Reklamı Kapat

Karadeniz Gazı

İki gün önce açıklanan Karadeniz doğalgazı ülkemiz için önemli bir virajın alınmasının ilk adımı. 320 milyar metreküplük kaynağın tüketimimize oranlan...

İki gün önce açıklanan Karadeniz doğalgazı ülkemiz için önemli bir virajın alınmasının ilk adımı. 320 milyar metreküplük kaynağın tüketimimize oranlandığında miktarı az gibi görülebilir. Koronavirüs salgınının dünya genelinde bir şekilde kontrol altına alınıp sanayi üretimlerinin yeniden eski seviyesine yükselmesi ve tedarik zincirlerinin Çin’den bizim gibi ülkelere kademeli olarak kayması süreçleri de başladıktan sonra ülkemizin doğalgaz tüketimi daha da artacak. Zaten her sene sanayi ve hane tüketiminde gaz miktarının sistematik olarak artması, yenilenebilir kaynakların artışının yapacağı etkiyi bir kenara koyarsak, ekonomik gelişmenin temel göstergelerinden birisidir.

Türkiye 2019 yılında 45 milyar metreküp doğalgaz tüketti. 2018 yılındaysa tüketim 50 milyar metreküptü. 2017 yılındaysa 54 milyar metreküptü. Tüketimin azalmasının sebebi yenilenebilir kaynaklardan gelen enerji olsaydı bu bizim için iyi bir haber olurdu ancak ekonomik çalkantılar sebebiyle sanayi üretiminin yavaşlama eğilimiyle birlikte döviz kuru sebebiyle fiyatların yükselmesinin de ev kullanımında azalmaya gittiği verilerle sabit. Ancak bunların geçici süreçler olduğu da dünyanın her ülkesinin iktisadi tarihine bakıldığında da görülebilir.

Bulunan bu kaynağın kullanıma geçmesi en az 2-3 sene süre alacak, belki daha da uzun. Ancak aslolan bu kaynağın ülkemizin ekonomisinde elimizdeki değerler arasına yazılmış olmasıdır. Ülkemiz doğalgaz satın alımı konusunda maalesef 90’lardan bu yana diğer tüketici ülkelere göre oldukça yüksek rakamlar ödüyor. Bunların sebebi elbette siyasi başka açıkları kapatmak, parasıyla bölgesel destek satın almak gibi de görülebilir. Bazen ülke yönetiminde yazılı olmayan gerekçeler, yani siyasi durumlar ekonomik kararların önüne geçebilir; hele ki enerji gibi bir konuda. Bunlar çok boyutlu, çok katmanlı; fazla övünülmeyecek ama çok da yerin dibine batırılmayacak konular.

Kasadaki Çek Hikayesi

Uzun yıllardır internet ortamında zaman zaman yeniden dolaşıma giren meşhur bir hikaye vardır. Gerçek olduğu iddia edilir ancak gerçek olmasa da hikaye olarak çok güzeldir.

**

“Borçları giderek artmakta olan bir iş adamı, umutsuzluğa kapılmış, hiçbir çıkış yolu göremiyordu.

Bankalar kredi talebini reddediyor, alıcılar da sürekli olarak ödeme talebinde bulunuyorlardı.

Tüm bunlardan bunalan adam, nefes almak için parktaki bir bankın üzerine oturdu ve başını iki elinin arasına alarak kara kara şirketini iflastan nasıl kurtarabileceğini düşünmeye başladı.

Tam bu sırada, yanında yaşlı bir adam belirdi ve “Seni bir şeyin rahatsız ettiğini görebiliyorum” dedi.

İş adamı, içinde bulunduğu durumu anlattıktan sonra, yaşlı adam “Sanırım sana yardım edebilirim” dedi. İş adamının adını sordu ve hemen ardından ona bir çek yazdı.

Yazmış olduğu çeki iş adamının eline tutuştururken

Bundan tam 1 sene sonra bugün, yine bu bankta benimle buluşup bu parayı bana geri öde” dedi ve hızla oradan ayrıldı.

İş adamı, elindeki çeke baktı ve tam olarak 500,000$ olduğunu ve çekin de dünyanın en zengin iş adamlarından olan John D. Rockefeller tarafından yazıldığını gördüğünde gözlerine inanamadı.

“Bu para hemen tüm sorunlarımı çözebilir” diye düşündü.

Ama çeki hemen bozdurmak yerine, bir süre kasasında saklamaya karar verdi.

Çünkü o çekin orada olduğunu bilmek, kendisine bir rahatlık ve güvence verecekti. İşler çok daha kötüleştiğinde bu çeki hemen bozdurabilirdi.

İşte bu iyimserlikle işlerine çok daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşan iş adamı, o günden itibaren işlerini düzeltti, daha büyük satışlar yaptı, borçlarının da tamamını ödedi. Bir zamanlar iflasın eşiğinde olan şirketine başarı üstüne başarı kazandırdı. İşin garibi, o çek hala kasasında bozdurulmamış olarak duruyordu.

İş adamı, tam bir sene sonra, aynı park, aynı bank, aynı gün ve saatte yaşlı adamla buluşmaya gitti elinde 500,000$ olan çekle. Yaşlı adam da sözleştikleri gibi aynı anda geldi.

İş adamı, elindeki çeki yaşlı adama tam uzatıyordu ki, telaş içindeki hemşire koşar adımlarla yanlarına geldi. “Sonunda seni buldum” diyerek yaşlı adamın koluna girdi.

“Umarım sizi rahatsız etmemiştir” diye iş adamına sordu.

“Yıllardır evden kaçıp, kendisini insanlara Rockefeller olarak tanıtıyor.

Aslında o sıradan biri ve elinizdeki çek de üzgünüm ama karşılıksız.” diyerek açıklama yapan hemşire, yaşlı adamı kolundan tutarak oradan uzaklaştırdı.

Tüm bunlardan sonra iş adamı, orada bir süre hareketsiz kaldı.

Tüm bir yıl boyunca, bu karşılıksız çeke güvenerek pek çok iş başarmış olmanın tuhaflığını hissetti.

Aslında hayatını değiştiren şeyin, o günlerde çok ihtiyaç duyduğunu sandığı para olmadığını fark etti.

Son bir yıl içinde elde ettiği bu mucizevi başarının kaynağının, tamamen kendisine duyduğu özgüven ve içindeki güçten geldiğini anladıktan sonra, gülümseyerek yoluna devam etti.”

Güven En Büyük Siyasi Güçtür

Bu hikayenin anlamını bir şekilde iş dünyasının, ticaretin, sanayinin, üretimin ve değer yaratmanın içinde bulunan, kenarından kıyısından geçmiş insanlar çok net bir şekilde anlayacaktır. Bugün ülkemizin bulduğu doğalgaz rezervi tümünü bir anda çıkartıp kullanabilir olsak en fazla 6 sene boyunca ülkemizin ihtiyacını karşılar. Yani ortada aslında Türkiye’ye çağ atlatacak bir şey yok.

Yılda 15 milyar dolar harcadığımız doğalgazı 6 sene bu kaynaktan kullansak kasamızda ekstra kalacak para 100 milyar dolardır ve bu para Türkiye ölçeğinde bir ekonomi için çok çok büyük bir rakam da değildir. Elbette fındık fıstık parası da değil ama yıllık GSMH değeri 2013 yılında 1 trilyon dolara yaklaşmış, 2018 yılında da 770 milyar dolar olmuş bir ülke için 100 milyar dolar önemli ancak uzun yıllara vurulduğunda atla deve bir oran değil.

Ancak bu kaynak, tıpkı meşhur hikayedeki gibi ülkemiz için öyle ya da böyle bir güvencedir. Tedarik konusunda sıkıntı yaşanan dönemlerde siyasi olarak, bize doğalgaz satan ülkelere karşı belirli bir süre direnebilme gücünü elimize verecektir. Üstelik bu ilk kaynak, Karadeniz’deki münhasır ekonomik bölgemize yoğunlaşarak yeni kaynaklar ortaya çıkarabileceğimizin de bir göstergesi.

Öte yandan Akdeniz’de süren tarama çalışmalarının da neticelerinin Karadeniz kaynağı gibi hanemize artı olarak yazabilmesi için en önemli kriterin; kıyıdaş ülkelerle iyi ilişkiler olduğu da esasen ortaya çıkmıştır. 1986 yılında Karadeniz’e kıyıdaş devletlerle yapılan münhasır ekonomik bölge anlaşmasının verdiği egemenlik hakkımız neticesinde dilediğimiz gibi tarama ve sondaj çalışmalarını yaptık, şimdi de bulduğumuz kaynağı dilediğimiz gibi çıkartıp kullanabileceğiz.

Akdeniz konusunda da ülkemize büyük katkılar sunacak potansiyeli hayata geçirmek için İsrail ve Mısır’la bu yönde adımları atarak Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ı saf dışı bırakabiliriz yoksa bu ikisinin başımıza açacağı sıkıntılar öyle çok da önemsenmeyecek şeyler değil. Bu konuda atılacak rasyonel adımlarla zenginleşecek olan doğal kaynak rezervlerimiz, ülkemizi enerjide dışa bağımlı hale gelmekten tamamen müstesna tutmayacak olsa bile elimizi kuvvetlendirecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?