Tahtalı Gürgenlik Ormanı

            Yazıma başlamadan sizlerden ricam arkanıza yaslanın, gözlerinizi yumun ve gözünüzün önüne koca koca ağaçların bulunduğu yerde çocuklarınızla piknik yaptığınızı getirin.

            Çocuklarınız buz gibi akan suyun yanında orman kenarında neşe içinde oyunlarını oynuyor. Siz ailece mutlusunuz içinize bol bol tazecik oksijen çekiyorsunuz. Şehrin sıcağından uzaklaşmış, neminden kurtulmuş ağaçların sağladığı esintiyi, püfür püfür esen rüzgârı yüzünüzde, vücudunuzda hissediyor, kuş seslerini işitiyorsunuz.

            Ne kadar güzel değil mi?

            Peki! O ormanları yavaştan yavaştan keserseniz 30 sene sonra aynı ormanı bulma şansınız var mı? Çocuğunuz büyüdüğü zaman sizin hissettiğiniz o güzelliği sizin gibi yaşayabilir mi?

            Kolay, kolay olduğu kadar zor ve düşündürücü soru değil mi? Eğer siz gerçekten insan evladı iseniz bu soruya cevap bulmanız çok zor olur. Eğer siz gelecek kaygısı yaşamıyorsanız, gelecek nesillere ister kalsın ister kalmasın diyorsanız zaten düşünmenize bile gerek yok. Ormanları yok edin gitsin.

            Karamürsel’in Tahtalı Köyünde çok eski yöre halkının deyimi ile Gürgenlik, Orman müdürlüğünün deyimi ile Kayın ormanı bulunur. Ormanın tam ortasından da Tahtalı Köyüne giden bozuk yol geçer. Fulacık köyü tarafından gelirken ormanın sağ tarafı mesire alanıdır. Sol tarafı ise koca bir Gürgenlik.

            Mesire alanında piknik yapar, sol tarafta orman içinde de yürüyüş yaparsınız. En az yüz, iki yüz senelik ağaçların azaldığı buna karşın genç ağaçların zamanla çoğaldığı ormanda “S” çizerek giden patika yoldan derinlere doğru gidersiniz. Yerler yapraklarla doludur.

            Dışarda 32 derece sıcak varken orman içinde tatlı tatlı esen rüzgâr sizi sarar hiç yorulmadan terlemeden ilerlersiniz. Yorulduğunuzda buz gibi akan kaynaktan su içersiniz.

            Öyle bir yere gelirsiniz ki, bir gölet karşılar sizi kenarında oturur derin rüyalara dalarsınız.

            İşte bu güzelim orman içinde bugünlerde gezerken canım ormanın ağaçlarının gençleştirme adı altında işaretlendiğini ve kesilmeye başladığını görürsünüz.  

            Orman müdürlükleri o kadar şaibelidir ki bu gençleştirme mi yoksa bir katliam mı şüphesine halk olarak düşersiniz.

             Bugüne kadar gençleştirme adına çok orman yok oldu. Ne kadar biz ağaçlandırma yapıyoruz derseniz deyin. Yapılanlar ve görülenler o şüpheyi ortadan kaldırmaz.

            2000 yılında Tahtalı Köyünden, Karamürsel’in değerli abisi İbrahim Akbaba’nın büyük gayreti ile Gürgenlik koruma altına alındı. Kim aldı Orman Bölge müdürlüğü. Eğer gençleştirmeye ihtiyaç olsa bu alan neden koruma altına alınsın?

            Ve 2012 yılında koruma kararı kaldırıldı. Gerekçe “orman çok büyüdü yangın olsa müdahale edemeyiz”. Bu koruma kaldırma parke yapımı için gereken gürgen ve kayın ağaçlarının azaldığı döneme ne hikmetse geldi. Ormanlık alan birden değer kazandı.     Koruma kararı alınan bir ormanda eğer sürgünler büyüdü ise o sürgünlerin kesilmesine yolların ağaçlara zarar vermeden düzenlenmesine kim karşı çıkar ki?

Yeter ki ormana dokunmayın.

       Binlerce yıldır ormanlara hiçbir müdahale olmadan kendi tohumları ile hayatını devam ettirmiyor mu? Yaşlı ağaçlar kendi devrilip ormanın sakinleri hayvanlara, kuşlara, börtü böceğe yuva olmuyor mu?

            Gençleştirme ne demektir? Benim aklıma yaşlı ağaçların ayıklanması, sürgünlerin kesilmesi geliyor. Yaşlı ağaçlar, ince sürgünler dururken, tehlike yaratan ağaçlar dururken, genellikle etrafında yolu tıkamayan genç ağaçların kesilmesi akla ve mantığa uygun değil.

             Üstelik ormanın derinliklerinden çok “S” çizen yol üzerinde ve belli mesafedeki kolay taşınabilecek alanlarda genç ağaçların kesilmesi insanın aklına birçok şüphe getiriyor. Hele ki; kesilen ağaçlar hızara gelecek tarzda ise şüphe artıkça artıyor. Çünkü günümüzde her şey nedense hızla tüketilmeye, ülke yok edilmeye çalışılıyor

            Baskılar sonucu 800 ağaç kesimi birden 800 metreküpe dönüştü. Sonra 400 ağaca denk geliyor dendi. Geçen birisi de olayı yumuşatmak amacı ile “ yok canım sadece 100 ağaç kesilecek. Üstelik Belediye orada kamp alanı yapacak” deyince şüphelerimiz azalmadı. Aksine endişelerimiz iki hatta üç katına çıktı. 

            Bu kadar anlatımımdan şu sonucu rahat rahat çıkarın Karamürsel iktidar kanadınca çok sahipsiz bırakıldı. “Siyaset için her şey mübah” düşüncesi ortada. Ülkenin genelinde de aynı durum yok mu?

            Ha biz burada bu konularda yazdıkça bazı duyarsız insanlar “ Ucuz Kahramanlık yapılıyor”, “işin içinde siyaset var” diyerek küçümsemeye hatta değersizleştirmeye çalışıyor, işlerine öyle geliyor.

            Bu düşünce tarzları geçmişte kalan, kendini yenileyemeyen cahil söz ve davranışlardır. Doğayı korumak, gelecek nesillere bizim yaşadığımız kalitede güzellikleri bırakmak için mücadele etmek ucuz kahramanlık, siyaset değil aksine geleceğimizi oluşturan çocuklarımızı, evlatlarımızı düşünmektir.

Gün siyaset dönemi değildir. O günü gelince elbet yapılır ama bugün bizden sonraki nesillere tıpkı bizden önceki nesillerin bıraktığı kalite de güzellikleri bırakma zamanıdır.

            Bunun hesabını ne bu dünyada ne de ahirette verebilirsiniz.

            Artık “ eeee, boşver ye kürküm ye” dönemi bitmiştir. Artık okuyan, duyan, kendini geliştiren, okuduğunu, gördüğünü anlayan, analiz eden insanların devridir. Öyle de olmalıdır.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilgutay Bağdat - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli'de ulaşımı pahalı buluyor musunuz?