Reklamı Kapat

İkinci dalga mı ikinci zirve mi?

Koronavirüs salgınının eylül ayında yeniden yayılacağı ve şu anda stabil görünen vaka ve ölüm oranlarının yükseleceği konusunda tüm dünya genelinde bi...

Koronavirüs salgınının eylül ayında yeniden yayılacağı ve şu anda stabil görünen vaka ve ölüm oranlarının yükseleceği konusunda tüm dünya genelinde bir öngörü hakim. Uluslararası kurumlar ve ülkelerin yetkilileri sıklıkla bu konuyu gündeme getiriyorlar. Eylül ayına dikkat çekilmesinin nedenleri arasında, tüm dünyadaki normalleşme süreçlerindeki dikkat oranlarının azalacak olması da projeksiyonların bir parçası. İnsanlar maske, mesafe ve hijyen konusunda yeni standartları ne yazık ki bir türlü içselleştiremiyorlar. Alışılagelmiş rahatın yerini zaruri bir kısım kısıtlamalar aldığı için, çağımızın konfor hastalığına tutulmuş milyarlarca insan kısa sürede gevşiyorlar maalesef.

Ancak salgının eylül ayında yükselecek olması sadece insanların davranışlarıyla ilgili bir durum değil. İşin bir de biyolojik tarafı var. Yani boş muhabbet kaldırmayan, buz gibi gerçekler. Kış aylarıyla beraber insanların vücut dirençleri bir parça düşüyor iklim şartları sebebiyle. Ayrıca nezle ve grip gibi hastalıkların mevsim şartları gereğince yayılacak olması sebebiyle sağlık kuruluşlarında yaşanacak olan yoğunluklar, solunum yoluyla geçen bu hastalığın hem bu mevsim hastalıklarının semptomları hem de sağlık kuruluşlarında gerçekleşecek kalabalık sebebiyle artmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Öte yandan havalar soğuduğu zaman insanlar mecburen kapalı ortamlarda daha çok zaman geçiriyorlar. Sahil, plaj, park gibi açık alanlarda bulunmak mümkün olmuyor; binaların içinde kalabalık şekilde bulunmak bu hastalığın yayılımını arttıran en temel faktör. Günümüzde kapalı alanların hepsinin sahip olduğu havalandırma sistemleri de içerideki havayı devir daim etme prensibine göre işlediği için, bu tip bir ortamda bulunan taşıyıcının enfekte edebileceği insan sayısı yaz aylarına göre çok çok daha fazla.

Salgının eylülde artacak olmasına ikinci dalga tabiri kullanılıyor olmakla beraber, esasen bu yanlış bir isimlendirme. Zira ikinci dalga dediğimiz şey, salgının tamamen bitmesi ya da tamamen kontrol altında olarak yok olmaya doğru gitmesinin akabinde yeniden yayılması için kullanılan bir tanım. Vietnam ve Güney Kore gibi ülkelerde yeniden salgının yayılması ikinci dalga olacak çünkü pandemiyle mücadele konusunda bu ülkeler çok büyük yol aldılar. Ancak ülkemiz başta olmak üzere Avrupa ve ABD’de yaşanacak olan artışlar salgının birinci dalgasının ikinci zirvesi olacak. Çünkü biz salgını kontrol altına almayı başaramayan coğrafyalarız. Birinci dalga halen sürüyor, yaşayacağımız süreç ilk dalganın ikinci bir zirve süreci olacak.

Salgın Azalmadı Ekonomi Çöktü


Hayatın yeniden normalleşmesi insanların çoğunun gözünde hastalığın öneminin kalmadığı, salgının azaldığı gibi bir şekilde anlaşılıyor. Bu durum sadece ülkemizle sınırlı değil, hayatı yeniden normalleştirme adımları atan tüm ülkelerde aynı şekilde bir algıya sebep oluyor. Ancak işin acı gerçek tarafı, ekonomiler böyle bir kapanma sürecini taşıyacak kadar güçlü olmadığı için mecburen “alavere dalavere Kürt Memet nöbete” misali sıradan vatandaşlar salgının ortasında hayatlarına devam ettirilerek ölüm riskiyle burun buruna bir şekilde ekonomiyi ayakta tutmak için sokaklara salındı.

ABD’de başkanlık seçimlerinin yaklaşıyor olması sebebiyle dünyanın baş belası Donald Trump, bu sürecin ekonomik yansımaları yüzünden seçimi kaybedeceğini öngörerek işi politik bir kavga noktasına kadar getirdi. Yüz milyonlarca Amerikalı bugün ülke salgının pençesinde kıvranırken ekonomiyi yaşatmak için normal hayata dönmek zorunda kaldılar. AB’nin salgının etkileriyle mücadele için hayata geçirdiği yüz milyarlarca Avroluk ekonomik paketlerin geri dönüşü için tüm AB ülkeleri aynı şekilde insanları hayatın içine saldılar çünkü Almanya artık AB’nin tüm ekonomik yükünü sırtlamak istemiyor. Ülkemizde de durum benzer, ekonomimiz bir süre daha insanların evlerinde kapalı kalmasını kaldıramayacağı için bir şekilde normal hayata dönüş kararları alındı.


Bugün gelinen nokta bizlere gösteriyor ki finans kapital odaklı bir dünya düzeninin öncelikler hiyerarşisinde insan yaşamı ne yazık ki listenin çok gerilerinde. Üretim adetleri, karlılık yüzdeleri, excel tabloları, dış borç faizleri, enflasyon oranları derken insan canı listede kendisine mesnetli bir yer bulamıyor. Bu söylediğim bir kapitalizm eleştirisi değil, liberal değerlerden; insanların temel haklarından kopartılmış bir düzenin eleştirisidir.
Kapitalizm kötü bir şey değildir ancak vahşi kapitalizm kadar da dünya kötü bir şey görmemiştir.
Nasıl ki milliyetçilik, vatanseverlik ne kadar güzelse; ırkçılık o kadar kötü bir görüşse, burada da durum benzerdir.
Nasıl ki sosyal adalet ve sosyal kaygılar ne kadar güzelse; sosyalist popülizm o kadar kötüyse, bu da aynı durumdur.
Nasıl ki liberallik ne kadar güzelse; liboşluk o kadar kötüyse, bu da aynı durumdur.

Kimin Ekonomisi?

Ekonomi dediğimiz şey esasen belirli bir sınırlar içinde ki bu bir şirket, bir ülke, bir şehir veya tüm dünya olabilir; üretilen mal ve hizmetlerin toplam değeri demektir. Ancak bugün ekonomiden anlaşılan para sahiplerinin kendi kartellerinin ne kadar kazandığı ve yürüttükleri finansal operasyonlarla siyasi dengelerin toplamından ibaret.

Dünyanın hiçbir köşesinde hiçbir sıradan insan kendi hayatı için yaşayamaz duruma geldi günümüz düzeninde. Amerikalı bir çiftçi, Türk bir çiftçiden daha refah içinde yaşıyor olsa da onun da ölçeklendirildiği zaman taşıdığı risk, yaşadığı sorunlar benzer şekildedir. Büyük başın derdi büyük olur misali onun kredi borcu, ipotekleri, verdiği üretim garantileri de onun ölçeğinde bir risktir. Elbette risk büyüdükçe gelir de büyümelidir ancak bir sıkıntı durumunda tamamen tepetaklak olma üzerine dengelenmiş bir oyunun tanımı; Ahmet Kaya ve Selda Bağcan’ın en güzel versiyonunu seslendirdikleri Hasan Hüseyin Korkmazgil şiirinde geçen “bu ne çıldırtan denge” cümlesindeki gibidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?