İnanılır gibi değil !..

Ülkemizde 1956 yılında yürürlüğe giren 6831 sayılı Orman Kanununun birinci maddesinde orman tanımı şöyle yapılmıştır. “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.”

 

Bu tanım ormanı sadece ağaç ve ağaççık topluluğu olarak ele almaktadır, bilimsel ve hukuki açıdan son derece yetersizdir.  

 

Halbuki "orman” kendi özgün yapısı ile karşılıklı derin ilişkiler içinde olduğu üst ve alt toprak, yüzeysel ve alt sular, hava, iklim gibi tüm bileşenler, bir veya daha fazla ağaç türünün yanı sıra otlar ve çalıların oluşturduğu bitkisel yapı, fauna, mikrofauna içeren eksiksiz bir ekosistem olarak tanımlanmalıdır.

 

Ülkemizde, bir ilkokul öğrencisinin yapabileceği bu tanıma dayanılarak orman varlığı dolaylı olarak tahrip edilmektedir.

 

Bunun son örneği olarak altın üretimi için Kanadalı bir şirkete verilen izinle Kazdağlarında geniş bir orman alanı ortadan kaldırıldı. Bu uygulamaya çevreciler çok büyük reaksiyon gösterdiler. Şimdi bu yetmiyormuş gibi bakır üretimi için aynı yerdeki bazı orman alanlarının da ortadan kaldırılması söz konusu olunca, buna özellikle yöresel köylü vatandaşlarımızın reaksiyonu çok büyük oldu.

 

Ancak bunlar olurken bilimsel açıdan son derece önemli iki nokta gözden kaçtı:

 

Kazdağlarında ortadan kaldırılan ve kaldırılması öngörülen ormanları oluşturan Kazdağı Göknarı (Bilimsel adı; Abies nordmanniana subsp. equi-trojani) endemik türdür. Çünkü, yetişme ortamını oluşturan toprak ve iklim gibi faktörler konusunda çok titiz olmasının sonucu sadece Kazdağları’nda yaşamı ve çoğalması için uygun şartlar bulmuştur. Dünyanın bir başka yerinde bulunmayan bir türdür. Bilimsel açıdan bu son derece önemli özelliği nedeniyle defalarca dünyanın çeşitli yerlerinden gelen uzmanlar tarafından yerinde incelenmiş ve bilimsel toplantıların konusu olmuştur.

 

Kazdağlarında bu endemik türün oluşturduğu ormanlar altın madeni için ortadan kaldırılırken;

 

Türkiye’deki on bir Orman Fakültesi’nin hangisinden bu konuda bir ses duydunuz !..

 

Orman Mühendisleri Odasının itirazını duydunuz mu!

 

Endemik tür konusu Orman Kanununun sadece bir maddesinde (madde 16. Değişik birinci fıkra: 10/ 6/2010-5995/19 md) geçmektedir. Burada “devlet orman sınırları içindeki tohum meşcereleri (sınırları belirli orman parçaları), gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının iznine bağlıdır” yazılıdır.

 

Yani, burada yazılana göre endemik ağaç türlerinin kapladığı alanlar dışında tohum meşcereleri, gen koruma alanları ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda da maden arama ve işletilmesi için izin vermek mümkündür.

 

Bilimsel açıdan dehşet bir izin furyası!..

 

Bu maddeye dayanılarak verilen izinle endemik bir tür ile oluşmuş bir orman, bir daha oluşmamak üzere ortadan kalkabilecektir. Öyle ya!.. türün ormanını, tohumunu, genini ve oluşturduğu ekosistemlerini ortadan kaldırdıktan sonra geriye ne kalmaktadır!...

 

Buna Türkçemizde “kökünü kurutmak” denilmektedir. İzin ver. Endemik türün bile kökü kurusun!..

 

İkinci önemli nokta türün, var olduğu alanın her tarafında aynı gelişimi göstermesinin mümkün olmayışının göz ardı edilmesidir.  En uygun şartların olduğu yer, tür için optimumdur. Bu yerden uzaklaştıkça türün gelişimi kısıtlanır ve zararlılardan etkilenme artar. Çünkü dünya orman alanı baz alındığında bu kadar dar alanda yer alan endemik bir türün, ormancılık dışı uygulamalar sonucu optimum şartlarda olduğu yerlerde de ortadan kalkması durumunda, yayıldığı diğer alanlarda örneğin küresel ısınma gibi beklenmeyen etkenlerle, tamamen ortadan kalkması ihtimali her zaman vardır. Bu izni verenler böyle bir durum olursa türün, yaşayabileceği başka bir yer bulamayarak ortadan kalkacağını biliyorlar mı? Kesin olarak bilmiyorlar. Bundan daha büyük ve daha elim bitkisel kayıp olabilir mi? Bu yüzdendir ki dünyanın ileri ülkelerinde sadece bitkisel açıdan değil hayvan varlığı açısından da endemik türlerin olduğu yerler özel olarak korunmakta, ÇED raporları hazırlanırken tahribat görmesi olası orman alanlarında bu türlerin olup olmadığı dikkatle ortaya konulmakta ve ormanlarla ilgili kanunlarda bu durumu dışlayan bir madde bulunmamaktadır.

 

Şimdi bekleyiniz; İnanılır gibi değil ama pek yakında bir yerlerden “Kazdağı Göknarı endemik değildir” sesi mutlaka gelecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli'de ulaşımı pahalı buluyor musunuz?