Reklamı Kapat

Dağların yalnız kurtları gazeteciler ve mesafeli yaklaşım…

Bu meslek öyle bir meslek ki, bizden post da olur, dost da…

Kim demiş ayıdan post gazeteci ve polisten dost olmaz diye…

Vallahi benim çok dostum var…

O halde…

Ya ben gazeteci değilim…

Ya da bu deyim bir şehir efsanesi…

Öyle ya…

Bizler de insanız…

Ailelerimiz var…

Doğma büyüme bu kentliyiz ve yerel bir gazeteciyiz…

Ama bazı insanlar çıkarına göre deyimler uydurmuş, millet buna inanmış, gazeteciye herkes şüpheli bakıyor…

Çekiniyor…

Dost edinmiyor, sır vermiyor…

Ya yerden yere vuruyor, ya da başının üstüne çıkarıyor…

Dengeyi bulamıyor…

Çünkü kentimiz insanı, Türkiye insanı gazete okumuyor…

Kenan Evren’in 12 Eylül’deki baskıcı politikası, insanlarımızı hâlâ 40 yıldır korkutuyor…

Yok artık demeyin…

Doğru…

İnsanlar siyasete soğuk bakıyor, politika konuşmuyor, meydanı boş bırakıyor…

Sonuçta da hak ettiği gibi yönetiliyor…

***

50’ye yakın kardeşimi bu mesleğe kazandırdım…

Dikkat edin ‘Gazeteci yaptım’ demiyorum…

Mesleğe kazandırdım diyorum…

Birçoğu da benden daha iyi gazeteci oldu…

Bunlardan üçü, Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığına seçildi, onlara gururla ‘Başkanım’ dedim…

Gazetecilikte bir kural vardır diye bana gazeteciliği anlatan kardeşlerimi de saygıyla dinledim…

Çünkü kimse ‘Artık ben tam bir gazeteci oldum’ diyemez…

Ben dâhil…

Gazeteci oldum dersen, zaten artık mesleği noktalamışsındır demektir…

Bildiğim tek şey, hiç bir şey bilmediğimdir…

Bunun için her zaman şu öğüdü veririm…

Anlayana tabii ki…

Kim olursa olsun, gazeteci olarak insanları sevmeli, mesafeyi iyi kurmalı, yanlışı olan en yakın arkadaşı bile olsa, onu uygun bir dille söylemeli ve de yazmalıdır…

Gerçek dostluk budur…

Ben samimiyeti olmayan insanları ka’le almam…

Nice nice insanlar gelip geçti ama biz 34 yıldır buradayız…

Giden gider, kalan sağlar bizimdir…

Kimse gitti diye de dünyanın sonu gelmez…

Peygamberler de insandı ve göçüp gittiler…

Ama Dünya hâlâ dönüyor…

İnsanları ne kolayca yüceltin, ne de yerden yere vurun…

Gerçek neyse ona görev davranın ve hiç unutmayın…

İyi bir gazeteci her zaman dağların yalnız kurdudur…

***

9. günümde dayak yedim… Ustam Metin Karan ağabeyime nice yıllar diliyorum…

Gül Mobilya’da, rahmetli Ahmet Akay ağabeyimin yanında, Mikro Taksi sokağında çıraklık yaparken, param olmadığı ve maça gidemediğim için, pazartesi günleri, onun maç kritiklerini okudum dakika dakika... Sonra gazeteye adım attım, bir hafta istihbaratta çalıştım, iki haberimi İsmet Çiğit manşet yaptı. Bir hafta sonra beni Metin Ağabeyimin yanına verdi...

İlk görevimde Gebze'de amatör maçta sahaya girip kırmızı kartı görüntülerken, dayak yedim... Hakem Erol Ağrı'ydı... 

Gazetede Metin Ağabeyimin daktiloda yazdığı yazıları sepetine koyduğu zaman hemen alır okurdum ve harf düzeltimi yaparken, haberleri erkenden okuma zevkine varırdım, haber yazmayı öğrenirdim. Kalemi çok çok kuvvetliydi (Hatta bu kentte onun gibi iyi haber yazan çok azdır)...

Pazardan Pazara köşesinin müdavimiydim...

O bana ne derse desin, ben ona hiç saygısızlık etmedim...

Hayatımın en önemli iki dersini de o verdi bana... Nice yıllara İzmit'in beyefendi insanı...

Senin maç yorumlarını TRT radyoda 21.05'te canlı dinlerken Keltepe vericisini bulup, cızırtılar içerisinde sesini duymanın onurunu yaşadım...

Benim adamlık dersimin hocasına, saygılar ve nice mutlu yıllar...

KONUSAN FOTO:

RAMİZ SOYDAŞ: 6 tane yemiş durumdayız… Şimdi parkeye çıkıyorsun ve smaç mı yaparsın, turnike mi atarsın, bu basket maçına dönen şeyi lehimize çevirmeliyiz… (Manisa FK:6-Kocaelispor:1)…

KARİKATÜR

EFSANE SPOR SÖZLERİ:

"Eğer kolayı isteseydim Porto'da kalırdım. Güzel mavi bir koltuk, Şampiyonlar Ligi kupası ve Tanrı vardı. Tanrı’dan sonra da ben…
-Jose Mourinho-

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder



Anket Kocaeli'de su fiyatını pahalı buluyor musunuz?