Reklamı Kapat

CHP’deki Mustafa Kemal Paşa mı, Atatürk mü? tartışması çok su götürür! 

Sevgili okurlar…

Son günlerde CHP’de, “Mustafa Kemal mi?”, “Atatürk mü?” tartışması yaşanıyor…

Yani ceviz kabuğunu doldurmayacak bir polemik.

Yazar Zeki Sarıhan, çeşitli konularda gazetemize mail atar, görüşlerini yazar.

Sarıhan bu kez, “Mustafa Kemal Paşa mı?,  “Atatürk mü?”  başlıklı bir yazı yazdı…

Kocaeli ve Türkiye’nin gündemindeki bu konuyla ilgili görüşlerini aktardı…

Okudum, ilgimi çekti. Bu yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum.

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

“Biz bugün “Mustafa Kemal Atatürk” diyoruz ama geçmişte onun çeşitli adları oldu. İlk adı yalnızca “Mustafa” idi. Rüştiye öğretmeni matematikteki başarısından ötürü ona “Kemal” adını da verdi.  Öğrenciliğinde soyadı yerine memleketinin adı ile kayıt usulden olduğu için künyesine “Mustafa Kemal Selanik” diye yazıyorlardı. Samsun’a çıktığı zaman “Mustafa Kemal Paşa” idi. Kısaca “Kemal Paşa” olarak ün yaptı. İstanbul’un muhalif çevreleri yayınlarında Anadolu’nun Kuvayı Milliyecilerine “Kemaliler” diyordu ki bu aynı zamanda “eşkıyalar” anlamına da geliyordu. Batıdaki yayınlarda ise Kuvayı Milliyeciler için hem “Kemalistler” hem “Nasyonalistler” tanımlaması kullanılıyordu.

“GAZİ” VEYA “KEMAL PAŞA”

Sakarya Savaşında attan düşüp yaralandığı için TBMM ona Mareşallik rütbesinden başka “Gazi”lik unvanını da verdi. Mustafa Kemal Paşa bu sıfatı pek sevdi ve imzasını “Gazi Mustafa Kemal” diye atmaya baladı. Basında ve halk arasında ise “Gazi” veya “Kemal Paşa” olarak yazılıp çiziliyordu. Adının önüne kendisi “Müşir” (Mareşal) unvanını da eklediği oluyordu.

1934’te Atatürk soyadını aldıktan sonra Mustafa adını bıraktı. İmzasını “Kemal Atatürk” olarak atmaya başladı. Hatta “Kemal” Arapça kökenli olduğundan bunu bir süre (kale anlamına geldiği söylenen) “Kamal” diye attı.

“GAZİ PAŞA HAZRETLERİ ŞEHRİMİZİ TEŞRİF ETTİ”

Soyadı yasasına göre Bey, Hazretleri, Hanım, Hoca, Efendi, Hanımefendi unvanları gibi “Paşa” unvanı yasaklandı. Bundan sonra erkekler yalnızca “Bay”, kadınlar “Bayan idi.  Paşalara “Genaralim” diye hitap edilecekti. Herkes, hatta bu kanunun çıkaranlar bile ona “Paşam” diye hitap etmeye devam ettiler. Ancak “Hazretleri” unvanının eklemeyi de ihmal etmediler. Bir yere gittiğinde oranın basını “Gazi Paşa Hazretleri şehrimizi teşrif etti” diye yazıyorlardı. Fiilen böyle de yazmak zorundaydılar. Yalnız yasaya uyan bazı gençlerin ona “Bay Atatürk!” diye hitap ettikleri de kayıtlıdır. 1930’lu ve 40’lı yıllarda Onu “Münci” (Kurtarıcı) ve “Dâhi” diye tanımlayanlar oldu. Bu tanımlar giderek “Ulu Önder Atatürk”te istikrar kazandı. Bunu en çok da Kenan Evren gibi Atatürkçülüğü kendinden menkul olanlar kullandı. Yalnızca “Atatürk” demek nerdeyse bir hakaret sayılırdı. 

Kemal Tahir’in romanlarında geçtiği gibi Onu “Sarı Paşa” diye ananlar da vardı. (Attila İlhan’ın da yaşasaydı kulakları çınlardı!)

KAFTANCIOĞLU’NUN CEVABI

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu onu bir konuşmasında “Mustafa Kemal Paşa” olarak anmış. İşgüzar bir muhabir de niçin “Atatürk” demediğini sormuş. Kaftancıoğlu, öyle anlaşılıyor ki Atatürk ismiyle Kenan Evren gibi faşist bir rejim kurmak isteyenlerden kendisini ayırmak için Mustafa Kemal’i tercih ettiğini söylemiş.

Hükümet taraflısı basın, CHP’nin içini karıştırmak için konuya balıklamasına daldı. “Bakın, gördünüz mü CHP’lilerin bir kısmı Atatürk’e karşıdır. Bu partide Atatürk düşmanları vardır. CHP Atatürk’ün kurduğu parti olmaktan çıkmıştır” demeye getirdiler ve dediler de. Sanki CHP Atatürk’ün Partisi olmaya devam etseydi bundan çok hoşlanacaklardı? Sanki Atatürk’ü “İki ayyaş”tan biri olarak nefret diliyle ananlar kendi şefleri değilmiş gibi.

CHP’nin Atatürkçüleri de (yasadaki gibi söylersek) “Bayan” Canan’a dersini vermekte gecikmediler. CHP’lilerin tümünün Atatürkçü olduğunu söylediler.

BU BİR SINIF TAVRIDIR

Olay bu vesile ile patlak vermekle birlikte sorun yeni değil. Türkiye’de bu konuda uzun süredir iki eğilim var. Daha çok Kurtuluş Savaşı’nın anılarına bağlı olan ve Atatürk’ü de bu ihtilalin başı olarak kabul edip olumlayanlar onu “Gazi”, “Gazi Mustafa Kemal”, “Mustafa Kemal Paşa” olarak andılar. Cumhuriyet döneminin Batılılaşma, modernleşme ve kapitalist bir ekonomi sistemine bağlı olanlar ise başına “Ulu Önder” unvanını da ekleyerek “Atatürk” demeyi tercih ettiler.

Bu yalnız CHP içinde değil, solcu veya sosyal demokrat aydınlar arasında da yaşanan bir bölünmeye işaret ediyor. Arada gri tonlamalar olmakla birlikte, Avrupai değerler ve kapitalizmle bir sorunu olmayanlar “Atatürk” demeyi, Batıya bağımlılığa karşı çıkıp yeni bir bağımsızlık hareketine girişilmesini isteyenler “Mustafa Kemal Paşa” demeyi tercih ettiler. 1968’de Samsun’dan Ankara’ya yürüyen gençler buna “Mustafa Kemal Yürüyüşü” adını vermişlerdi.

Bu tercihin CHP içinde su yüzüne çıkması, orada küçük burjuvaziden büyük liberal burjuvaziye kadar çeşitli sınıf ve tabakaların mevzi tuttuğunu gösteriyor. Bağımsızlık ve halkçılıkta radikal olanlar, Mustafa Kemal Atatürk’ün kalpaklı fotoğrafını Lenin’in kalpaklı fotoğrafıyla yan yana kullanmayı, Kürt sorununda makul bir çözümden yana olanlar gene Onun Dersim mebusu Diyap Ağa ile çekilmiş fotoğrafını, Batıcılar ise, Atatürk’ün şık giyinmiş kadınlarla balolarda çekilmiş fotoğrafını kullanıyorlar. Bakınız: (Çankaya Belediyesi Evlendirme Dairesindeki fotoğraf)

SAVAŞ VE BARIŞ DÖNEMLERİ

Biz sosyalistlere gelince ona Mustafa Kemal Paşa veya Atatürk demenin bir sakıncası yoktur. Çünkü bu onun adlarıdır. Biz sosyalistler, nasıl olsa Kurtuluş Savaşı’nı da Cumhuriyet dönemini de bir ezber olarak almıyoruz. Diğer tarihsel olaylara olduğu gibi bu dönemlere de eleştirel yaklaşıyoruz. Mustafa Kemal Paşa’nın savaş ve barış döneminde yaptıkları şeylerin günümüzde bir anlam ifade eden ve emekçi sınıfların işine yarayacak düşünce ve yöntemlerinden yararlanıyoruz.

Gene de “Atatürk 1919’da Samsun’a çıktı” diye yazmak yerine, “Mustafa Kemal Paşa 1919’da Samsun’a çıktı” diye yazmak daha anlamlıdır. Aynı şekilde “Mustafa Kemal Paşa 10 Kasım’da öldü” yerine “Atatürk 10 Kasım’da öldü” diye söyleyip yazmak yerine oturan ibarelerdir.

CHP’NİN SAĞ KANADI TUZAĞA DÜŞTÜ

İktidardaki radikal dinciler, Atatürk’ten nefret ettikleri, Kurtuluş Savaşı’na sahip çıktıklarını anlatmak için (Mecbur kaldıklarında) Onu “Mustafa Kemal Paşa” olarak söylüyorlardı. Şimdi “Mustafa Kemal” diyen Kaftancıoğlu için başlatılan hücum, aslında CHP içindeki çatlaklardan yararlanmak isteyen bir siyaset avcılığından başka bir şey değildir. Verilen demeçlere bakılırsa, Şimdilik CHP’nin sağ kanadı, bu tuzağa düşmüş görünüyor. (15 Eylül 2020) (zekisarihan@gmail.com)

**

Zeki Sarıhan’ın görüşleri böyle…

Anlaşılan CHP’deki Mustafa Kemal Paşa mı,  Atatürk mü? tartışması çok su götürür! 

Xxxxxxxxxx

Kocaeli’de kaç konut satıldı?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Kocaeli Bölge Müdürlüğünce açıklanan verilerine göre, Türkiye genelinde konut satışları 2020 Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre % 54,2 artarak 170 bin 408 oldu. Konut satışlarında İstanbul 30 bin 292 konut satışı ve %17,8 ile en yüksek paya sahip oldu. Açıklanan verilere göre; 2020 yılı Ağustos ayında Kocaeli’de  4387 konut satıldı.

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Kentsel dönüşümden ‘KIRSAL’ dönüşüme

Yapı ruhsatı sayılarında ciddi düşüş gözlenirken, organik tarım ve ziraî sektörlere ilgi artıyor, arsa almak isteyenler sıraya giriyor. Kentlerdeki sermaye, toprak yatırımlarıyla verimli kırsal alanlara kaymaya başlarken, istatistikler orta-uzun vadede kırsal bölgelere yeniden bir göç yaşanabileceğinin habercisi niteliğinde. Bu hafta, uparazzi.com.tr’de yayınlanan rapora göre, Türkiye’de bir arazi üzerinde yapı inşa etmek için zorunlu başvurulan yapı ruhsatı sayısında son 4 yılda istikrarlı bir düşüş söz konusu.

Xxxxxxxxx

Aile Manifestosu

Üsküdar Üniversitesi, önceki gün “Aile Manifestosu” yayınladı. Üsküdar Üniversitesi Aile Çalışma Grubu tarafından yayınlanan 10 maddelik manifestoda; aile değerlerini anlatan Sevgi, Saygı, Sadakat, Sabır, Samimiyet ve Manevi Birikimler’den oluşan 5S 1M kavramlarının güçlendirilmesi gerektiğine vurgu yapılıyor.

Xxxxxxxxxxxx

Yoksulluk sınırı arttı

Memur-Sen tarafından her ay düzenli olarak yapılan “açlık-yoksulluk” araştırmasına göre, Türkiye’deki 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2.455,7 TL, yoksulluk sınırı ise 7.123,4 TL olarak belirlendi. Açlık sınırı temmuz ayına göre değişmezken, yoksulluk sınırı 46 TL yükseldi. Asgari ücret 2300 lira… Yani asgari ücret, açlık sınırının bile altında.

Xxxxxxxxxxxxxxx

Dünyanın en kalabalık

şehirleri belli oldu

Ajans Press’in, macrotrends verilerinden elde ettiği bilgilere göre, 2020 yılında dünyanın en kalabalık şehirleri belli oldu. Böylelikle Tokyo’nun (Japonya) 37 milyon 393 bin kişi ile ilk sıraya yerleştiği saptanırken, ikinci sırada 30 milyon 291 bin nüfus ile Delhi (Hindistan), üçüncü sıraya da 27 milyon 58 bin ile Şangay’ın (Çin) yerleştiği kaydedildi. İlk üçü takip eden diğer şehirler ise, Sao Paulo 22 milyon 43 bin, Mexico City 21 milyon 782 bin, Dakka 21 milyon 6 bin, Kahire 20 milyon 901 bin, Pekin 20 milyon 463 bin, Mumbai 20 milyon 411, Osaka 19 milyon 165 bin olarak sıralamada yer aldı. İstanbul ise bu listenin on dördüncü sırasında yer alırken, nüfusunun 15 milyon 190 bin olduğu saptandı. İstanbul bu yoğunluğu ile Moskova, Los Angeles, Paris ve Bangkok gibi birçok şehirden fazla nüfusa sahip olduğu ortaya çıktı.

Xxxxxxxxxxxx

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Akbulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli Valiliği'nin aldığı koronavirüs tedbirlerini yeterli buluyor musunuz?