Türkiye, tarikat-cemaat bataklığında çırpınırken

Sevgili okurlarım, Uşşaki tarikatının lideri Fatih Nurullah’ın 12 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunması, ülkemizde “tarikatlar gerçeğini” bir kez daha gündeme getirdi.

Uzun bir konu, derin bir konu, ben genel çerçevesiyle ele alacağım.

Size “özetin özetini” sunmaya çalışacağım…

“Bugün”ü anlamak için “dün”e de bir göz atmamız gerekir.

Nereden çıktı bu tarikatlar?

Tarikatların, “Kuran İslam’ı”nda yeri var mı?

“Kuran İslam’ı” terimini biliyorsunuz…

İslam’ın özüdür.

Katıksız, eklemesiz…

Allah’ın dinle ilgili bildirdiklerinden ibarettir.

Ne olduysa Hz. Muhammet’in ölümünden sonra oldu.

İslam dünyasında aynı anda farklı halifeler ve farklı İslam yorumcuları ortaya çıktı.

Zamanla mezhepler ve tarikatlar doğdu.

Tarikat mensupları, “tekkelerde” ve onun daha küçüğü “zaviyelerde” toplanmaya başladılar.

Buraları “sohbet yeri” olarak kullandılar.

Kabul edelim ki, başlarda, Müslüman Türklerin kurduğu tasavvuf tarikatları, Anadolu’da ve Orta Asya’da İslam’ın yayılmasında etkili de oldu.

Ama çok geçmedi tarikatlar, “güç odağı” ve “halkın dini duygularını istismar edip çıkar sağlama yeri”,  haline geldi.

Osmanlı, bu tarikatlardan çok çekti.

Her dönemde tarikatları kontrol etmek istedi, “resmi dinsel söylem”in dışına çıkan, dini farklı yorumlayarak halkı istismar eden tarikat şeyhlerini ya sürgüne gönderdi, ya da idam etti.

Zaman zaman da tarikatlar devleti kontrol etmek istediler.

Pek çok olay yaşandı.

Osmanlı, tarikatlarla mücadele için zaman zaman sert kararlar almak zorunda kaldı.

Cumhuriyet döneminde tekke ve zaviyelerin kapatılması

Cumhuriyet döneminde, 1925 yılında başlayan “Şeyh Sait isyanı”, tekke ve zaviyelerin kapanma sürecini hızlandırdı.

İsyan devam ederken, kanun çıkarılıp “İstiklal Mahkemeleri” kuruldu.

25 Şubat 1925’te “Hıyaneti Vataniye Kanunu”nun 1.maddesine “dini siyasete alet edenlerin vatan haini sayılacakları” hükmü eklendi.

İsyan bastırıldıktan sonra isyancılar yargılanıp cezalandırıldı.

Yargılamalarda, tekkelerin “çağdaş Türkiye Cumhuriyeti” için büyük tehdit oldukları anlaşıldı.

Doğu İstiklal Mahkemesi, tekke ve zaviyelerin birer “kötülük ve fesat ocağı” oldukları gerekçesiyle, yargı bölgesindeki tüm tekke ve zaviyelerin kapatılmasına karar verdi.

Daha sonra Ankara İstiklal Mahkemesi, hükümete, ülkedeki tüm tekke ve zaviyelerin kapatılmasını önerdi.

Ve sonunda 30 Kasım 1925 tarihinde 677 sayılı “Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Kapatılmasına ve Türbedarlıklarla Bir Takım Unvanların Yasaklanmasına İlişkin” kanun çıkarıldı.

Bu kanun 13 Aralık 1925 yılında yürürlüğe girdi ve hâlâ yürürlükte.

Çıkarılan kanun gereği, cami ve mescit dışındaki tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı.

Şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, nakiplik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, muskacılık gibi sıfatların kullanılması yasaklandı. 

Atatürk’ün hedefi

Atatürk, Türkiye’yi çağdaşlaştırmak için yola çıkmıştı, yolunu çizmişti.

Akıl, bilim temelli, laik, seküler, uygar Türkiye Cumhuriyeti’nde; Ortaçağ bağnazlığının temsilcisi tekke, zaviye ve türbelerin yeri yoktu.

Atatürk, çıktığı yurt gezisinde 30 Ağustos 1925’te Kastamonu Türk Ocağı’nda tekke, zaviye ve türbelerin gereksizliğini şöyle anlattı:

 “Ölüleri yardıma çağırmak, uygar bir ulus için yüzkarasıdır… Bugün mevcut tarikatların amacı, kendilerine bağlı olanları, dünya hayatı ile manevi hayatta mutluluğa kavuşturmaktan başka ne olabilir? Bugün ilmin, fennin, tüm kapsamıyla uygarlığın saçtığı ışık önünde filan ya da falan şeyhin yol göstermesiyle maddi ve manevi mutluluk arayacak kadar ilkel insanların Türkiye uygar topluluğunda varlığını kesinlikle kabul etmiyorum. Ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat medeniyet (uygarlık) tarikatıdır. Uygarlığın emir ve isteklerini yapmak, insan olmak için yeterlidir.”

Atatürk, bir gün sonra, 31 Ağustos 1925'te Çankırı'da da şunları söyledi:

“Tekkeler kesinlikle kapatılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti, her alanda doğru yolu gösterecek güce sahiptir. Hiçbirimiz tekkelerin yol göstermesine muhtaç değiliz. Biz, uygarlıktan, bilimden, fenden güç alıyoruz ve ona göre yürüyoruz. Başka bir şey tanımayız…”

Atatürk bataklığı kurutmak istedi, 1950’den sonra o bataklık yeniden beslenip büyütüldü

Sevgili okurlarım, size “tarikatlar gerçeğini” özetlemeye çalıştım.

Atatürk; 1925 yılında tekke, zaviye ve türbeleri kapatarak bu coğrafyadaki en büyük bataklığı, “tarikat-cemaat bataklığını” kurutmak istedi.

Ama Atatürk sonrasında, özellikle karşı devrimcilerin iktidara geldiği 1950’den sonra, “tarikat-cemaat bataklığı” yeniden beslenip büyütüldü.

Tarikatlar, yeniden “güç odağı”, “menfaat yuvası”, “halkın dini duygularının istismar edildiği yer” haline getirildi.

Tarikatlar, AKP iktidarı döneminde “altın yıllarını” yaşıyorlar.

Ama sonuç ortada!

Türkiye, tarikat-cemaat bataklığında iyice çırpınır hale geldi.

Yazı uzadı, burada kesiyorum, devamı yarın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

05

Ersoy Kandemir - Kralım çıplaksın diye birilerinin bağırması da yetmiyor artık,inşallah hakettikleri cezaları alırlar.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 06 Eylül 16:20
04

erol demirbek - maalesef , hepsi veya çoğu dış kaynaklı ajanlar ulusumuzdan intikam alıyorlar bazı siyasilerden de destek gördükleri apaçık en hakiki yol gösteren müsbet bilimdir. halk fakirleştikçe bunlara yanaşır çözüm sosyal adalet hakça bölüşmedir . fakir bırak tarikatlar güçlensin iktidar devam etsin bu milli ve yerlilik değil ey TÜRK artık titreme zamanı geçti sarsıl toparlan özüne dön tehlikedesin

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 06 Eylül 14:48
03

Cenk Cemil - Sayın T.Ünal

Bu ülkeye maalesef sadece at gözlükleriyle bakanlar var ! Bakın ülkemizde hem de üniversitelerimizde başka neler oluyor !

https://www.takvim.com.tr/yasam/2020/09/06/konya-selcuk-universitesini-karistiran-skandal-tecavuz-tehdit-santaj/1

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 06 Eylül 13:37
01

Seçkin Yeni - Türkiyede halkı sapık tarikatçıların kucağına atan sözde çağdaş özde dinsiz kemalist zihniyetli Laiklerin hazırladığı eğitim sistemidir. Halkın çocuklarını dinsiz çağdaş eğitim vereceğiz diye dinsiz bıraktılar halkta çareyi dışarıda sapık tarikatlarda buldu. Okulda Allahın kitabı kuran öğretilseydi halkın çocuklarına dini öğretilseydi bu tarikatlar halkın dinini yalan yanlış öğrendi yerler olmaktan çıkardı

Yanıtla . 6Beğen . 0Beğenme 05 Eylül 22:18
02

Neyzen - @Seçkin Yeni 01 nolu yoruma cevabı: Katılıyorum ve ilave olarak,

Bunlar Çağdaş,medeni ılim,bilim laflarıyla milleti 100 yılda İrkçı,Komünist,laiklik uyutmaları ile Başka Tarikatlar,şıhar,şeyhler ile emperyalizme misyoner oldular

(Marksizm,Maoizm,HİNDU izm,Veeeeee Kamalizm)

Tabiiki bu Taikatlar ve şıhlar emperyal misyon ile piyoncuklar olarak toplumda baskı ,korku ile fikir,kitap,uygulamalı oldu.

Son 50 yılın FETÖŞ,APOŞ, kahbeleri,hayinleride de Bu takdiğin asıl ürünü

Sonuç mu:Baştan itibaren Emperyalizmin.sömürüsüne misyonerlik.

Kutsa kitaları mı ,şıhları,müritleri mi Sonu izm İdeolojilere bak.

KURAN ve İSLAM olamaz.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 06 Eylül 12:09


Anket Kocaeli'de su fiyatını pahalı buluyor musunuz?