Reklamı Kapat

Sayın Cumhurbaşkanı ne diyordu, ne oldu?

AYASOFYA’nın ibadete açılması ve bu açılışta Diyanet İşleri Başkanı’nın büyük bir dil ustalığı ile “Atatürk’ü lanetlemesi” üzerine çok söz söylendi, çok yazı yazıldı.

Diyanet İşleri Başkanı’nı anlıyorum!

O, hem de üzerinde resmi giysileriyle, “Atatürk üzerine yalanları ve düşmanlıklarıyla” tanınan “Fesli Kadir” ile sıcak muhabbeti olan bir kişi! Hem, “Atatürk’ü zorla da sevdiremezsiniz.”

Geçmişte, Osmanlı Devleti’nin düştüğü o büyük çöküşün nedenlerini göremeyen, Osmanlı’yı paramparça eden SEVR ANTLAŞMASI’nı hiç eleştirmeyen kimilerinin, LOZAN YALANLARI ile Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’in kurucularına yönelik husumetini de “doğal” sayabilirsiniz!

Çünkü, “siyasal bilinç yoksunu” ve “okuyup araştırma engelli” kişilerin özenle yetiştirildiği, “Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Devleti” kimliğinin yok edilmek istendiği bir ülkede yaşıyoruz!

Çok küçük yaştan itibaren “yalanlarla beslenen” ve daha sonra “doğru bilgiye düşman” olan kitleleri hiçbir doğru bilgiye inandıramazsınız!

Örneğin; Duyun-u Umumiye egemenliğinde,“Yaprak-Tütün ve Müskirat İşletmesi” ni ele geçiren REJİ adlı konsorsiyumun, 2. Abdülhamit’ten aldığı “KOLCU KUVVETİ” kurma imtiyazı ile 20 binin üzerinde Türk tütün köylüsünün katledilmesi ve “ÇOKERTME” adlı türkünün bu katliama karşı yazılmış bir AĞIT olduğunu çoğu insanımız bilmez! Anlatsanız da inanmaz!

Bugün üzerinde yaşadığımız Anadolu ve Trakya toprakları, yüzyıllar boyunca nice farklı uygarlıklara sahne olmuş. Bu uygarlıklar buhar olup yok olmamış. Farklı uygarlıkların insanları “AKRABA” olmuş.

Biz, son yüzyılın Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak, bütün bu uygarlıkların mirasçısıyız. Bu topraklarda, farklı etnik kökenden, farklı inançlardan insan toplulukları bir arada ve barış içinde yaşamışlar.

İlginç olan şu ki; ne zaman “din üzerinden siyaset” yapılırsa o zaman barış bozulmuş.

Bu gerçeğin farkında olan kişilerden biri de sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’dır. O’nun ülke yönetimi sorumluluğu üstlendiği dönemde farklı inançların mabetleri onarılmış, birlikte yaşadığımız inanç toplulukları mutlu olmuşlardır.

Artık “FETİH DÖNEMİ” yüzyıllar öncesinin bir tarihi olayıdır.

İnançlar üzerinde insan topluluklarını rencide etmek, barışı yok ediyor.

Ayasofya, farklı bir inançtan bize “emanet” kalan bir mabettir. Biz, başka ülkelerdeki tarihi camilerin kilise yapılmasına nasıl tepki gösteriyorsak, onlar da ülkemizdeki benzer olaylara tepki gösterebiliyorlar.

Bu nedenle, sayın Cumhurbaşkanımız, yakın geçmişte Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi tartışmalarına, benim de aynen katıldığım çok güzel yanıtlar vermiştir. İşte, somut örnek;

Erdoğan, televizyonda, gençlerle buluştuğu bir programda aynen şunları söylüyor;

“Bu işin bir siyasi boyutu var. Yani, bir tarafta Sultanahmet’i doldurmayacaksın, “Ayasofya’yı dolduralım” Bu oyunlara gelmeyelim. Bunların hepsi tezgah. Orada, Kur’an tilaveti de yaptık. Belli bir bölümünde şu anda namaz da kılınıyor. Bunları aşmak bizim için sorun değil, aşarız. Ama getirisi-götürüsü nedir? Bunu da burada açıklamam doğru olmaz. Bunun bir götürüsü var. Bunun bizim için faturası çok daha ağırdır. Unutmayalım, şu anda dünyanın çok çeşitli ülkelerinde bizim binlerce camimiz var. Acaba bunu söyleyenler, bu camilerin başına ne gelir? Bunu düşünüyorlar mı? Ben bir siyasi lider olarak bu oyuna gelecek kadar tilavetimi kaybetmedim.”

Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu haklı öngörüsüne karşı, ne oldu, nasıl olduysa, Ayasofya sanki ilk kez İslami ibadete açılıyormuş gibi bir sonuç ortaya çıktı.

Bu sonucun ülkemize ve İslam dünyasına nasıl yansıyacağını yaşayarak göreceğiz!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Muammer - Kahvehane ağzı ile yazı yazılmaz. Yok ''Fesli Kadir''ile muhabbeti varmış Diyanet İşleri Başkanı'nın vs. Ben sana Cumhuriyet'in kurucuları ile ilgili bu şekilde o kadar çok örnek veririm ki bu cümleyi kurduğuna bin pişman olursun, o yüzden kahvehane ağzını bırak, Kadir Mısıroğlu'nun eleştirdiği Lozan'ın maddelerinin sen de neden doğru olduğunu açıkla. Lozan'ı belki de hiç okumadın.

Bir de Lozan kutsal bir metin değil ki, hakaret edilmediği sürece tartışılır, Kurtuluş Savaşı'nı veren kadrolar bu anlaşma yüzünden birbirine girmiş hatta hainlikle suçlamışlar. Bu tartışma yeni bir tartışma değil ki, imzalandığı günden beri tartışılıyor. Bırak birileri Lozan'ı eleştirsin senin gibiler de bu eleştirilere mantıklı cevaplar versin. Yaptığınız tek şey Sevr ile kıyaslamak Lozan'ı, böyle mantıksız bir kıyaslamamı olur, biri mağlup devletin imzaladığı anlaşma diğeri galip devletin imzaladığı bir anlaşma. Bu kıyaslamanız bile Lozan'ı eleştirenleri haklı çıkarıyor.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Ağustos 09:06
01

Serkan - Atatürkçüler Ayasofya artık bir dönüm noktası. Anlayın artık bu ülkede sizin hiç bir hükmünüz kalamadı. Diyanet işleri başkanına lanet gargarası ile bu işi hiç başka mecraya çekmeyin, sizim karın ağrınız, bu Müslüman ülkede halktan tabanı olmayan ideolojinizin artık bitmiş olması halın umurında olmayışı.

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 05 Ağustos 23:43


Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?