İstanbul’a kafa tuttuk, Fener’ine, Cimbom’una, Kartal’ına sahayı der ettik, ama şimdi birleşiyoruz, kehanet yerini buluyor…

Bir zamanlar, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray'a İstanbul’daki evlerini dar eden Körfez ve onun efsanesi vardı…

Şimdi yerinde yeller esiyor…

Neredeyse İstanbul’un büyük bir semti olmaya hazırlanıyoruz…

Kehanet yerini buluyor…

Kocaeli kentinin yıllardır bir kehaneti vardır: İstanbul ile-Kocaeli birleşecek…

1966’da doğdum…

2020’deyiz ve hâlâ bu konuyu tartışır dururuz…

Adapazarı’nı aldılar…

Çayırova neredeyse tam İstanbullu…

Altınova’yı Yalova’ya verdiler…

Şimdi Gebze gitmek istiyor…

İzmit de işgal edilmek üzere…

Metro bağlandı mı,

Ruhuna el-fatiha…

Evet, İstanbul ile aramızdaki aradaki boş araziler hayli doldu ama, henüz Kocaeli-İstanbul nihayet birleşti diyemiyoruz…

Dilovası var…

Hereke sırtları var…

Körfez’in üst tarafları var…

Eskiden iki şeritli tek bir yolla İstanbul ile İzmit arası bağlanırdı…

İstasyondan bindiğimiz kömürlü trenlerin kömür tozlarını, kompartımanda ailece oturup, camdan sarkıp yutarken bile zevk alırdık…

70’lerde kömürlü trenle 4-5 saatti, rötar yapa yapa, at arabası hızında İstanbul'a giderdik...

Eski İstanbul karayolunda ise 3-4 saat trafikte beklerdik…

Şimdiki 60 Evler, o zamanki Murat Evler, 44 Evler’den kente giriş neredeyse imkânsızdı…

Derince Geçit’i geçtik mi, İzmit’e geldik derdik…

Karayolunda kazasız bir gün geçmezdi. Özellikle Dilovası’nda, fabrika servislerinin çıkışındaki işçi otobüslerinin kazalarında, binlerce kişinin ölümüyle yas tuttuk…

Gerçek emekçi işçilerdi bunlar…

Özallı yıllarla beraber yollar yapıldı, otobanlar faaliyete geçti, köprüler arttı, tek tek satıldı, otoyollar dört bir yanımızı sardı…

Metropole yol alırken, metro-seksüel olarak evrildik...

Şimdi metro da geliyor…

Yani o kehanet dolu sözler, sonunda gerçek oluyor…

Yeraltından İstanbul’a, oradan da denizin altından Sultanahmet, Ayasofya, tarihi yarım ada, Galata’ya ulaşmak çocuk oyuncağı olacak…

Ama ya eski kentlerin ruhu, onlar ne olacak ?..

İnsanın olmadığı yerde, teknolojinin bir ruhu olamaz ki…

HHH

Oğuz Atay’ın ‘Tutunamayanlar’ romanındaki gibi, sığ, çiğ, ruhsuz bloklardan oluşan metropollerde, Full HD KV televizyonlarda, Yeşilçam filmi izlemek nasıl bir traji-komik durum olacaktır ?..

Pandemide evlerine kapananlar için, bu yollar ne ifade edecektir ?..

İnsansız sokakların dayanılmaz ağırlığını, kim hafifletecektir ?..

Mendil kapmacadan, cüzdan kapmacaya…

Saklambaçtan, polisten saklanmaya…

Kör-ebeden, isimsiz çocukları dünyaya getirten ebeye…

Yüzük kimde oyunundan, kuyumcuyu soyanlara…

Mantar tabancası kullanmaktan korkarken, balkonda vurmadık adam bırakmayan düğün magandalarına…

Aspirini suyla karıştırıp içenlerden, damarları delik deşik olan 13-14 yaşındaki çocukların birer ikişer ölmelerine…

Liste uzayıp gider…

HHH

Yani böyle bir evrim geçiren insanlığımız, bırakın İstanbul'u, New York (nuuuu york) ile birleşse ne olur ?..

Gelir nano-milimlik Covid, imamın kayığıyla uzaklara gider bizim Cavid…

Ama olsun…

Metro bir bitsin…

Siz bizi o zaman görün…

Şehirlerin ‘RUHU’ mu ?..

‘TUZ’layın da kokmasın…

*****

Bu Mavi de nereden çıktı ?..

Hodri Meydan Taraftar Grubu, Yeşil Siyahlı geleneksel renklerimizin arasında bir 1966 damgası vurmuş ve rengini de mavi yapmış…

Bu tartışmayı 1992’de yaşamıştık…

Nasut Kayalı’nın, kulübün kurulduğu 1965 yılında, üç kulübün bileşiminden bir mavi beyaz renk ortaya çıkarması, buna depremi simgeleyen bir siyah renk eklenmesi fikri, hemen ardından renklerin Yeşil Siyah olarak kararlaştırılması (Kentimizin ilk gayri federe kulübü Ak Yeşilspor’dan gelen bir düşünce) süreci 1992 yılına kadar devam etti…

Kocaelispor’un Güvenç Kurtar ile Süper Lig’de (o zamanki adıyla 1.Lig’de) efsane olduğu sezonlar…

Kurtar, Mavi Siyah formalar hazırlamış, İnter gibi bir görüntü sergilemiştik…

Ancak taraftar ayağa kalktı…

Yani şimdiki Hodri Meydan…

Eski Kostad…

Eski Kocaelispor’u Sevenler Derneği…

Eski Liseliler Birliği (Mehmet Açık)…

Herkes karşı çıktı ve Sefa Sirmen, Kurtar’ın bu projesinden vazgeçti…

Yıllar sonra, yeniden Mavi Siyahlı 1966 yazısını görünce şaşırdım…

Şimdi Arma’dan sonra bu yönde de bir tartışma çıksın ister misiniz ?..

Tam da lig öncesi…

Haydaaaaaaaa…

(Ayrıca Yeşil ve Siyahın üzerinde mavi hiç güzel durmuyor…)

Karikatür:

Konuşan fotoğraf:

MHP’Lİ HAMZA GÜLOĞLU: Kardeşim beni eski Lassalı basketçi günlerime döndürmeyin, yemin ediyom, hepinizin ribaundunu alırım…

EFSANE SPOR SÖZLERİ:

"Bu adamı savunmak suyu avuçlamaya benziyor"

-Michael Jordan hakkında söylenen anonim bir söz...-

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder



Anket Kocaeli'de ulaşımı pahalı buluyor musunuz?