Reklamı Kapat

Gelecek biziz

Bilim kurgu kitapları ve filmleri sevenleriniz bilir: Birçok bilim kurgu kitabının ve filmin geleceğe dair öngörüsü; dijitalleşmenin, dolayısıyla yapa...

Bilim kurgu kitapları ve filmleri sevenleriniz bilir:

Birçok bilim kurgu kitabının ve filmin geleceğe dair öngörüsü; dijitalleşmenin, dolayısıyla yapay zekanın ve robotların hayatımıza “hakim” olacakları şeklindedir.

Hatta bu hakimiyetin bir müddet sonra “hakimiyet” savaşına döneceğine dair kurgular da epey yaygındır.

Okur veya seyrederken “hayal ürünü” gibi gelse de aslında işin iç yüzü biraz farklı görünüyor.

Zira daha önce bir başka yazımda yazdığım gibi, bu tip filmler ve kitaplar bir öngörüden ziyade bir “hazırlık”, hatta “uyarı” niteliği de taşıyor gibi.

Nitekim “mutlu olmak ve mutluluğu yaymak” üzerine geliştirdiği projesiyle bilinen ve eski bir Google üst düzey çalışanı olan Mohammad (Mo) Gawdat bir manada bu hususu doğruluyor ve “zamanda yolculuk da dahil bu filmlerde gördüğünüz her şeyin gerçekleşmesi mümkün” diyor.

Ne kadar heyecan verici değil mi? (!)

Ama Gawdat’ın vurguladıklarına bakıldığında meselenin burada bitmediği anlaşılıyor.

Evet, özellikle yapay zeka üzerindeki çalışmaların, her ne kadar heyecan verici, hayatı kolaylaştırıcı olsalar da, bir o kadar tehlikeli olabilecek ihtimalleri de barındırdığı görülüyor.

İşin acı kısmı ise bu tehlikelerin bizden kaynaklanıyor olması.

Yani filmlerde gördüğümüz “robotların” insanlığa savaş açma ihtimalinin gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesi tamamen bizimle ilgili.

Bizim “kim” olduğumuz, “nasıl” olduğumuzla ilgili.

Neden mi?

Gawdat’in dikkatimizi çektiği gerçeğe göre yapay zeka işleyeceği tüm verileri “bizden” alıyor.

Ki bu verilere artık “duygu ve tepkilerin” de eklenmeye başlandığı düşünülünce, neye nasıl tepki verdiğimiz, neyi sevdiğimiz ve neyi “tehdit” olarak gördüğümüz, yapay zekanın “tepkileri” için de belirleyici oluyor.    

Kısacası yapay zekanın bizi tehdit olarak algılayıp bizi yok etmeye yönelmesi veya yönelmemesi aslında bizim hayata nasıl baktığımız, kendimiz dışındakileri “nasıl algıladığımız”a bağlı olarak şekillenecek gibi görünüyor.

Gawdat’in ifadesiyle, yapay zekanın bizimle “beraber” mi yoksa bize “karşı” mı çalışacağını biz belirleyeceğiz.

Yani geleceğimiz aslında “biziz”.

Çünkü ne “üretiyorsak” onu yaşıyoruz.

Dolayısıyla geleceğimizin “iyi” olması, öncelikle bizim “iyi” olmamıza (Maide, 105), elimizle “iyi” işler yapmamıza bağlı (Şura, 30).

Bizler gibi bu teknolojinin üretiminde, belirleyici biçimde yer almayanlar için ise durum daha karışık.

Zira bu durumda “üret(e)meyenler” için üretenlerin “iyi” olmasına dua etmekten başka çare kalmıyor…

Ama sonuç yine değişmiyor: Geleceğimizi “biz” belirliyoruz…

İster inisiyatif alarak ister “insafa” mahkum kalarak…

Yani tercih yine “biz”im…

Bu vesileyle “geleceğimize” bir örnek olarak 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Jeom Behzat Gönül - Yapay zeka ile robotlar dünyayı ele alsada, metal yorgunluğu bu güçlerini zamanla bitirebilir. Robotlar maden çıkarıp işleyemez ise süreci götüremezler, bakıma ihtiyaçları olur. Yapay zekalı robotlar, manyetik alan yoğunluğunda arıza yapıp çalışamayabilirler ve bu insanların elinde bir savunma gücü olabilir. Yapay zeka depremi önceden bilebilir mi? (Jeoloji Müh. Behzat Gönül / Kocaeli).

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 01 Eylül 09:28


Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?