Reklamı Kapat

Anlamsızlığın anlamlandırılması

Gencecik bir insanın intiharına şahit olduk bu hafta da.

Ancak bu acı hadise, sık duyduğumuz imkansızlık ve çaresizlik hikayelerine benzemiyor.  

Belki onlardan daha da tehlikeli bir sıkıntıyı, toplum olarak yüzümüze vuruyor:

Anlamsızlık.

Zira intihar etmeden önce yazdıklarına baktığınızda:

Değer verdiğini ama değer görmediğini;

Anlamaya çalıştığını ama anlaşılamadığını;

İnsanların uğruna çalıştıkları ev, araba gibi şeyler için ömrünü harcamayı istemediğini;

İstese bile bunları elde etme imkanını bulamayacağını düşündüğünü görüyorsunuz.

Bu düşüncelerin neticesinde ise hayatın anlamını, dolayısıyla umudunu ve yaşama nedenini kaybettiğini ve nihayetinde, sevdiklerini üzmek pahasına, bu “anlamsız (!)” hayatını sonlandırdığını anlıyorsunuz.

18 yaşında bir gencin hayatını “anlamsız” bulması bizler için nasıl bir “anlam” ifade etmeli?

Görüldüğü ve kendisinin de ifade ettiği kadarıyla herhangi bir travma yaşamadığı anlaşılan gencecik bir insanın, “anlamlandıramadığı” bir hayatı terk etmesi bize ne anlatmalı?

Her birimizin kendine göre cevapları olabilir.

Benim açımdan meselenin “öncelikle” iki yönü var:

Sevgi ve adalet.

Sevgi diyorum, zira insana varlığını “anlamlı” hissettiren en temel duygudur.

Sevmek kadar sevilmek, sevildiğini hissetmek, insanın hayatını “anlamlı” kılar.

Ona bir amaç verir.

Bu amaç da kişi için hayatın “neden” yaşanması gerektiğine dair bir cevaptır aynı zamanda.

Çünkü sevmek ve sevilmek, bu sevginin varlığı ve devamı için çaba gerektirir.

Bu sevgiyi “anlamlandırmak” için gayreti zorunlu kılar.

Zorluklara göğüs germenizi kolaylaştırır.

Sevilmeyen ya da sevildiğini hissetmeyen bir insanın kendini değerli ve anlamlı hissetmesi zordur.

Adalet diyorum, zira insanın çabasını “anlamlı” kılan en temel kavramlardan biridir.

Çabanızın karşılığını alacağınıza olan inancınızı destekler.

Bu inanç gayretinizi sürekli kılar.

Gayretinizi zora sokan engellerle mücadele azminizi arttırır.

Bu azim de kendinizi geliştirmenize katkıda bulunur.

Tüm bu sürecin sonunda “umudunuz” sizi ayakta tutar ve size “anlam” verir.

Bugün gencecik insanların bu toplum içerisinde “ben niye varım” diye sorgulamasına sebep oluyorsak, aileden başlamak üzere, okul, çevre, siyasi otorite gibi onlara model ve rehber olan tüm kurumların sevgi ve adaleti nasıl “anlamlandırdığını” ve bu iki değere nasıl “model” olduğunu sorgulamak zorundayız demektir.

Aksi halde “anlamsızlaşan” bizim geleceğimiz olacaktır…

Devam edeceğiz…

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli'de su fiyatını pahalı buluyor musunuz?