Reklamı Kapat

MESLEK ODALARI Ve SİYASİ İKTİDARLAR…

Gerçekten DEMOKRATİK bir HUKUK DEVLETİ düzeninde, meslek odaları önemli bir işleve ve güce sahiptir.

Her mesleğin “temel değerleri” ve “Meslek Ahlak İlkeleri” vardır.

Her meslek odasının, kendi alanıyla ilgili olarak toplumu ve siyasi iktidarı “UYARMAK” görevi vardır.

Ne var ki, “demokrasi kültürü gelişmemiş” ve siyasi iktidarların “BEN NE İSTERSEM YAPARIM, bana kimse karışamaz” anlayışının egemen olduğu toplumlarda meslek odaları siyasal iktidarlar için “baş belası, ayak bağı” olarak görülür!

Meslek Odaları, siyasi iktidarın dümen suyuna girdiklerinde temel değerlerini ve saygınlıklarını yitirirler.

Siyasi iktidarlar, meslek odalarının işlev ve etkilerini yok etmeye çalışırlarsa, kendi “meşruiyetlerini” de yitirirler. Bundan bütün bir toplum ve ülke zarar görür.

·       Siyasi iktidar, şehirleri planlarken, “Şehir Plancıları Odaları” ile birlikte çalışmazlar ve “rant yaratıp paylaşmak” üzere imar planları ile oynarlarsa, şehirler içinden çıkılmaz sorunlarla karşı karşıya kalabilir. İstanbul, somut bir örnektir!

·       Siyasi iktidar, “Çevre Mühendisleri” ve “Maden Mühendisleri”  Odaları ile hiç değilse “danışman” düzeyinde ilişki kurar, uyarılarını dikkate alırlarsa, tarım toprakları ve ormanlar talan edilmez, yok olmaz! Yabancı şirketler “siyanürle altın arama” imtiyazı ile doğanın canına okuyamaz! Her aklına gelen maden arama ruhsatı alamaz! Dağlarımız, tarım alanlarımız delik deşik edilemez!

·       Siyasi iktidar, “Tabip Odaları” ile “danışman” düzeyinde işbirliği yapabilse, sağlık çalışanlarının sorunlarına duyarlı olabilse, genel sağlık sorunlarının çözümünde daha başarılı olabilir.

Ne yazık ki, özellikle son salgın hastalık konusunda, siyasi iktidar Tabip Odaları’nı “yok” saymıştır.

Tabip Odaları’nın bilimsel ve teknik uyarılarına kulak verilmemiş, aksine “baş belası” olarak görülmüştür.

Özellikle Devlet Bahçeli’nin “Türk Tabipler Birliği derhal kapatılmalıdır” yaklaşımını “demokratik bir hukuk devleti” değerleri ile anlayabilmek mümkün değildir.

Türkiye’de gerçek anlamıyla bir “ULUSAL SAĞLIK PROGRAMI” var mıdır?

Yoksa, “Milli Eğitim’de” olduğu gibi, sağlıkta da her bakanla birlikte değişen uygulamalar mı egemendir?

2011 yılında “Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü” neden ve hangi gerekçelerle kapatıldı? Atatürk’ün kurduğu bu enstitü, Cumhuriyet’in ilk yıllarında 17 farklı aşı üretmiş. Bugün, 21. Yüzyılda “AŞI ve İLAÇTA dışa bağımlı ülke” olmaktan mutlu muyuz?

Heybeliada Sanatoryumu neden yıllarca kapalı kaldı? O görkemli yapı neden çürümeye terk edildi? Ve neden “amaç dışı” Diyanet’e verildi? Onarılarak “karantina merkezi” ya da “Sanatoryum” olarak değerlendirilemez miydi?

KAMU HASTANELERİ neden kapatılıyor? Dolar bazında 20 yıl “hasta ve tıbbi tetkik garantili” olarak açılan ve ülkeye büyük bir maliyet getiren “Şehir Hastaneleri müteahhitleri” zengin olsun diye mi?

Farklı uzmanlık alanlarındaki tıp adamları, o devasa hastanelerde birbiriyle iletişim kurmak ve “hasta konsültasyonu” yapmakta zorlandıklarını belirtiyorlar.

 Ve; merkezi büyük hastaneler yerine, halkın kısa sürede ve kolaylıkla ulaşabilecekleri hastanelerin olması gerektiğini söylüyorlar. Yanılıyorlar mı dersiniz?

Covid 19  sürecinde doktorlarımız ve sağlık çalışanları büyük bir mücadele verdiler. Onlarcası yaşamlarını yitirdi.

Sağlık görevlileri “HAK ARAMA EYLEMLERİ” yaptılar.

Türk Tabipler Birliği, salgın ve sağlık görevlilerinin sorunlarını üzerine açıklamalar yaptılar, çözüm önerileri sundular.

Bunlar mı sorun oldu?

Yoksa biz “Demokratik, Laik, Sosyal Bir HUKUK DEVLETİ” değil miyiz?

Siyasetçiler beğenmiyor diye, demokratik kurumları kapatmalı mıyız? Saçmalamanın, bağnazlığın da bir sonu olmalı.

Yeter artık!

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Gültepeli - Hukuk devleti olduğumuzu hiç sanmıyorum. Tayyip Erdoğan gelene kadar bu ülkede başörtülü halk Atatürkçülerden ayrımcılık ve hukuksuz zülüm gördü işe okula alınmadı Müslümanlar başörtüleri var diye. Tayyip Erdoğan geldi de bu Atatürkçülerin, Müslümanlara yaptığı hukuksuzluğa son verdi.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 21 Eylül 01:59


Anket Kocaeli'de su fiyatını pahalı buluyor musunuz?