Reklamı Kapat

Okulların açılması meselesi

Geçtiğimiz hafta Bilim Kurulu’nun yaptığı toplantı sonrasında Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk tarafından yapılan okulların açılmasına dair a...

Geçtiğimiz hafta Bilim Kurulu’nun yaptığı toplantı sonrasında Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk tarafından yapılan okulların açılmasına dair açıklama aslında toplumun genelindeki beklentiyle hemen hemen paralel bir şekildeydi. Okulların uzaktan eğitimle 31 Ağustos’ta açılması ve yüz yüze eğitimin 21 Eylül’de başlayacağına dair yapılan açıklama şimdilik velileri rahatlattı. Ancak 21 Eylül tarihinde salgının gidişatına göre uzaktan eğitimin sürmesine yönelik bir karar alınması da oldukça muhtemel.

Sosyal mecralarda ve internet haber sitelerinin yorum bölümlerinde gördüğümüz kadarıyla velilerin ve öğrencilerin beklentisi en azından ilk dönemin uzaktan eğitimle yürütülmesi yönünde. İnsanların en kıymetli varlıkları olan çocuklarının sağlıklarına yönelik olarak bu beklentilerini yadırgamamak lazım. Öte yandan ülkemiz gericiliğinin sembol isimlerinin “çocuklarıma maske takamazsınız, mesafe uygulaması yapamazsınız” diye dilekçe örnekleri yayınladığı bir sürecin de içinden geçiyoruz. Toplum sağlığını bu denli yakından ilgilendiren bir meselede ilkel dürtüler ve saçma sapan söylemlerle ülkemizi riske atan bu şarlatanların şebeklikleri konusunda da devletin otoritesini gösteren adımlar atması gerekiyor.

Uzaktan eğitimin geçen eğitim yılının sonuna doğru hayata ilk kez geçmesi ve yeterince verimli olmadığı konusunda eleştiriler var. Bunlar tamamen mesnetsiz ve gerçeklerden kopuk görüşler. Dünyanın yakın tarihinde ilk kez başımıza gelmiş bir salgınla birlikte alınan acil önlemlerin neticelerinin, her zaman alışılagelmiş süreçlerden daha az verimli olması çok normal bir durum. Ancak geçen dönem hem Milli Eğitim Bakanlığı, hem özel ve devlet okullarının yöneticileri, hem veliler hem de öğrenciler bu konuda bir tecrübe sahibi oldular. Önümüzdeki süreçte çok daha verimli bir şekilde bu sürecin yönetilebileceği aşikar.

Salgının Gidişatı Birinci Unsur Olmalı

Çok açık ve net görülüyor ki bu salgının 2021 yılının sonundan önce hiçbir şekilde ortadan kalkması mümkün değil. Aşı konusunda ciddiye alınabilecek ülkelerin ve kurumların yetkililerinin söylemlerine göre bu sonucu çıkartıyoruz. Siz bakmayın Rusya’nın Çin’in atıp tutmalarına. Çin bu salgının sorumlusu olarak imajını toparlamaya çalışıyor. Rusya’ysa benzer bir şekilde uluslararası ilişkilerde kamu diplomasisi anlamında eline bir koz yaratmaya çalışıyor. Bugün Rusya ekonomisinin hiçbir şekilde bu kadar kısa sürede bu çalışmaları tamamlayacak durumu yok. Milyarlarca doları bu çalışmalara aktarabilmesi mümkün değil. Ayrıca viroloji ve enfeksiyon konularında da dünyanın en önde gelen ülkelerinden birisi de değil. Klasik doğulu reflekslerle insanlığın aklını karıştırmak ve batı dünyasının dengesini bozmak için insanlığın gerçeklerini yok sayarak bol keseden atıp tutuyorlar.

Bu salgının tamamen ortadan kaldırılması sürecine girip, bu süreçte de ciddi bir mesafe kat etmeden okulların açılması çok büyük riskler içeriyor. Öncelikle kronik hastalığı olan on binlerce çocuğu ve genci tehdit altına sokmak kimsenin alabileceği bir vebal değildir. Hayatını kaybeden 8-10 çocuğun haberleri çıktığı anda aklı başında anne babalar çocuklarını okula yollamazlar ve Milli Eğitim sistemimiz büyük bir çöküşle karşı karşıya kalabilir.

Ayrıca salgının bir de sağlık sistemi ayağı var. Milyonlarca çocuğu istediğiniz kadar önlem alarak kapalı alanlara, toplu taşımalara sürmek demek, salgının yayılma riskini onlarca kat arttırmak demektir. Çocukların evlerine hastalığı taşımaları ve bir şekilde kendisini minimum sosyal etkileşimle izole etmiş insanları salgının hedefi haline getirmeleri durumunda ülkemiz sağlık sisteminin çökeceği aşikar. Bunun altından kalkmamız mümkün değil. Böyle bir durumun hem eğitim ve sağlık sistemlerini sakatlaması ve doğal olarak ekonomik yaşamı da sekteye uğratması durumunda yaşanacakların neticesinde; zaten içinde bulunduğumuz ekonomik dar boğazı da hesaba katarsak sonuçların altından kalkamayız.

TV ve İnternet Yeterli Olacaktır

Milli Eğitim Bakanlığının geçen sene ikinci dönemi uzaktan eğitimle sürdürme kararı sonrasında TRT üzerinden yapılan dersler ve internet üzerinden sınıfların devam etmesi uygulaması öyle ya da böyle çocukların öğretim içeriklerine ulaşmalarını sağlamıştır. Bu dönem için de sanıyorum ki çok daha kapsamlı bir televizyondan derslerin yayınlanması ve internet altyapısının kurgulanması çalışmaları yapılmıştır. Bu uygulamalar elbette gerçek bir okul düzeni kadar verimli olmayacaktır ancak temel noktalarda çocukların öğretimi için kabul edilebilir düzeyde bir akışı sağlayacaktır.

Ekonomik durumu kötü olan çocukları için söylenen internete erişimleri olmaması meselesi de bence biraz muhalefet etme dürtüleri çerçevesinde abartılıyor. YouTube izlemek için herkesin interneti varken derslere katılmak için internet bulunamadığı söylemleri abartılı. Elbette ekonomik olarak çok kötü durumda olan yüz binlerce aile var ve bunların internete erişimleri yok. Ancak televizyondan yapılacak yayınlar da bu noktada devreye girerek bir parça da olsa temel bilgi akışının sağlanmasında faktör olacaktır. Özel okullar açısından bir sorun zaten yok, hepsinin evinde interneti bilgisayarı olan çocuklardan bahsediyoruz.

Dezavantajlı durumda olan çocuklar için de okul müdürleri eliyle bu tespitler yapılarak yerli cihaz üreticileriyle görüşerek devlet tablet tedarikini kolaylıkla sağlayabilir. İnternet operatörlerinden bu cihazların ilgili mecralara erişiminde ücretsiz veri kullanımlarını sağlayabilir. Bunlar atla deve işler değil, bir hafta içerisinde tamamının halledilmesi mümkün ve hatta çok kolay.

Dünya ve ülkemiz olağanüstü bir dönemden geçiyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün zamanında Takrir-i Sükun Kanunu ve İstiklal Mahkemeleriyle ilgili olarak söylediği üzere “olağanüstü durumlarda olağanüstü tedbirler alınmak zorundadır”. Bugün insanlık olarak yakın tarihimizin en büyük küresel felaketiyle karşı karşıyayız. Bu süreçte her şeyin idealize edildiği şekilde olması mümkün değil. Bu sebeple en kısa sürede hayata geçirilebilecek yöntemler içerisinde optimum verimliliği yakalayacak yöntemlere odaklanarak “ne kurtarsak kardır” mantığıyla hareket etmemiz gerekiyor. Çocukların sağlığı, onların aracılığıyla büyüklere salgının yayılması ve dolayısıyla zaten tam kapasite eşiklerinde dolaşan sağlık sistemini felç etmenin geri dönüşü yoktur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Ruslar Ve Asi - Sayin yazar.. rusya aşı calismalarinda lider bir ulkedir. Hatta cocuk felci asisini ruslar buldu . Ve yine bu seferki gibi bulan bilimadamlari ilk kendi çocuklarına uyguladı bati ve tabi turkiye de ruslardan aldi. Bugun cocuk felci asisini bulan anne ve babanin cocuklari dunyanin en iyi aşı uzmanlari yarisi da batida calisiyor. Dolayisiyla rusya bulmus olabilir..bekleyelim ve gorelim

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 16 Ağustos 14:43
02

Sezgin Özcan - @Ruslar Ve Asi 01 nolu yoruma cevabı: valla hiç de öyle değil britannicaya bakınca. amerikalılar yapmışlar 1954'te ülkedeki okullarda herkesi aşılamışlar. rus hayranlığından fayda gelmez..... The first polio vaccine, known as inactivated poliovirus vaccine (IPV) or Salk vaccine, was developed in the early 1950s by American physician Jonas Salk. This vaccine contains killed virus and is given by injection. The large-scale use of IPV began in February 1954, when it was administered to American schoolchildren.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Ağustos 16:51


Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?