Kısır döngü

Tarihimize baktığımızda uzun zamandır bir kısır döngü içerisinde olduğumuzu görüyoruz. Bu kısır döngü başta ekonomik kalkınma olmak üzere coğrafi ve tarihi sorumluluktan kaynaklı birçok meseleyi içinde barındırıyor.

Hatırlayacaksınız:

Hali hazırdaki iktidarın ilk yıllarında, toplumun birçok kesiminde, yaşanan tarihsel kısır döngünün değişeceğine dair inanç çok kuvvetliydi. Çünkü 2002’de gerçekleşen iktidar değişiminin temelinde, 1950’den beridir sürdürüle gelen demokrasi mücadelesinin yattığına inanılıyordu.

İdeolojik olarak bakıldığında ise bu iktidar, 1922-30 arasında oluşan ve 1930-1950 arasında uygulanan devlet ideolojisini kısıtlama ve toplumu, öz kimliği ve kültürüyle bağdaşır hale getirme mücadelesinin bir sonucu olarak görülmekteydi.

Nitekim 2005 yılında Doğu ve Batı dergisinde kaleme aldığı bir makalede rahmetli Kemal Karpat, Türkiye’nin 150 yıllık modernleşme süreci içerisinde ilk defa ideolojiyi bir yana bırakan bir iktidara sahip olduğunu ifade ederek iktidardan beklenenin “yeni Türkiye vizyonu” olduğunu ifade etmiştir.

Karpat, AKP’nin kendini destekleyen şu veya bu seçmen grubunu memnun etmek yerine, Türkiye’nin geçirdiği tecrübeleri göz önünde tutarak gelecek için yeni bir kültürel ve siyasi vizyon ortaya koymasını eğer bunu başaramazsa tarihe kaçırılmış büyük bir fırsat olarak geçeceğini belirtmiştir.

2002 yılında halktan birçok kesimin desteğini alarak iktidar olan AKP, Türk demokrasi tarihine, en uzun dönem tek başına iktidar olan parti olarak geçmiştir.

İktidarının ilk dönemlerinde toplumsal bir mutabakat umudundan bahsedilirken, bugün kendilerine yönelik en temel eleştirilerin arasında, zaman zaman daha önceki iktidarlara da atıfla, kutuplaşmaya ve buna bağlı olarak gerginliğe dayalı bir yönetim anlayışına evrildikleri düşüncesi yer almaktadır.

Ekonomik eleştiriler arasında ise, üretime dayalı ekonomiden ziyade borçlanmaya ve buna bağlı olarak nakit para akışına dayalı bir ekonomik sistem ile bunun sonucunda hizmet ve inşaat sektörünün geliştiği bir model izlendiğine yönelik tespit dikkati çekmektedir.

İlk dönemlerde bu sistem halkın refah seviyesini yükselttiği, ancak uzun vadede böylesi bir ekonomik yapılanmanın tıkanmaya sebebiyet vereceği gerçeği, son dönemlerde yaşadığımız buhranın alt yapısı olarak, bazı uzmanlar tarafından ortaya konulmaktadır.

Buna göre bir manada kısır döngümüz tekrarlanmaktadır.

Türk halkının genellikle ekonomik ve diğer pratik alanlarda devletin aktif olmasını beklerken din, kültür ve inanç meselelerinde pasif, yani müdahaleci olmayan bir devleti tercih ettiğini söylemek mümkündür.

Bu nedenledir ki 2002 seçimlerinden önce Sayın Erdoğan’a uygulanan baskıyı halk kabul etmeyerek kendisini tek başına iktidar yapmıştır. Bu, modern Türkiye’nin tarihinde halkın gerçekleştirdiği çok büyük ve derin anlamı olan bir olaydır.

O günlerde halk, mevcut siyasi yapılara karşı eskimişlik duygusunun hakim olduğu bir düşünce ile “artık yeter” diyerek yeni bir yapıyı, büyük bir destekle iktidara taşımıştır.

Hem ekonomik gelişme hem de toplumsal bütünleşmeye dair umutlarını bağlamış ve güvenini de bu büyük destekle göstermiştir.

Üstelik bu umut ve destek farklı kesimlerden gelmiştir.

Tam da bu noktadan tarihçilerin ve sosyologların ülkemize dair araştırması gereken en öncelikli hususlardan birinin, büyük bir destekle de gelseler, iktidarların, “bahsi geçen kısır döngü çarkına nasıl girebildikleri” olmalıdır kanaatindeyim.

Yani:

Nasıl oluyor da aksi iddialarla yola çıkıldığı halde geçmiş iktidar sahiplerinin eleştirilen noktaları yenileri için de birer eleştiri konusu haline gelebiliyor?

Nasıl oluyor da ideolojiler toplumsal barışı temin etme iddialarının aksine eninde sonunda toplumsal barışın önünde birer engel haline dönüşebiliyor?   

Bu soruların yanıtını bulduğumuzda inanıyorum ki kısır döngünün çarkı da kırılacaktır.

Saygılarımla…

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihal Özgirgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Kocaeli'de ulaşımı pahalı buluyor musunuz?