Reklamı Kapat

Ya batacağız ya çıkacağız!

Gün geçmiyor ki ülkemiz gerek küresel gerekse komşu ülkelerden kaynaklı sorunların odağı haline gelmesin.

2011 yılı Arap Baharı bunun ilk başlangıcıydı.

Tunus’ta başlayan yerel isyanlar dış güçlerinde etkisiyle burnumuzun dibine kadar geldi ve son altı yıldır neredeyse hemen her gün onun yansımalarını yaşamaya devam ediyoruz.

Bu da yetmezmiş gibi 15 Temmuz’da yerli işbirlikçilerin kullanıldığı CIA bağlantılı büyük bir hain darbe ile karşı karşıya kaldık.

O geceden itibaren Türkiye için film kopmuştu artık. Gerçek anlamda bağımsız bir ülke olmanın sancılarını yaşamaya halen daha devam ediyor.

Doğu Akdeniz’de yaşanan olaylara baktığımızda ise ülke olarak bizlere dayatılmak istenenleri gayet açık şekilde anlayabiliyoruz.

Bunun için büyük stratejik yaklaşımlara gerek yok.

Egemen güçler ve onların maşaları tarafından sürekli olarak ‘Sizin Akdeniz’de işiniz yok kıyılarda takılın!’ mesajı veriliyor.

Tam oradaki sorunlara yoğunlaşırken birden Ermenistan’ın bilinen saldırgan politikası sahneye sokuluyor.

Üstelik kendi boyuna posuna bakmadan Azerbaycan’a saldırmaya başlıyor!

Gerçekten akıl alır gibi değil.

Şimdi tüm bu yaşananları sakin bir kafayla düşündüğümüzde ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor.

Türkiye ‘nin yüzyıl önce hasta adamken çekilmek zorunda kaldığı topraklara şu veya bu saiklerle bir şekilde geri dönme isteği belli ki birilerini fena halde rahatsız etmiş!

Yüzyıldır bu boşluğu kan ve gözyaşı ile kurdukları sömürge imparatorluklarının ellerinin altından kayıp gitmesinden ve üstelik bunu yaparken Türkiye’nin bazen fütursuzca hareket etmesinden rahatsızlar.

Türkiye, hinterlandı olan ülkelerde gerek askeri üsler gerekse gerçekleştirdiği ekonomik anlaşmalarla bir kez daha ben buraları unutmadım mesajı veriyor.

Hem soft hem de hard power olarak nitelenen bu yaklaşımı bizden daha iyi gözlemleyenler var hiç kuşkusuz.

Tabii burada bir mesele ortaya çıkıyor. Türkler ne zaman tarih sahnesine kafasını uzatsa bilindik aynı senaryo sahnelenmeye çalışılıyor.

Acaba Türkleri içeriden nasıl birbirine kırdırırız?

İnsan insanın kurdudur felsefesinin bizdeki karşılığı Türk Türkün düşmanıdır olmuş ya hep!

Maalesef yıllarca bunu denediler ve başardılar da!

Ve yine tarih bize şunu göstermiştir ki Türkler içeride en azından milli meselelerde birbirleriyle çekişmediği sürece dışarıdan hiçbir gücün Türkiye’yi bölemediğidir.

Bugün arzulanan tamda bu işte. İktidarı ve muhalefeti ile milli meselelerde bile ayrışan Türkiye tasavvuru!

Şükür ki Doğu Akdeniz ve son olarak Azerbaycan meselesinde Türkiye yek vücut.

Öyle bir tarihi dönemeçten geçiyoruz ki adeta tarihi an be an yaşıyoruz. Yarınlarda tarih kitapları bugünlerden etraflıca bahsedecektir hiç şüphesiz.

Bizden beklenen ise bu süreci ne kadar az hasarla atlatacağımız değil nasıl güçlü çıkacağımız olmalıdır.

Dünyanın en zor coğrafyalarının merkezinde olmanın hep zorluklarını çektik ve çekmeye devam ediyoruz.

Artık bizden beklenen bu tarihin lehimize kırılmasıdır.

Ya bu topraklarda hür ve herkesin birbirine tahammül ettiği bir yaşam alanı yaratacağız ya da yüzyıl önceki o korkunç günlere geri döneceğiz.

Öylesine zorlu günlerden geçiyoruz!

 

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Altınkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni alınan karardaki tedbirleri yeterli buluyor musunuz?