis’e hiddetli şekilde şöyle ifade etmiştir: 'Sizinkiler, Selanik’te Türklere ait ne varsa yok etmekte acele ediyorlar. Biliyorsunuz ben muhacirim/ göçmenim ve aslen oralıyım. Bu olayların neden ileri geldiğinin farkındayım. Fakat size şunu söylemeliyim ki, bu tür davranışlar sadece kötü örnek oluştururlar.

Atatürk, Ayasofya’nın saygınlığını korumuştur

*Atatürk, insanlık mirasının isteği, dinin emri ve siyaset geleneğinin gereği olarak Ayasofya’yı müze statüsünde tutarak aslında hiçbir din bağlısının onurunu kırmamış ve Ayasofya’nın saygınlığını korumuştur. Toplumu ayrıştıran ve inançlar üzerinden maddi manevi çıkar sağlayan anlayışla inşa edilen yapıların 'Takva (Allah’a saygı) üzerine kurulu ibadethane olmayıp, Hz. Muhammed’in yaşamında görmek istemediği 'Mescidi dırar' hükmünde olacağını bilen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Ayasofya’ya verilebilecek en uzlaşmacı statüyü vermiş ve dinin yüce hedefi olan barışı sağlamıştır.

Emevi Camii’nin Katedrale çevrilmesi, örnek gösterilmemeli

*Bu noktada hiç kimse olumsuz uygulamaları, mesela İspanya’nın Kurtuba/ Cordoba kentindeki Emevi Camii'nin aşırı Hristiyan anlayışıyla katedrale çevrilmesini uygun örnek olarak öne sürmemelidir. Zira iki yanlıştan bir doğru çıkmaz. İslam hukuku mecmuası Mecelle’de yer alan: 'Bâtıl, makusun aleyh olmaz, ya da sui misal emsal olamaz' kaidesince, kötüden ve kötülükten örnek olmaz kuralı unutulmamalıdır.

Sadece bir dinin ibadetine özel kılınması, onarılmaz bir hata

*Son olarak; Mustafa Kemal Atatürk’ün ferasete, basirete, engin bilgi ve tecrübeye, ayrıca tarihi sorumluluğa müstenit olan 'Ayasofya’nın müze olarak varlığını sürdürme' kararının takip edilmesini, böylece devletimizin öngörülemeyen cenderelere sürüklenmemesini ve uluslararası alanda hukuki problemlerle karşılaşmamasını arzu etmekteyiz. Danıştay 10. Daire kararında, Osmanlı vakıf hukukuna vurgu yapılıp, pozitif bilimden güç alan medeni kanundaki miras hukukunun göz ardı edilmesini kabul etmiyoruz, çünkü bu vurgu sebebiyle Ayasofya’nın ibadethaneye çevrilmesinden cesaret alarak, esas vasfı olan kiliseye dönüştürülmesi için harekete geçecek dış baskılara şimdiden fırsat verilmesini istemiyoruz. Atatürkçü İlahiyatçılar olarak hassasiyetimizin, devlet yönetiminde olması gereken soğukkanlılıkla dikkate alınmasını bekliyoruz. Aksi halde, bir insanlık mirası olan Ayasofya’nın sadece bir dinin ibadetine özel kılınmasının büyük ve onarılmaz bir hata olacağını hatırlatıyor, önümüzdeki süreçte konunun takipçisi olacağımızı kamuoyunun yüksek bilgisine saygıyla sunuyoruz.

Bu tartışma bitmez

Sevgili okurlarım, üç Atatürkçü ilahiyatçının “Ayasofya” konusundaki açıklamasını okudunuz.

Farklı bir bakış açısı.

Bu tartışma zaten burada bitmez.

Arı kovanına çomak soktular.

Bir tarafta,“doğrular, gerçekler”…

Diğer tarafta,“din kullanarak siyasi rant elde etme” çabaları ve Cumhuriyet’le hesaplaşma…

Başka sorunumuz kalmadı, bunlarla uğraşıyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Muammer - Karşı tarafla dost olabilmek için sürekli taviz vermekten bahsediyorsunuz, kimse demiyor ki silahları kuşanıp şu adamlarla savaşalım ama adamlar biz ne taviz verirsek verelim düşmanlıktan vazgeçmiyor ki. Yunanistan Ege'de, Akdeniz'de hangi uluslararası hukuk normlarına göre hak ilan ediyor mesela. Adamlar hukuken hakları olandan kat be kat fazlasını istemekte diretiyor, Fetöcüleri, Pkk'lıları koruma altına almış, Batı Trakya'da Müslümanlara kan kusturuyor, Lozan'ın maddelerini işine geldiği şekilde yorumluyor ya da yok sayıyor ve bu politikasından da hiç bir taviz vermiyor.

500 küsur yıldır elimizde olan Ayasofya için ortalığı ayağa kaldıranlar, 100 yıllık bir mesele bile olmayan Azerbaycan topraklarının, Filistin topraklarının, Irak topraklarının vs. işgali için ise seslerini çıkarmıyorlar nedense. Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan ediyor kafasına göre. Afrika'nın zaten anasını ağlattılar, oradaki insanları açlığa terk edip kendileri Paris'in ışıltıları sokaklarında dünyaya medeniyet satmaktalar. Daha neler neler, sizin taviz verelim dediğiniz adamlar Arap coğrafyasından da liderler satın alarak bu dünyada yapmadıkları köpeklik kalmadı neredeyse, üstelik bu köpekliklerinden de bir adım geri adım atmıyorlar.

Sizi üzen ne varsa onları da üzüyor ama Ayasofya konusunda sizi Yunanlılardan, Amerikalılardan daha üzgün gördüm. Sizleri bu hukuk tanımaz zalimlerle ortak noktada buluşturan şey nedir acaba? Kendine bu soruyu sor, sakın insani değerlerde buluşuyorum deme, karşındaki adamların insanlığa karşı işlediği suçlar ortada çünkü.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 29 Temmuz 19:26


Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?