Reklamı Kapat

Bir yanlış üç farklı açıklama

Sevgili okurlarım, hafta sonundan beri “1500 kişilik düğün” skandalı sadece Kocaeli’nin değil, tüm Türkiye’nin gündeminde.

Halk konuşuyor, duyarlı gazete ve televizyonlar haber yapıyor, köşe yazılarında “yapılan yanlış” eleştiriliyor.

Değişen bir şey yok…

Yandaş, yalaka, gerzek gazete ve gazeteciler de “yanlış yapanlara” methiyeler düzmeye devam ediyor.

İyi oldu, bu olay, gazete ve gazeteciler arasındaki farkı bir kez daha ortaya koydu.

Bugün bu yazıyla bu olayı noktalıyoruz.

En son Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın da açıklama yaptı, bizim için konu kapandı.

Bu olayda da “kamuoyunu bilgilendirme görevini” en iyi şekilde yerine getirdik. 

Bir yanlışa üç farklı açıklama

Biliyorsunuz, yanlış, pandemi döneminde “yasak” olmasına rağmen AKP Milletvekili Cemal Yaman’ın oğluna 1500 kişilik düğün yapması…

Bu, birinci yanlış!

İkinci yanlış, devletin aldığı yasaklama kararlarını kontrol etmekten birinci derecede sorumlu Vali Seddar Yavuz’un bu düğüne katılması.

Üçüncü yanlış, her fırsatta halkı salgına karşı tedbirli olmaya çağıran Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın da düğünde bulunması.

Olayın öne çıkan üç ismi vardı, üçü de konuyla ilgili açıklama yaptı.

Bugün bu açıklamaları paylaşacağım sizinle.

Dikkatle okuyun, sonunda bir de soru yönelteceğim.

İlk açıklama, “olayın kahramanı” Milletvekili Cemil Yaman’dan gelmişti.

Ne demişti Cemil Yaman?

“Pişman değilim, oğlumu evlendirdim…”

Açıklamasının bütünü şöyle:

“Pişman değilim, oğlumu evlendirdim. Pandemi kurallarına da uydum. Hatta davet etmek için aradığımda Sağlık Bakanımıza da bilgi verdik. O zaman yasak yoktu. Nikâh töreninin yapıldığı alan 10 dönümlük bir arazi. Girişte iki arkadaşımız gelen herkesin ateşini ölçtü. Maskesiz kimseyi içeri almadık. 15 kişilik masalara en fazla 5-6 kişi oturttuk. Kalabalık olmasın diye arkadaşlarımı bile davet etmedim. Duyup gelenler oldu. Gelene ‘gelme’ diyemem ki. Nikâh bir saat 15 dakika sürdü. Yani 15 dakika aştık sadece. O da gelin ve damatla fotoğraf çektirmek isteyenler nedeniyle oldu. Uzaktan gelen misafirlerimiz olduğu için yemek ikramı da yaptık. (Gülerek) Ben Ağrılıyım, yapmasan, ‘Bir yemek yedirmeden yolladı’ derler.”

Arkasından Vali Seddar Yavuz, konuyla ilgili Twitter hesabından aşağıdaki mesajı paylaştı.

Arkadaşlar, Vali Yavuz’un bir süre sonra bu mesajını sildiğini söylediler, ama olsun mesaj atılmış, görüş paylaşılmıştır.

Vali Seddar Yavuz, mesajında şöyle diyor:

“Algının olgunun önüne geçtiği günümüzde linç adeta bir yöntem olarak kullanılıyor. Kendini savunma imkânı bulunmayan insanları kamuoyunun önüne atan ve suçlu ilan eden zihniyet engellidir.”

Gördüğünüz gibi…

Kendisine toz kondurmuyor, hatasını kabul etmiyor…

“Beni eleştirenlerin zihniyeti, engellidir” demeye getiriyor.

Olsun…

Bu da bir görüş, her görüşe saygımız sonsuz.

Ve Tahir Büyükakın’ın açıklaması

Dün sabah yazı işleri müdürümüz Mesut Akbulut, “Tahir Büyükakın da açıklama yaptı” diye haber verdi.

Attığı açıklamayı okudum, bir daha okudum, bir daha okudum…

Diyor ki Tahir Büyükakın, “Bir şey yanlışsa, yanlıştır”!

Açıklamasının bütünü şöyle:

“Bir şey yanlışsa yanlıştır. Öyle olmaması gerekiyordu. Hiç kimse öyle bir ortamı istemezdi. Ben kendisinin de şanım yürüsün dediğine inanmıyorum, Cemil Bey hepimizden daha çok üzülmüştür. Ben de öyle olmamasını dilerdim. Biz nikâhı hızlıca kıydık ve ayrıldık. Çok da üzerinde konuşacak bir şey yok. Hata kim yaptı se hatadır. Bunu savunacak değilim. Cemil Bey de üzüldü biz de üzüldük. Üzerinde durmanın malzeme etmenin de bir âlemi yok. Bu tür durumlarda biraz da empati yapın. Bazen istediğiniz gibi olmuyor, yapamıyorsunuz. Öyle olmaması gerekiyordu, olduğu için de kamuoyundan özür dilemesi gerekiyor” 

En sağduyulu açıklama kimin?

Sevgili okurlarım, bir olay yaşadık ve bu olayla ilgili üç açıklama var.

Üçü de birbirinden farklı…

Açıklama yapanlardan Cemil Yaman ve Tahir Büyükakın, siyasetçi…

Seddar Yavuz ise bürokrat!

AKP Milletvekili Cemil Yaman, salgın döneminde oğluna 1500 kişilik düğün yapmasını “hata” olarak görmüyor, “Pişman değilim” diyor.

Yine AKP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, 1500 kişilik düğünü “Bir şey yanlışsa yanlıştır. Öyle olmaması gerekiyordu” diye değerlendiriyor.

Vali Seddar Yavuz ise, düğüne katılmasının hata olduğunu kabul etmiyor, haber yapanları ve eleştirenleri “zihniyeti engelliler” olarak tanımlıyor.

Durum bu!

Üç açıklamayı da okudunuz.

Sizce en sağduyulu, en gerçekçi açıklama kimin?

CHP İKTİDAR OLABİLİR Mİ(2)

                                      ********

CHP’yi kimler yönetti, CHP bugüne kadar kaç yıl iktidarda kaldı?

 Bugün ağırlıklı olarak iki konu üzerinde duracağız.

CHP’nin üst kadroları ve devlet yönetiminde söz sahibi olduğu yıllar…

Bitmek tükenmek bilmeyen kurultaylarından, kapalı kaldığı yıllardan, parlamentoya giremediği dönemden de söz edeceğiz.

Sonra şu iktidar yılları…

CHP, 97 yılda ne kadar süre iktidar olabildi?

Devlet yönetiminde ne kadar söz sahibi olabildi?

Kaç seçim kazanabildi?

Bunları da irdeleyeceğiz.

Başlayalım!

CHP’de kimler genel başkanlık yaptı?

CHP’de, kuruluşundan bugüne kadar, yani 97 yılda 7 isim genel başkanlık koltuğuna oturdu.

4 isim de kısa süreliğine genel başkanlığa vekâlet etti.

GENEL BAŞKANLAR

*Mustafa Kemal ATATÜRK  : 11.09.1923- 10.11.1938

*İsmet İNÖNÜ                      : 26.12.1938- 08.05.1972

*Bülent ECEVİT                   : 14.05.1972- 30.10.1980

*Deniz BAYKAL                   : 09.09.1992- 18.02.1995

                                               11.09.1995- 22.04.1999

                                               30.09.2000- 10.05.2010

*Hikmet ÇETİN                      18.02.1995- 11.09.1995

*Altan ÖYMEN                       23.05.1999- 30.09.2000

*Kemal KILIÇDAROĞLU        22.05.2010- (devam ediyor)  

GENEL BAŞKAN VEKİLLERİ

*Celal BAYAR                         :10.11.1938- 26.12.1938

*Kamil KIRIKOĞLU                : 08.05.1072- 14.05.1972

*Mustafa ÜSTÜNDAĞ            : 30.10.1980- 16.10.1981

*Cevdet SELVİ                       : 22.04.1999- 23.05.1999

                                                10.05.2010- 22.05.2010

GENEL BAŞKANLARIN GÖREV SÜRELERİ

*Mustafa Kemal ATATÜRK       :  15 yıl

*İsmet İNÖNÜ                           :  34 yıl

*Bülent ECEVİT                        :   8 yıl

*Deniz BAYKAL                        :  17 yıl

*Hikmet ÇETİN                         :   7 ay

*Altan ÖYMEN                          :  16 ay

*Kemal KILIÇDAROĞLU          :  10  yıldır görevde.

CHP, kaç yıl iktidarda kaldı?

Önce şu “CHP seçim kazanamıyor, tek başına iktidar olamıyor” konusuna açıklık getirelim.

Doğru…

CHP’nin iktidarda bulunduğu dönem, sadece 1923-1950 arası.

27 yıl…

“Tek parti” dönemi…

Diğer zamanlarda çok kısa ve eli kolu bağlı “koalisyon dönemleri” yaşadı.

Parça parça…

Dura kalka…

Bunların da hepsini toplasan 5 yılı bulmaz.

CHP’NİN İKTİDAR YILLARI

*1923-1950             : Tek parti dönemi, CHP iktidarda.

*1961-1965             : İsmet İnönü başkanlığında 3 koalisyon hükümeti.

*1973-1974             : Bülent Ecevit başkanlığında CHP-MSP koalisyon hükümeti.

*1977-1978             : Bülent Ecevit başkanlığında iki küçük partiyle koalisyon                                     

*1991 seçimi sonrası kurulan SHP-DYP koalisyonu, SHP-CHP birleşmesi sonrası CHP-DYP koalisyonu olarak devam etti.

Hepsi bu kadar!

Tek parti dönemini saymazsak, CHP 1950’den buyana hiçbir zaman tek başına iktidar olamadı.

70 yıldır…

CHP’nin kapalı olduğu yıllar

CHP, 97 yıllık tarihinde 11 yıl kapalı kaldı.

12 Eylül ihtilalinden sonra, 16 Ekim 1981’de bütün siyasi partilerle birlikte kapatıldı, 9 Eylül 1992’de yeniden açıldı.

CHP’nin kapalı kaldığı dönemde, aynı gelenekten gelen 3 siyasi parti kuruldu.

*HP-Halkçı Parti

*SODEP-Sosyal Demokrasi Partisi

*DSP-Demokratik Sol Parti

Bunları da bünyeden sayarsak, bu partiler de hiçbir zaman tek başına iktidar olamadı.

CHP’nin parlamento dışında kaldığı dönem

CHP, 97 yıllık tarihinde sadece bir seçimde “devre dışı” kaldı.

18 Nisan 1999 tarihinde yapılan genel seçimlerde…

Yüzde 8.71 oy oranı ile barajı aşamadı ve TBMM’da temsil edilmedi.

Bu seçimde DSP 136 milletvekili çıkardı.

Baykal, seçim yenilgisinden sonra genel başkanlıktan istifa etti, genel başkanlığa bir süre Cevdet Selvi vekâlet etti.

CHP, bugüne kadar toplam 56 kurultay yaptı

Boşuna adı çıkmamış…

CHP, bugüne kadar 19’u olağanüstü, 37’si olağan toplam 56 kurultay topladı.

Neredeyse 1.5 yılda bir kurultay!

Biliyorsunuz, son olağan kurultayını bu yıl  25-26 Temmuz’da yapmıştı.

Bu kurultaylarda bizden de ( Kocaeli’nden) genel başkan adayları çıktı.

18 Nisan seçim yenilgisinden hemen sonra 22 Mayıs’ta toplanan 9.Olağanüstü Kurultay’da 5 isim genel başkanlığa adaylığını koydu. Altan Öymen, Hasan Fehmi Güneş, Murat Karayalçın ve bizden Hurşit Güneş.

Seçimi Altan Öymen kazandı.

Bir yıl sonra, 30 Eylül 2000 tarihinde yapılan olağanüstü kurultayda da Sefa Sirmen’i genel başkan adayları arasında gördük.

Deniz Baykal, Altan Öymen, Hasan Fehmi Güneş ve Sefa Sirmen genel başkan adayı oldu, seçimi Deniz Baykal kazandı.

Dillere destan 1977 seçimi

Bu seçimden bu noktada mutlaka söz etmeliyim.

Çünkü bu seçim, 5 Haziran 1977 tarihinde yapılan seçim, her CHP’linin dilinde destandır.

Dönerler dolaşırlar o seçimden söz ederler.

“Ecevit yüzde 41.5’i nasıl almıştı?” diye iç geçirirler.

Evet, bu seçim CHP’nin kazandığı ilk ve son genel seçim!

Kazandığı derken, “diğer partilere üstünlük sağladığı” seçim demek istiyorum.

Gerilimli günlerdi.

1 Mayıs kutlamaları kanlı bitmişti.

Ecevit’e suikast iddiaları ortalığı iyice karıştırmıştı.

Türkiye adım adım erken seçime gidiyordu, seçim “kanlı siyasi süreçten” çıkış olarak görülüyordu.

CHP’nin ekonomik ve sosyal sorunlara çözüm olabileceği yönünde toplumda beklenti başlamıştı.

“Halkçı Ecevit” sloganları ortalığı yıkıyordu.

1977 seçimleri böyle bir ortamda yapılmıştı.

Bütün ibreler CHP’yi gösteriyordu, CHP beklendiği gibi bu seçimde en yüksek oyu (yüzde 41.5) aldı.

CHP’nin oyu neredeyse bir önceki seçimden 8 puan öndeydi.

AP’nin bütün çabası yüzde 37 ile sonuçlandı.

MSP yüzde 8.5, MHP yüzde 6.5’ta kaldı.

Sistem gereği, tek başına iktidar olabilmesi için CHP’nin 226 milletvekili çıkarması gerekiyordu, 213’te kaldı.

Seçimi kazanmıştı, ama tek başına iktidar olamıyordu.

CHP için zorlu süreç başlamıştı.

Sonunda AP’den ayrılıp gelen milletvekillerin desteğiyle derme çatma bir hükümet kurdu, ama güvenoyu alamadı.

Başlayan ekonomik sıkıntılar daha da derinleşti.

Emperyalist ülkeler CHP’yi istemiyordu.

Kıtlıklar, yokluklar, kuyruklar başladı…

Küçük partilerle kurduğu koalisyon hükümetleri “bıçak sırtında” gidiyordu.

14 Ekim 1979 tarihinde yapılan “milletvekili ara seçiminde” CHP’nin oyu yüzde 30’un altına düşünce, Ecevit başbakanlıktan istifa etti.

CHP’nin 1977 seçim zaferi, böyle hüsranla sonuçlandı.

Bu seçim, CHP’nin “diğer partilere üstünlük sağladığı” son seçim olacaktı.

YARIN:

CHP, ülkemize ne hizmet ettiyse 1923-1950 arasında yaptı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Mehmet - Ben de o nikahta olan biri olarak Nikah merasimine 20 tane şahidin çıkmasına niye izin verdi Tahir başkan? nikahı organize ederken başkanın buna itiraz etmesi gerekirdi. Tahir bey de hızlıca nikahı kıymadı. bir saat konuşma yapıldı tüm şahitler evet dedi, tüm şahitler defter imzaladı. Biz bir an önce bitirsinler şu nikahı da hediyeyi verip çıkalım derdine düştük nikah uzadı da uzadı. Olmaz arkadaş

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Eylül 12:28


Anket Kocaeli'de su fiyatını pahalı buluyor musunuz?