Reklamı Kapat

Eğitimde bir kayıp yıl daha

İster kabul edelim ister etmeyelim, eğitimde son ders yılı “kayıp yıl” idi. Önümüzdeki ders yılı da “kayıp yıl” olacak. Öyle görünüyor… Neden mi böyl...

İster kabul edelim ister etmeyelim, eğitimde son ders yılı “kayıp yıl” idi.

Önümüzdeki ders yılı da “kayıp yıl” olacak.

Öyle görünüyor…

Neden mi böyle düşünüyorum?

Rakamlar öyle söylüyor da ondan.

Önce filmi biraz geriye saralım.

Koronavirüs salgınının yayılma hızını önlemek amacıyla, birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de “uzaktan eğitim modeline” geçildi.

18 milyon öğrenci, 23 Mart’ta, kısa adı EBA olan “Eğitim Bilişim Ağı” üzerinden eğitime başladı.

İyi, güzel…

Pratik bir çözüm…

Ortada bir sorun varsa, sorunu çözeceksin.

Ancak bu uygulamaya geçilirken, öğrencilerin evinde “eğitim için kullanabileceği bilgisayar” olup olmadığı düşünülmedi.

Varsa da yüzde kaçında var, hesaplanmadı.

Uzaktan eğitim daha birinci ayını tamamlamadan, bu sorun geldi gündeme oturdu.

Uzaktan eğitim yapılıyordu da, acaba öğrencilere değil de “havaya” mı yapılıyordu?

Öyle ya, merkezden yapılan eğitim hedefine ulaşmıyorsa, öğrenci “bilgisayar veya internet eksikliği nedeniyle” gönderilen bilgilere ulaşamıyorsa, uzaktan eğitimin ne anlamı olabilir?

Uzaktan eğitim, her öğrencinin erişebileceği şekilde sağlandığı takdirde işe yarar.

Altyapı yetersiz, fiziksel koşullar yok, ben eğitimi uzaktan yapıyorum.

Eee, yap!

Öğrenci seni duymuyor ve görmüyorsa, ne anlamı var?

Geçen yıl öğrencilerin yüzde 60’ı EBA’ya giriş dahi yapmamış

Önümde bir rapor var.

Kısa adı TED olan Türkiye Eğitim Derneği tarafından hazırlanmış bir rapor…

Raporda deniyor ki:

*23 Mart-19 Haziran 2020 tarihleri arasında EBA’yı toplam 7.3 milyon öğrencive 1 milyon öğretmen aktif olarak kullanmış.

*Toplam 6 milyon canlı ders yapılmış.

*Türkiye’deki toplam öğrenci sayısı, yaklaşık 18 milyon. Yani 18 milyon öğrencinin yüzde 60’ı EBA’dan yararlanmış.

Raporun özünde bu bilgiler var.

Milli Eğitim Bakanlığı, ayrım yapmadan “18 milyon öğrenciye uzaktan eğitim verdik” diyor.

Ama görüyorsunuz eğitim alabilen öğrenci sayısı sadece 7.3 milyon.

Geri kalan öğrenciler, üç ay boyunca (23 Mart-19 Haziran arasında) kör ve sağır evlerinde oturdular.

Rapordan bu anlam çıkıyor.

Her öğrencinin İnternet ve bilgisayarı yok ki

Kısa adı TÜİK olan Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine baktım.

Tamam, Türkiye “akıllı cep telefonu” kullanıcısı bir ülke…

Ama yaklaşık her 10 hanenin sadece birinde “internet” var.

Masaüstü bilgisayar, taşınabilir bilgisayar veya tablet bulunan hane oranı ise yüzde 20’lerde.

Ankara’dakiler, ülkemizi yönetenler; bir karar alırken önlerindeki gerçek rakamlara bakmıyorlar.

“Her evde bilgisayar ve internet var” kabul ediyorlar.

Tok, açın halinden ne anlar!

Bir de OECD raporuna bakalım

Elimde bir de OECD’nin (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) raporu var.

Raporun adı, “COVID-19 Salgınında Eğitim”…

Bu rapor, ülkemizde salgın hastalık döneminde de “eğitimde fırsat eşitliği” bulunmadığını gösteriyor.

Türkiye, “eğitim ve ödevi için kullanabileceği bilgisayarı olan öğrenciler” sıralamasında, 77 ülke içinde 64’üncü.

Bu sıramız, bizim uzaktan eğitim konusundaki düzeyimizi gösteriyor.

Yani, Türkiye uzaktan eğitimde 77 OECD ülkesi arasında 64’üncü.

Uzaktan eğitimdeki düzeyimiz bu kadar düşük!

Bu ders yılında değişen bir şey var mı?

Geçen ders yılında, ülkemizin “uzaktan eğitim düzeyi” yukarıda yazdığım gibiydi.

Çok kötü!

Karne ifadesiyle, zayıf!

İyi de, yeni ders yılı özel okullarda dün başladı.

31 Ağustos’ta da resmi okullarda başlayacak.

Yine “uzaktan eğitim” yöntemiyle…

Başladı başlayacak da…

Uzaktan eğitim konusunda “geçen yılki eksiklerimiz” giderildi mi?

Her öğrencinin “bilgisayarı” var mı?

Her öğrencinin evine “internet” bağlandı mı?

Bu eksikliklerin giderildiği konusunda siz herhangi bir haber duydunuz mu?

Yok.

“Nasıl olsa koronavirüsten kurtuluruz, normal eğitime geçeriz” diye düşündüler, önlem alma gereğini duymadılar, sırtüstü yattılar; evdeki hesap çarşıya uymayınca yine “uzaktan eğitime” sarıldılar.

Sarıldılar da, uzaktan eğitim için şartlar geçen yıldan farklı değil.

İşte bu nedenle, “Eğitimde bir kayıp yıl daha” diye başlık attım.

Sizce de öyle değil mi?

Yazık bu memlekete!

Geleceğimizi teslim edeceğimiz çocuklarımızı böyle mi eğiteceğiz?

Geçen ders yılında, hadi hazırlıksız yakalandık…

Koronavirüs salgını bir anda patladı…

Uzaktan eğitimdeki karışıklığı bu nedenle “virüsün üzerine” attık…

Ya bu yıl?

Bu yıl, suç bizde.

Ülke yönetiminden sorumlu olanlarda…

Bu yıl da öğrencilerin yüzde 60’ı EBA programından, yani uzaktan eğitimden yararlanamayacaksa, “Yeni ders yılını başlatıyoruz” demenin ne anlamı var?

Sizce var mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Cenk Cemil - İnternet artık her ev için elzem bir iletişim ve bilişim aracı oldu. Bu sebeple şu para canlısı TURKCELL'i ardan çıkarıp millete ücretsiz bağlanması sağlanmalı diyorum!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ağustos 18:58
02

Gölcüklü Rasim - köylerde mezralarda veya başka sebeplerden dolayı internet veye bilğisayar yok izmitin en lüks hizmetinin ve diğer her türlü imkanları olan sitelerde yerleşimlerde oturan o çocuklar eğitimmi yapıyorlar akşama kadar oyunda eğlencedeler okula gitseler ne olur gitmeseler ne olur yakından eğitilmek istemeyen nesil uzaktan eğitilirmi insan kendi kendini eğitendir

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ağustos 11:13
01

Sürü - Durust olalim okuma yazma ve iki basamakli sayilarin toplama cikarmadan baska lise sona kadar ogretilen tek sey ogrencileri sosyal canli olarak sürü içersinde nasil hareket edecegidir. Biraz bir sey ogretmeye basla mesela silindirin hacmi.. hemen gereksiz seyler öğreniyoruz denir. Ve dogrudur da modern cagda insanlarin yuzde doksani suru icinde goze batmamayi basardiktan sonra sadece okuma yazma bir kac sayi ve otomobil kullanma ile idare eder.dolayisiyla buyuk bir kisim icin uzaktan yakindan ogrenimi n hic bir farki yoktur. Onemli olan insan surusune adapte olmaktir gerekli bilgi budur. Matematik fen vb..kafa yorar ve gereksizdir e

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 17 Ağustos 21:50


Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?