Reklamı Kapat

“Kızderbent, Hereke olmasın! Taş ocağına HAYIR!..”

Geçen hafta yazımızda karşı kıyımızda yer alan Hereke’deki taş ocaklarından bahsetmiş, durumun ne büyük facia olduğunu anlatmıştım. Hereke ’li birçok dostumuzdan taş ocaklarından, çimento fabrikasından ve kurulan limanlardan rahatsız olduklarını belirten eski günleri aradıklarını anlatan aramalar oldu.

Aslında Hereke ile taş ocaklarının çevreyi ne kadar kirlettiğini bir kez daha görmüş, hatırlamış olduk.

Bugünlerde Karamürsel’in Kızderbent mahallesinde de DSİ Bölge müdürlüğü tarafından taş ocağı açılmaya çalışılıyor. Bu ocağı kim istiyor, neden bu kadar ısrarla istiyor henüz bilmiyorum. Ama taş ocağı kurulacak alanı çok iyi biliyorum.

Geçen gün Kızderbent Derneği başkanı sevgili kardeşimiz Enver Demirsoysal ile beraber Kızderbent mahallemiz ile Altınova’nın Aktoprak köyü arasında yapılmak istenen taş ocağı alanına gittik.

Dönüşte Mahalle muhtarımız Recep Akbağ ve eski Kızderbent Belediye Başkanımız Nurettin Altun ile oturduk, sohbet ettik.

Taş ocağı yapılacak sahaya giderken yolun üstünde ve altında birçok koyun ve keçi ağıllarına denk geldik. Altınbaşağı rengindeki tarlaların arasında abartısız yedi sekiz keçi ve koyun sürüsüne denk geldik.

O keçiler ve koyunlar o kadar mutlu ve özgürlerdi ki görmenizi çok arzu ederim. Bir yanda yığınla arı kovanları, diğer tarafta biçerdöverlerin çalışmaları görmeye değer manzaralar oluşturuyordu.

O dağların bin bir rengi içinde yeşillikleri insana huzur veriyor. Yeni yapılmış modern koyun ahırları ve tesisi manzaraya ayrı bir hava katıyordu. Adeta bir hayat, doğanın yarattığı neşe vardı.

Taş ocağı yapılacak dev dağın yanından şarıl şarıl akan buz gibi su anlatılamaz güzellikteydi. Ben her adımımda ayrı hayranlığa düşüyordum.

Dağdan aşağıya süzüle süzüle akan dere boyu uzanan ağaçlık alanlar doğal piknik alanlarını oluşturuyordu. Yapılacak güzel bir düzenleme ve proje ile alan taş ocağı değil ama piknik alanı olarak değerlendirilecek nitelikte.

Ve taş ocağı yapıldığı andan itibaren bu güzellikler birden ortadan kalkacak. Yerini tıpkı Hereke’deki gibi etrafına ısıyı yansıtan devasa çirkinlik abidesi krater bir hale gelecek.

Taş ocağı kurulması halinde bu vadiye artık su gitmeyecek ve burada yeşeren tüm ağaçlar solacak, deresinde ki balıklar ölecek, oksijen bitecek, gölge bitecek, börtü böcek ölecek ve tabiat yok olacak.

Siz hiç taş ocağı işletmeleri yapılmadan önceki halini yani yakın ve uzak çevrelerine etkilerini bir arazi kesiti üzerinde incelediniz mi?

Dağlık ve tepelik arazideki ormanlar odun hammaddesi üretimi yanında su da üretirler. Ormana düşen yağış gözenekli orman toprağından sızarak anakaya çatlak sistemine, oradan da kaynaklara, derelere ve yeraltı suyuna ulaşır. Yer altı suyu; içme suyu, kullanma suyu ve ovadaki tarım alanlarının sulanması, bitkisel üretimin arttırılması, halkın beslenmesi için kullanılır. Bu ilişki ‘kamu yararı/halkın yararı’ kapsamında kavranır ve değerlendirilir. Çünkü üretilen su tarım için, dolayısı ile halkın beslenmesi ve varlığının devamlılığı için gereklidir.

Ormanlar yapraklarını hazan dönemi döker ve toprağı besler, toprağın gözenek hacmini açar. Ve su bu gözeneklerden hızla sızarak, derinlere iner. Topraktan anakaya çatlak sistemine geçen su, kaynakları ve yeraltı suyunu besler.    

İşte doğanın bu güzel ahengi açık ocak işletmelerinin su üretimini, doğal suyollarını ve çevrenin tüm yararlı dengesini bozar hatta yok eder geriye sadece çorak, kurak bir alan bırakır.

Kızderbent mahallesinde onlarca yapılabilecek, hayvansal, tarımsal, çevresel proje alanları var ki! Burada iki cümle ile anlatmak imkânsız.

Kızderbent halkı bilinçli mahallerinde geleceklerini yok edecek taş ocaklarını istemiyor. Ve bu istemiyoruz düşüncelerini Karamürsel’i yönetenlerden de bekliyor. Özellikle Şehr-ül Eminden bekliyor. Karamürsel’e gerçekte ne kadar sahip çıktığını görmek istiyor.

Şehr-ül Emin kardeşimizin cesurca çıkıp “ Biz Karamürsel’de ve özellikle Kızderbent mahallemizde taş ocağı istemiyoruz” demesini bekliyoruz. Artık kapalı kapılar ardında şişi kebabı kurtaracak hele hele siyasi geleceği kurtaracak sessiz sözleri kimse istemiyor. Bir zamanlar Karamürsel’in yaramaz çocuğundan seçim meydanlarındaki gümbür gümbür heyecanlı konuşması ile bu sefer “taş ocaklarına hayır!” demesini bekliyoruz.

Aslında beklemiyoruz Karamürsel halkı olarak istiyoruz. Şehr-ül Eminim “ben şehrim en güvenilir insanıyım” demek o kadar kolay söz değildir. Siyasetin oyuncağı hele hiç değildir. O sözün bir ağırlığı vardır.

Ve İbrahim Akbaba ağabeyimin dediği gibi; “Kızderbent, Hereke olmasın! Taş ocağına Hayır!” 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilgutay Bağdat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Doğa Sevdalisi - TEŞEKKÜRLER YAZINIZ İÇİN DEDİĞİNİZ SEVGİLİ ŞERHÜL EMİN AREFE GÜNÜ TAHİR BAŞKANI BÜTÜN KÖYLERİ GEZDİRDİ AMA NEDEN SE KIZDERBENTE GETİRMEDİ VE İNSANLARI KERİZ YERİNE KOYARCASINA O ANCA GAZOZ LA UĞRAŞSIN

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Ağustos 11:04


Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?