Reklamı Kapat

Siz daha neyi tartışıyorsunuz?

Bir ülkenin eğitim sistemi, o ülkenin geleceğidir.

Eğitilen insan gücü, sırası gelince ülkeyi teslim alır ve yönetir.

Eğer eğitim sistemin iyi ise…

İnsanlarını iyi eğitebiliyorsan…

Geleceğin teminat altında demektir.

Sözü eğitim sistemimize getirmek istiyorum.

Merak etmeyin, öyle uzun uzadıya anlatacak değilim.

Sadece birkaç rakam vereceğim, bu rakamlar her şeyi anlatıyor.

Geçenlerde ÖSYM (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi), sınav sonuçlarını açıkladı.

Sınava 2 milyon 295 bin 890 aday girmiş.

Şimdi sıkı durun, bu adaylardan…

*38 bin 219’u TÜRKÇE’de…

*68 bin 877’si SOSYAL BİLGİLER’de…

*261 bin 731’i MATEMATİK’te…

*190 bin 559’u FEN BİLGİSİ’nde…

Tek soruyu dahi bilemeyerek SIFIR çekmiş.

Bu sonuçlar neyi gösteriyor?

12 yıllık eğitim sisteminin çöktüğünü…

Öğrenciler liselerden böyle geliyor, üniversiteye giren giriyor giremeyenler o andan itibaren kelimenin tam anlamıyla sürünmeye başlıyor.

Meslek?

Meslek yok!

İş?

İş yok!

Üniversiteye girme başarısını gösterenlerin sürünmeleri ise 4-5 yıl erteleniyor.

Onlar da üniversite diploması alıyor, “diplomalı işsiz” oluyorlar.

Ülkemizin en temel sorunu eğitim olmasına rağmen, dikkat edin bu soruna kimse değinmiyor, herkes ne kadar gereksiz konu varsa onu tartışıyor.

Ne “işgücü planlaması” var…

Ne de ülkemizin ihtiyacı doğrultusunda eğitimin planlanması…

En gelişmiş ülkelerin yöneticileriyle görüşün, “Bu başarıyı nasıl yakaladınız?” diye sorun, size tek bir cümleyle cevap vereceklerdir:

“Eğitimi ilk sıraya koyduk, diğer sorunlar kendiliğinden çözümlendi…”

Eğitim bu kadar önemli.

Her şeyin başı eğitim!

Ama bizde eğitim, en son sırada.

Neden?

“Bu millet sürünmeye devam etsin” diye mi?

“Bu milleti kandırıp daha kolay yönetebilmek” için mi?

İlker Özben, yerli otomobil konusunda farklı düşünüyor 

Tam “Yerli otomobil mi, milli marka mı” başlıklı yazımın yayınlandığı gündü.

İlker Özben, “Sevgili dostum Tanzer Ünal, köşe yazını okudum. Aynı konuda farklı fikirlere sahip kişi olarak sana düşüncelerimden bahsetmek istedim. Bu yazımı okuyup değerlendirmeni rica ediyorum” diye mail atmış.

İlker Özben, “yerli otomobil üretmeden yerli marka yaratılamaz” görüşünde.

Yazdıklarını sizlerle paylaşıyorum. 

“Ben 73 yaşında eski ve emekli bir beyaz eşya bayisiyim. Arçelik marka beyaz ve kahverengi eşya firmasının ilk kuruluşundan 2000 yılına kadar İzmit’te yetkili bayisi olarak çalıştım.

Marka, rahmetli Vehbi Koç tarafından 1950’li yıllarda çelik büro eşyaları üretmek üzere kurulmuş ve rahmetli babam İrfan Özben ilk yetkili satıcısı olarak markayı İzmitlilerle tanıştırmıştı. İlerleyen süreçte 1960’lı yıllarda Çayırova’da kurulan dev fabrikada beyaz eşya üretimine başlanmıştı. 1970’li yıllardan itibaren ben de aktif olarak ticari hayatın içine girdim ve Arçelik bayiliğini 1999 depremine kadar sürdürdüm.

1990’lı yıllara kadar ‘’İthal ikamesi’’ rejimiyle yerli beyaz eşya üreticisi firmalar dış rekabete karşı gümrük duvarlarıyla korundu. O dönemlerde Türkiye’de yerli üreticiler ne üretirlerse, istedikleri fiyattan yabancı rekabeti olmadan iç pazarda rahatlıkla satabiliyorlardı ve maalesef ARGE yatırımı yapmadıklarından teknolojik ilerleme sağlanamıyordu.

Hiç unutmam; 1980 öncesi sendikal faaliyetlerin üst seviyede geçerli olduğu ülkemizde sıklıkla grevler yaşanıyordu. Böyle bir dönemde, beyaz eşya üreticisi firmalarımız da lokavt ilan etmişler ve Türkiye’de üretim durmuştu. İşte bu süreçte yurt dışında çalışan işçilerimize tanınan bir hakla dışarıdan kendi ihtiyaçları karşılığında yolcu beraberi mal getirmelerinin önü açılmıştı. Bu durum bir süre sonra yepyeni ve illegal bir ticari faaliyetin gelişmesine neden oldu.

Gümrüksüz ve işçi permisiyle getirilen bu mallar, çoğunlukla İstanbul’da ‘’Doğubank İş Hanı’’ diye tanınan bir merkezden neredeyse bütün Türkiye’ye dağıtım yapmaya başlamış ve bazı büyük şehirlerde yeni ‘’Doğubank’lar’’ türemeye başlamıştı.  Buralarda işlemler tamamen kayıt dışı yapılıyordu.

En kötüsü, bizim tüketicilerimizin davranışıydı. Ülke aleyhine olan bu yasa dışı satışlara büyük rağbet oluyordu. Yerli üretimde çalışan Türk işçisinin geleceğiyle kimse ilgilenmiyordu. Hatta bizzat işçiler bile bu kanallardan ürün satın almayı tercih ediyordu.

Peki, sebep neydi?

O yıllarda henüz kendini ispat edebilmiş, uluslararası piyasada kabul gören prestijli yerli bir markamız yoktu.

Gümrük birliği tartışmaları sırasında var olan yerli markalarımız gelecek kuşkusuyla yabancılara satılmaya çalışılıyordu.

Bunun bir istisnası vardı. Rahmetli Vehbi Koç’un Türkiye’nin üretim potansiyeline güvenmesi sonucu yerel bir markamız rekabete girdi ve başardı. Bugün dünyanın en önde gelen üreticilerinden biri artık bir Türk markasıdır. .Arçelik…  İkinci bir marka da Vestel onu takip etmektedir.

Otomobil üretiminde de Türkiye dünyanın sayılı üreticilerinden biri haline gelmiştir. Ancak, eksik olan bir TÜRK MARKASI’dır.

Şayet konvansiyonel içten yanmalı motorlu otomobil üretimi söz konusu olsaydı, çok geç kalındığını, hiçbir şansının olmadığını rahatlıkla kabul edebilirdim.

Ama elektrikli araç üretimi halen bakir bir alandır. Önemli olan kısmı, bataryasının üretimi gözükmektedir. Bu alanda halen tam sonuca ulaşabilmiş hiçbir üretici ortaya çıkmamıştır.

Türkiye bunu başarabilir.

Sıfırdan yerli bir markayı dünyaya kabul ettirmenin güçlüğü ortadadır.

Ama beyaz eşyada başarılabildiyse, altyapı olarak çok daha hazır olduğumuz otomotivde neden başarılamasın?

Ana sanayi olarak birçok yeni teknoloji firmalarına da beslenme kaynağı olabilecek bu üretimin desteklenmesi gerektiğine inanıyorum.

Bütün iyi niyetli beklentilerime karşılık benim de bazı tereddütlerim oluyor.

Örneğin;

Fabrika yapımı aşamasına gelinen bu projede nasıl bir sermaye ve yönetim modelinin oluşturulacağı net değildir.

Devlet, başlangıçta öncülük görevini yerine getirmiş olup, bundan sonra da her türlü desteği vermelidir.

Ama bu girişim klasik bir kamu iktisadi teşekkülü gibi asla yönetilemez.

Uluslararası dev şirketler nasıl yönetiliyorsa bizim otomobil üretim ve satış şirketimiz de aynı metotlarla yönetilmelidir.

Bu konularda netlik olmaması, ortaya çıkan ortaklar hakkında kuşkular doğurmaktadır.

Siyasi liderliğin baskısıyla, projeye inanmadan sadece iktidar gücüyle iyi ilişkiler kurabilmek ve bundan yararlanmak adına ortaklığa girilmiş gibi görüntü verilmesi, projeye olan güvenirliliği zedelemektedir.

Halbuki,  mükemmel neticeler alınabilecek ve Türkiye’ye gelişmişlikte  çıta atlatabilecek bir girişim projesinin bundan çok  daha iyi organize olması gerekirdi.

Bütün bu tereddütlerime rağmen, yerli markalı otomobil üretiminin desteklenmesine taraftarım.

Umarım beklentilerimde yanılmam ve Türkiye kazanır!”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

06

Kurmay41 - VESTEL mi tövbee? bir daha asla nerede çürük çarık var vestel beyaz eşya ARÇELİK DEN VESTELE TRANSFER OLDUK BİN PİŞMAN! buzdolabı paslanır çamaşır makinası çamaşır yırtar sorsan A++ DEFOLU MALLAR TÜRKİYEYE kaliteli VESTELler yurt dşına !

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Ağustos 14:32
05

Yeni Kitlere Hayir - Yeni kit acilmasin .. zarar etmeyen 1 kit bile yok. Kamu iktisadi tesekkullerinde is yapilmaz 2 kat kadro ve piyasaya gore 2 kat fazla maas vardir. Firsatini bulan kiti kaziklar istismar eder. Sahibi olmadigindan musaittir. Imf bunlari temizletmisti rahat etmistik simdi yine basladilar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Ağustos 14:20
04

A - Sayin abim.. 40 yasini geçenlerin saf olma naif olma sansi yoktur. Kit olup da calisan siyasetci oyveren in istismar etmedigi batmamis zarar etmemis tek bir isletme yoktur. Caykurun durumu ortada thynin durumu ortada. Devlet artik kit acmasin yeter zararlarini vergilerden oduyoruz son 20 sene fazla kriz olmadi sebebi kitler tasfiye edilmisti ancak oyveren istiyor siyasetci istiyor caykur thy 1 milyon kadrolu devlet iscisi yine basladilar..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Ağustos 14:17
03

Ahlak Problemi - Abi bunlarin hepsi ahlak problemi.. bir fransiz bize gore cok daha ahlakli desem insanlar kiziyor ama oyle..gercekten.. her seyi ucuzlatma gormezden gelme gecistirme affetme kulturumuz var. Bizi bu bitiriyor yalanlari seviyoruz. Ornegin covid var pazarlarin kahvelerin berberlerin kapanmasi lazim gozumuzu kapiyoruz esnaf kaldirimi isgal ediyor goz yumuyoruz. Motorcular yaya kaldirimindan gidiyor ceza yok..kefkende her sezon 100 kisi ölüyor trafik cezasi var mi yada alkol kontrolu.. çek dolandiricilarina af cikardik.suc isleyenleri affetik. Hirsizlar katiller serbest ..sgk odeyen vergi odeyen kac esnaf var..basarisiz ogrenciyi sinifta birakirsan basina bela aliyorsun. Sonucta bu rezilligi yasiyoruz..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Ağustos 14:13
02

Cenk Cemil - Bu ülkede üç türlü insan çeşidi var arkadaşlar ! Birincisi, iyimserler ve güzel düşünenler; ikincisi kötümser-karamsar ve felaket telllalığı yapanlar, üçüncüsü ise, kimseye ne faydası ve ne de zararı olmayan ne kokar, ne bulaşır tipler ! Şimdi hepimiz bu kategorlerden hangisinin içine girdiğimizi araştırıp-bulalım. Bu çok önemli !

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 08 Ağustos 11:12
01

Aci Gerçekler - İstediklleri o. okulda okuma öğreniyor düşünmek yorumlamak öğreniyor.Düşünen yorumlayan istenmiyor.Cahil kişiler istiyorlar.Beka yı tehlikeye sokmamak için pisküvet limonataya kanmamak için eğitim lazım .

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 08 Ağustos 10:05


Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?