Reklamı Kapat

Ahlat’ın kaderini kim değiştirdi? Erdoğan mı, Akşener mi?

Ahlat, Van Gölü kenarında Bitlis’e bağlı 22 bin nüfuslu şirin bir ilçe. Ben de gittim, gezdim, gördüm… Bugüne kadar iki şeyiyle ünlüydü. Açık hava müz...

Ahlat, Van Gölü kenarında Bitlis’e bağlı 22 bin nüfuslu şirin bir ilçe.

Ben de gittim, gezdim, gördüm…

Bugüne kadar iki şeyiyle ünlüydü.

Açık hava müzesi görünümündeki “Selçuklu Mezarlığı” ile…

Bir de bastonlarıyla…

Şimdi Ahlat’ın artık bir de “saray”ı var.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı…

Tam göl kenarında, 125 milyon liraya inşa edildi.

Geçtiğimiz günlerde açılışı yapılan bu sarayın, Ahlat’ın kaderini değiştirdiği söyleniyor.

O zaman Ahlat’ın kaderini değiştiren, Cumhurbaşkanı Erdoğan mı oluyor?

Böyle mi anlamalıyız?

Hayır, Ahlat’ın kaderini değiştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan değil.

Ya kim?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener.

“Ne ilgisi var?” diyeceksiniz.

Var, şöyle…

Akşener, 28 Ekim 2017 tarihinde, “Ahlat, tarihimizin Anadolu’ya girişinin önemli bir simgesi. Burada bir ev kiraladım. İki bayramın birini burada geçireceğim. Ben de artık Ahlatlı oldum” açıklamasını yaptı mı, yaptı…

Aylık 650 liraya ev kiraladı mı, kiraladı…

İlk dini bayramını orada geçirdi mi, geçirdi…

Peki, Cumhurbaşkanlığı burada saray yaptırmaya ne zaman karar verdi?

26 Ağustos 2018’de…

Yani Akşener’in kararından sonra.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Malazgirt Zaferi’nin yıldönümünde gittiği Ahlat’ta, “Ahlat’a bir cumhurbaşkanlığı köşkü yakışır” dedi, yani öneri Bahçeli’den geldi ve sarayın yapımına hemen başlandı.

Her ne kadar Anayasa Mahkemesi, saray yapımı için çıkarılan yasayı iptal ettiyse de önemli değil, saray bitti, 25 Ağustos 2020’de açılışı bile yapıldı.

Şimdi size şu soruyu sorayım.

Eğer Meral Akşener Ahlat’ta ev kiralamasaydı, “Ben artık Ahlatlı oldum” demeseydi, o saray oraya yapılır mıydı?

Yapılmazdı…

Bahçeli, salt kavgalı olduğu Akşener’e inat olsun diye “Ahlat’a cumhurbaşkanlığı köşkü yapılmasını” önerdi.

İşte bu nedenle “Ahlat’ın kaderini Meral Akşener değiştirdi” diyorum.

Madem başladım, devam edeyim.

Meral Akşener’in Ahlat’ta kiraladığı ev duruyor mu?

Durmuyor…

Saray yapılınca, Meral Hanım “Ahlatlı olma” düşüncesinden vazgeçti.

Evi boşalttı, eşyaları da yeni evlenen bir çifte hediye etti.

Burkina Faso çiftçisine destek

Sonunda bu da oldu.

Türkiye, mini minnacık Batı Afrika ülkesi Burkina Faso’dan pamuk ithal etti.

Tabii sadece Burkina Faso değil…

Uganda, Suriye ve Yunanistan da pamuk ithal ettiğimiz ülkeler arasında.

Şu halimize bir bakar mısınız?

Pamuk üretiminde yüzde 50 azalma oldu, yıllık pamuk üretimi 600 bin tona geriledi, 1 milyon ton da ithal ediyoruz.

Üretim neden düştü?

Malum sebeplerden dolayı...

Çiftçi para kazanamıyor.

Hep derim, her tarım ürünü ithalatı, ürünün ithal edildiği ülkenin çiftçisine destektir.

Biz şu ithal paralarını kendi çiftçimize dağıtsaydık, Türkiye “tarım ürünü ithal eden ülke” ayıbından kurtulur, önemli bir tarım ürünü ihracatçısı haline gelirdi.

Ama ne yapalım, bu ayıbı taşımaya devam ediyoruz.

Almanya ve biz

*Türkiye’nin nüfusu 83 milyon 154 bin 997.

Çalışan nüfusu, 26 milyon.

Bir kişi, kendisiyle birlikte 3.2 kişiye bakıyor.

*Almanya’nın nüfusu, 83 milyon 694 bin 929.

Nüfusu bizimle aynı…

Çalışan nüfusu, 45 milyon.

Bir kişi, kendisiyle birlikte iki kişiye dahi bakmıyor.

Bu, şu demek!

Almanya’da “işgücüne katılım oranı” çok yüksek…

Bizde “işgücüne katılım oranı” çok düşük.

İşin Türkçesi, bizde çalışan az, yiyici fazla.

Yani başkasının eline bakan çok.

Almanya’da ise hemen hemen herkes, kendi ekmeğini kendisi kazanıyor.

Çalışıyor, üretiyor…

İşte bu nedenle Almanya, “Almanya” oldu.

Dünyada “çalışmanın, üretmenin, bilimsel eğitimin, teknolojinin simgesi” haline geldi.

Unutmayalım, hiçbir şey sebepsiz değildir.

Türkiye’deki gazeteciler

Mustafa Balbay, Türkiye’deki gazetecileri “içinde bulundukları duruma göre” beşe ayırmış.

*Hapisteki gazeteciler…

*Mahkemedeki gazeteciler…

*Basın kartı iptal edilen gazeteciler…

*İşsiz gazeteciler…

*Direnen gazeteciler…

3 görüş

*”Dalgalar yumuşak kayayı oyar, sert kayayı cilalar.” Bedrettin DALAN

*”Lüzumsuz lafın müşterisi fazla olur.” Japon özdeyişi

*”Kamil insan, ancak kendi noksanını arar.” Kemal İNAL

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Gel 1 Eylül - İş gücüne katılım oranında kıyaslama yanlış,1.ülkemizde erken yaşta emekli olup ta kayıt dışı çalışan bir çok insan var.2.ev hanımları kayıt dışı onlar çalışmıyor sınıfına sokmak büyük haksızlık.almanya da her sektörde cumartesi pazar tatil burda da aynı şekilde yapılsa bir çok sektör ilave eleman almak zorunda.haliyle işgücünü katılım artacak.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 31 Ağustos 00:08


Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?