Bütün öğrencilerin internet ve bilgisayarı var mı?

Yeni ders yılı başladı.

Az sayıda öğrenci “yüz yüze eğitime” katılıyor, çoğu öğrenci “uzaktan eğitim” alıyor.

Uzaktan eğitimde sorun var.

İnternet sorunu…

Bilgisayar veya televizyon sorunu…

Eğer bir öğrencinin evinde internet ve bilgisayar yoksa, o öğrencinin “öğrencilik” yapması mümkün değil.

Türkiye’de 4 milyona yakın öğrencinin internet ve bilgisayarı bulunmadığı açıklandı.

Ben de hemen hemen aynı günlerde “ Kocaeli’nde kaç öğrencinin interneti ve bilgisayarı yok?” diye sordum.

Ders yılı başlamadan bunun tespit edilip, sorunun giderilmesi gerekirdi.

Kimseden ses çıkmadı.

Sadece Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, sosyal yardım alan 27 bin ailenin evine eğitim amaçlı bir ders yılı süreli ücretsiz internet bağlattırdığını söyledi.

Bu duyarlılığı nedeniyle kendisine teşekkür ettim.

Başka?

Başka kimseden ses yok!

“Bilgisayar” konusunda sorun var mı yok mu, bilinmiyor.

Biz bu sessizliği “herhangi bir sorun yok” olarak kabul ediyoruz.

Eğer varsa, daha fazla zaman kaybedilmeden, iş işten geçmeden bu sorun açıklanmalı.

Açıklansın ki, sorun çözümlensin.

Bunca dernek var, bunca vakıf var, bunca meslek odası var, bunca sanayi kuruluşu var, herkes bir tarafından tutsa sorun diye bir şey kalmaz.

Bir kampanya düzenlenir, bir hafta on gün içinde sorun çözümlenir.

Sorun çözümlensin ki, hiç olmazsa uzaktan eğitimde “fırsat eşitliği” sağlansın.

Hiçbir öğrenci “İnternetim ve bilgisayarım yoktu, bu nedenle dersleri izleyemedim” demesin.

Eğer üç beş ay sonra “İnternetim yok, bilgisayarım yok” diye bir öğrenci ortaya çıkarsa, bunun vebali bu kenti yönetenlerde olur.

Şimdilik, kimseden ses çıkmadığına göre, “eğitimde sorun yok” kabul ediyoruz.

Biz yine de son bir kez soralım:

*Evinde internet bağlantısı olmayan öğrenci var mı?

*Evinde bilgisayarı bulunmayan öğrenci var mı?

Varsa, en azından bizim haberimiz olsun, yetkililere duyuralım.

Kılıçdaroğlu, Akşener, Bahçeli ve doktorlar

Zor günler, sınav günleridir.

İnsanların karakterleri, bakış açıları bu zor günlerde ortaya çıkar.

Değerlendirmeleri nasıl, yaklaşımları nasıl, duruşları nasıl?

Korona salgını yaşadığımız şu dönemde, başta doktorlar olmak üzere sağlık çalışanları kadar risk altında görev yapan başka bir meslek grubu yok.

Hepsi burnundan soluyor.

Gecelerini gündüzlerine katıp özveriyle çalışıyorlar.

“Siyah kurdele” takarak sıkıntılarını dile getirmek istediler, ama duyan olmadı.

Bu arada uğradıkları fiziki ve sözle saldırılar da cabası!

Gün geçmiyor ki, bir doktor görevi başında darp edilmesin.

Toplum nasıl bir ahlaki çöküntü içindeyse, el üstünde tutmamız gereken doktorları ayaklarımızın altına paspas yapmaya kalkıyoruz.

İşin üzücü tarafı, bazı politikacılar da bu meslek grubunu hırpalama çabasında.

Bunlardan biri de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli.

Topluma yön göstereceğine, toplumu sakinleştirmeye çalışacağına, adeta ateşe körükle gidiyor.

Devlet Bahçeli’nin doktorlar için kullandığı ifadeler şöyle:

“Virüsü bilmezler, tıptan anlamazlar… Alakasız oldukları her konuda bilirkişiliğe kalkışırlar… Tek yaptıkları, insanlarımızın moral seviyelerini aşağı çekmek, öldük, bittik, tükendik fitnesini rüzgâr gibi estirmektir. Milletimiz bu kifayetsiz muhterislerden bıkmış usanmıştır. Türk Tabipleri Birliği derhal kapatılmalıdır. Türkiye’nin böylesine kırılgan bir döneminde sağlık kuruluşlarında siyah kurdele takmanın ne manası var?”

Devlet Bahçeli’nin böyle bir dönemde doktorlar için kullandığı bu ifadeler büyük üzüntü yarattı.

Tamam, anlaşıldı, Devlet Bahçeli Cumhur İttifakı’nın sözcüsü durumunda!

Erdoğan çoğu kez devreye girmiyor, ne söyleyecekse Bahçeli’ye söyletiyor.

Doktorlara saldırı konusunda Millet İttifakı’nın, yani CHP ve İYİ Parti’nin tutumu ise farklı.

Kemal Kılıçdaroğlu ile Meral Akşener, kendilerine yakışanı yaptılar.

Kılıçdaroğlu, Türk Tabipleri Birliği Genel Merkezi’ni ziyaret etti ve destek mesajı verdi.

Şöyle dedi:

"Toplumsal endişeyi giderecek olanlar sağlık çalışanlarıdır. Olay bir sağlık sorunudur. Sayın Başkanın huzurunda bütün sağlık çalışanlarına, başta hekimler olmak üzere hepsine şükran borçluyuz. Her bir sağlık çalışanı, evine gitmiyor, riskle doğrudan doğruya karşı karşıya. Risk oranı sağlık çalışanlarında yüzde 85. Dolayasıyla böyle bir tablo içerisinde görev yapıyorlar. Hepimiz alkışladık, parlamentoda alkışladık, ama ne olduysa birden bire sağlık çalışanları suçlu oldu. Neden? Çünkü sağlık çalışanları topluma, halka doğru bilgi vermek istiyorlar. Sağlık çalışanları 'bütün hastaları hastaneye yığarsanız, bu olay çözülemez, yoğun bakımda yer kalmadı. Halkın sağlığı tehlikede gerçekten. Bir fırtına geliyor, önlem alın.' Vay sen misin 'önlem al' diyen. Kim diyecek bunu? Olayı yaşayan, olayla mücadele eden. 97 sağlık çalışanı hayatını kaybetti. Bunlardan 41'i hekim. Şimdi bunlar itiraz etmeyecek de hükümeti, sarayı uyarmayacak da kim uyaracak? Olay bir sağlık sorunu olduğuna göre bu konuda söz sahibi olan kişiler, konuşması gereken kişiler de doğal olarak sağlık çalışanları ve onları temsil eden odalardır. Onlar da gereğini yapıyorlar. Suç işlemiyorlar, tam tersine halkın sağlığını, aldıkları kararlarla tehlikeye atan yöneticileri uyarıyorlar."

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Türk Tabipleri Birliği Başkanı Sinan Adıyaman’ı telefonla arayarak tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti, “Desteğimiz sizinle” dedi.

Sonuçta, doktorlar olayında, Devlet Bahçeli kaybetti, Kemal Kılıçdaroğlu ve Meral Akşener kazandı.

Benim gördüğüm bu!

  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Arif - Benim evimde internet var fakat bilgisayar yok çalışıyorum ama bu şartlarda bilgisayar almaya gücümde yok iki oğlum var biri üniversite okuyor ve mecburen derslerini leptop tan takip etmek zorunda nasıl yapıcam bilemiyorum

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Eylül 20:09


Anket Kocaeli'de ulaşımı pahalı buluyor musunuz?