Reklamı Kapat

Şu SAYIŞTAY da çok oluyor haa!

Yazın bir tarafa.

Yakında “Sayıştay” da hedef tahtasına konur.

Neden mi?

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın foyasını ortaya çıkardığı için.

Olacak şey mi?

Kitapta, “Faiz haramdır”  yazar…

Din adamları, her fırsatta “Faiz haramdır” diye söylemde bulunur…

Cuma hutbelerinde “Faiz haramdır” uyarısı hiç eksik olmaz…

Ülkemizi yönetenlere göre de “faiz” bir numaralı düşmandır…

Hal böyleyken, Sayıştay olarak sen tut, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın geçen yıl “başkanlık ve döner sermaye üzerinden toplam 2 milyon 197 bin 374 lira faiz geliri elde ettiğini” rapor et ve bu raporu yüce Meclis’e gönder.

Gerçekten olacak şey değil!

Sayıştay’ın TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) Başkanlığı’na son gönderdiği raporda, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bankalardan“faiz aldığı” çok net ve ayrıntılı ifade ediliyor.

Diyanet, 2019 yılında başkanlık olarak 259 bin 817 lira, döner sermaye üzerinden de 1 milyon 937 bin 557 lira faiz geliri elde etmiş.

Diyanet’in faiz aldığı,bu Sayıştay raporuyla resmen tescillenmiş oldu.

Eee, ne olacak şimdi?

Vatandaşa “Faiz haramdır” derken, kendisi faizilüp kasasına koymuş…

Yani tıpkı o özdeyişteki gibi “ele vermiş talkını, kendisi yutmuş salkımı”…

Bu saatten sonra vatandaşa ne diyecekler?

“Vatandaşa haram, devlete helal” diye mi açıklama yapacaklar?

“Yanlışlık olmuş” mu diyecekler?

Ne derlerse desinler, “özü ile sözü bir” olmayan Diyanet İşleri Başkanlığı, bence vatandaşın gözünden düştü.

Hani derler ya, “Ağzıyla kuş tutsa” diye…

Diyanet İşleri Başkanlığı, bu saatten sonra ağzıyla kuş tutsa, inanmışların kafasındaki soru işaretini silemez.

Son zamanlarda Diyanet’in hataları, adeta kambur üstüne kambur!

Başkan Ali Erbaş’ın devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e “lanet” okuması, bardağı taşıran son damla olmuştu…

Bankalardan “faiz” alması da işin “tuzu biberi” oldu.

Bütün suç Sayıştay’da

Ben size bunları anlattım, ama göreceksiniz Diyanet İşleri Başkanlığı’nda hiçbir suç aranmayacak.

Diyanet, sorgulanmayacak…

Bütün suç Sayıştay’a yüklenecek.

Bir iki güne çullanmalar başlar.

Sayıştay raporlarının kamuoyuna açıklanmasını “devlet sırrı” kapsamına alırlar, önce raporların açıklanmasını yasaklarlar.

Bilgi sızdıranlar ve bunları yazanlar hakkında, “devlet sırrını açıklamaktan” yasal işlem başlatırlar.

Arkasından, büyük olasılıkla MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Sayıştay’a da ne gerek var”anlamına gelen bir demeç patlatabilir.

Anayasa Mahkemesi gibi, Sayıştay da tartışmaya açılır.

Sevgili okurlarım, Sayıştay da tıpkı Anayasa Mahkemesi gibi, devletin olmazsa olmaz bir kurumu.

Kapatılmayan, yıpratılmayan, işlevsiz hale getirilmeyen pek az kurumumuz kaldı.

Bunları da hallederlerse, devleti yüzde 100 teslim almış olacaklar.

Benim gördüğüm bu!

Bu coğrafyada ip üzerinde cambaz olmak

“Bulunduğu coğrafya, ülkelerin kaderidir” derler.

Tamam, zor bir coğrafyadayız.

Balkanlar gerilse, bir ucu Türkiye…

Kafkaslar karışsa, gözler bize çevriliyor…

Ortadoğu’da tansiyon yükselse, istesek de istemesek de nabız Türkiye’de atıyor.

Anadolu’da 15 milyondan fazla Balkan, 10 milyona yakın Kafkas kökenli yurttaşımız var.

Çoğu Suriye ve Iraklı 7 milyon civarında “sığınmacı” da ülkemizde.

Çevre ülkelerde, Avrupa’nın “Türk dilli alan” diye tanımladığı bölgeler var.

Bölgemizde “ateş” hiç eksik olmuyor.

Bir taraftaki küllense, öbür taraftaki harlanıyor…

İşte son günlerde Kafkaslar’da ateş yakıldı.

Oynanan oyun belli de, gel işin içinden çıkabilirsen çık!

Türkiye’nin Azerbaycan’dan vazgeçemeyeceğini biliyorlar, zavallı Ermenistan’ı Azerbaycan’a saldırtarak, Türkiye’ye “Gel, gel” yapıyorlar.

Amaçları; Türkiye’nin Suriye ve Libya’daki direncini kırmak.

Yeni bir cephe açtırarak Türkiye’nin askeri gücünü azaltmak.

Gel, bu oyunu oynayabilirsen oyna! 

Bir taraftan çalışmadan, üretmeden, borçla çarkını çevirmeye çalışan bir ülkesin…

Diğer taraftan coğrafyanda “bela” eksik olmuyor.

Hesapsız kitapsız her tarafta cephe açmak ve herkese kafa tutmak zorunda kalıyorsun.

Yaptıklarımızın, gerçeklerimizle uyumu yok.

Gerçeklerimizle bu yükün altından nasıl kalkacağız?

Ermenistan-Azerbaycan savaşında; bir tarafta can ve kan dostun Azerbaycan, diğer tarafta Rusya ile olan ilişkilerin.

Haydi, yap seçimini!

Bu coğrafyada dış politikayı yönetmenin, “ip üzerinde cambaz olmaktan” farkı yok.

Bütün sorun dengeleri tutmada.

Burada Atatürk’ün büyüklüğü bir kez daha ortaya çıkıyor.

“Yurtta barış, dünyada barış” görüşünü boşuna devlet yönetiminde ilke olarak kabul etmemiş Mustafa Kemal!

Dikkatli olmalıyız.

Adım atarken bir defa değil, bin defa düşünmeliyiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Cenk Cemil - Diyanet İşleri Başkanlığının en başta böyle para işleri ile uğraşması doğru değildir diye düşünüyorum. Ha, isteyerek değil de ellerinde olmadan mecburen bu işlere bulaşıyorsa ve bankalar Başkanlığa ait paraları işletiyor ve kullanıyorsa, oluşan faiz gelirlerini bankalara bırakmak gibi ahmakça bir şey de olmaz-olamaz ! Lakin, o faiz gelirlerinin kullanılacağı yer çok önemlidir. Bir defa hiç bir Diyanet personeli bu gelirlerden istifade edemez...Bu gelirler, yoksullara, fakirlere ve paraya muhtaç öğrencilere hiç bir sevap getirisi ve veren kuruma veya şahsa bir beklenti karşılığı içinde olmadan verilmeli ve böylece değerlendirilmelidir. Ülke ekonomisindeki Faiz Sistemiyle bu kadara irade dahilinde veya iradelerimiz dışında haşır-neşir olmak zorunda olduğumuz böyle bir durumda, sadece Diyanet İşleri başkanlığını değil, hiç bir kişiyi "faize bulaştın" diye suçlamak ne insaf ve ne vicdan sınırları dahilinde bir davranış değildir !.

Yanıtla . 0Beğen . 2Beğenme 06 Ekim 12:25
02

Okur - Diyanet'in bu yaptığı Cumhuriyetimizin ya da Atatürkün ilkelerine , Anayasaya aykırı mı ?

Günahi sevabı onların olsun .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 06 Ekim 02:22
01

Muammer - Diyanet o kasasına koyduğu faiz gelirlerini ne yapmış, o paraları ihtiyaçları için mi kullanmış yoksa faiz paralarını kullanılması gereken yerlere mi harcamış, Diyanet faiz gelirlerini kasasına koydu demekle olmaz. Bu sistemde hele ki bir devlet kurumunda faize bulaşmamak mümkün değil, önemli olan o faiz gelirini dinen harcanması gereken yere harcamak. Devlet sana sistemi gereği faizli para ödüyor, sen o parayı alacaksın, o paranın ne kadar faiz olduğunu bileceksin, sonra faiz parasını ihtiyaç sahibi kişilere dağıtabilirsin, bu yardımdan faiz parası olduğu için kişiye sevap yazılmaz fakat bu haram parayı elden çıkarmanın en güzel yöntemi bu. Devletin verdiği faiz parasını almamak tek kelime ile aptallıktır çünkü sen en azından o parayı yardıma muhtaç kişilere dağıtabilirsin fakat devlette bırakırsan o para daha kötü amaçlar için de harcanabilir. O yüzden faizli paranın nerelere harcandığını da açıklamak zorundasın. Sizin Diyanet ile ilgili karın ağrınızın tek bir sebebi var o da Ali Erbaş'ın Kadir Mısıroğlu'nu ziyaret etmesi. O ziyaretten dolayı Allah'da Ali Erbaş'a Ayasofya'da minbere çıkma şerefini verdi. Senin gibilere hoş görünme hastalığına tutulmuş din adamlarına o şeref nasip olmadı, Ali Erbaş'a nasip oldu. Bir daha bu tür yazılar yazarken düz mantıkla yazı yazma.

Yanıtla . 1Beğen . 2Beğenme 05 Ekim 20:46


Anket Koronavirüs (Covid-19) aşısı çıktığında, aşı olacak mısınız?