Reklamı Kapat

Değersizleşen Değerler

Bugünlerde hemen her kesimin sıkça şikayet ettiği, nedenini anlamaya çalıştığı bir problem ahlaksız dindarlık.

Konuyla ilgili daha önce bir araştırmam doğrultusunda değerlendirme yapmıştım.

Fakat meseleye dair düşünülmesi gereken belki de en önemli husus, ahlaksız dindarlığın bir sonuç olması.

Peki, neyin/nelerin sonucu?

Birçok şey sayılabilir.

Ancak en temelde, varoluş amacınızı üzerine inşa ettiğiz gaye değerlerle, bu değerlere ulaşmada yardımcı olacak vasıta değerlerin yer değiştirmesinin sonucu olduğunu söylemek mümkün.

Bir başka ifadeyle araçların amaç haline gelmesi, temel problem olarak karşımıza çıkıyor.

Haliyle ahlak ve dindarlık kavramları da anlam kaybına uğruyor.

Bunun en önemli nedenlerinden biri ise, gaye değerlere örnek oluşturacak modellerin sayısının ya da görünürlüklerinin gittikçe azalması.

Öyle ki, birçok örnekte görüldüğü üzere, model olacak kişilerin, yola çıktıkları halleri ile yolda ilerledikleri halleri arasında, gaye-vasıta değerlerin konumunun değiştiğine şahit olmaya başlıyorsunuz.

Çok ulvi söylemlerle kitleleri kendine çeken, insanlar üzerinde tesirli olan kimilerinin, bir vasıta değer olarak güçleri çoğaldıkça, “ana gayelerinden” uzaklaştıklarını, gittikçe “vasıtaları korumaya” odaklandıklarını görüyorsunuz.

Çoğu zaman vasıtaları kaybetme korkusuyla bu odaklanma o kadar artabiliyor ki, insaf ve adalet gibi gaye değerlerin hayatlarından gittikçe uzaklaştığını müşahede ediyorsunuz.

Üstelik bu durumu bazı “dindarlar” ve bazı “din uzmanları” dini koruma adına meşrulaştırmaya çalıştıklarında, şahit olanların büyük bir kısmının zihninde genel olarak ya “din böyledir” algısı oluşuyor; ya da “böylesi bir ahlakın dinen mümkün olabileceği” algısı.

Bu algılar oluşmamışsa bile, şahit ola ola bir müddet sonra bu durumun “normal” kabul edilmesi gibi daha da büyük bir tehlikeye zemin kurulmuş olunuyor.

Bir müddet sonra böylesi örnekler sadece vasıta ve gaye değerlerin yerlerini değiştiren temsiller olmakla kalmıyor, bu değerlerin içini boşaltan örnekler olarak da toplumdaki “din algısını” şekillendiriyor.

Dindar görünen ancak ahlaksızlığı karakteri haline getirmiş insanların “dindarlık” örneği olarak kabulüne yol açıyor.

Dindarlığın böyle mümkün olabileceği kanaatini yaygınlaştırıyor.

Belli menfaatler uğruna bunlara ses çıkarılmaması da bu durumu “meşru” göstermeyi beraberinde getiriyor.

Ses çıkaranların sesinin kısılmasına çalışılması ya da duymazdan gelinmesi ise “tek sesliliğe”, dolayısıyla bu örneklerin üzerinden genelleme yapılmasına, kutuplaşmaların da derinleşmesine vesile oluyor.

 Sonuçta amaca ulaşmak, amaca nasıl ulaştığımızdan önemli hale geliyor ki bu yolda aslında sadece değerler yer değiştirmiyor.

Değerlerin içi boşal(tıl)ıyor…

Nihayetinde ise “değerler değersizleşiyor”…

Üstelik bizzat bu değerleri yaşaması ve koruması gereken bazılarının elinde.

Hastalığa doktor zemin kuruyorsa tedaviyi kim yapabilir?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs (Covid-19) aşısı çıktığında, aşı olacak mısınız?