“Niyet” deyip geçmeyin…

“Amellerin niyetlere göre” değer kazanması İslam’ın en temel ilkelerinden biridir.

İbadet dahil her halin ve davranışın anlam kazanması niyetle başlar.

Bu noktadan bakıldığında niyet bizim varlığımızın anlamına işaret eder.

Daha doğrusu varlığımızı nasıl anlamlandırdığımıza.

Zira niyetlerimiz esasında “amaçlarımızı” ifade eder.

İnsanın “ne için” yaşadığının ifadesidir.

İnsanın “ne için” yaşadığı “nasıl” yaşadığını ve yaşayacağını da belirler.

Dolayısıyla aslında niyetlerimiz bir manada yol haritalarımızdır.

Hayattaki amaçlarımıza nasıl ulaşacağımızı belirlememizde yardımcıdır.

Mesela bir makamı elde etmek istemekteki esas niyetimiz insanlara faydalı olmaksa, o makamın “gücünü” insanların hayrına kullanmak doğal sonuç olarak ortaya çıkar.

Makamı kaybetme korkusu hayatımızı yönlendiren temel korku olmaz. Biliriz ki makam asıl amacımız için bir araçtır. Başka vesilelerle de asıl amacı gerçekleştirmek mümkündür.

Eğer söylemimiz insanlara faydalı olmak ama niyetimiz kendimizi “güçlü bir konumda” görmekse, o gücün nimetlerini yaşamadan ölmemekse, genellikle makamı elde etmek ve kaybetmemek için yapmayacağımız şey yoktur.

Söylemle başkalarını kandırabiliriz ancak kendimizi bir yere kadar…

O nedenle niyetlerimiz, eğer gerçekten dönüp içimize bakarsak, bizim aynamızdır.

Bizi bize gösteren, kendimize çeki düzen vermemizi sağlayan aynamızdır.

Şahsi kontrol mekanizmalarımızdır.

Dolayısıyla niyeti davranışa ölçü olarak aldığınızda, samimiyet ve tutarlılık da beraberinde gelir.

Niyetiniz sizinle Allah arasında kalacak kadar özeldir.

Orada ikiyüzlülüğü barındıramazsınız.

Ya doğrudur ya da değildir ve bunu bilen sadece siz ve Allah’tır.

Sizden başka birisinin tesir ve müdahale etmesi mümkün olmayan bir alandır.

Buna bağlı olarak “zorlama”nın da yer alamayacağı bir alan.

Zira bir davranışı zorla yaptırabilirsiniz ama “niyeti edinmeye” kimseyi zorlayamazsınız.

Bu durum bir taraftan insanın kendi kendini yönetmesi, “iyiliğin” kendi iradesiyle gerçekleşmesi anlamına da gelir.

“Sahicilik” de bu değil midir?

Ve bu yönüyle ise niyet “gerçek” ile “sahteyi” ayıran bir turnusol kağıdıdır.

Kişinin öncelikle kendi iç dünyası için bile olsa…

Bir müddet sonra ister istemez “samimiyet(sizlik)” olarak davranışa da yansır.

Nitekim “niyet halisse akıbet de iyi olacaktır” dememizin altında da bu yatar.

Hatta bu nedenle niyet insanın huzur veya huzursuzluk kaynağıdır.

Zira niyetiniz halisse, istediğinize ulaşamasanız bile bir kaybınız olmayacağını bilirsiniz.

Aynı zamanda niyet halis değilse, kazanılanın hayrı olmayacağını da bilirsiniz.

Bilmeyenin de elbet günü gelip “bileceğini” bilirsiniz.

Çünkü demiştik ya: “Ne için” yaşadığımız “nasıl” yaşadığımızı da belirliyor.

Ve nasıl yaşadığımıza bağlı olarak da hayatta yapıp ettiklerimizin karşılığını alıyoruz.

Belki de bu yüzden insan kendi kendiyle yüzleşebilmek için daima şu soruyu sormalı:

“Ne için yapıyorum?”

Karşılığında vereceğimiz cevap aynı zamanda şu sorunun cevabı olacaktır:

“Ne için yaşıyorum?”

Kısacası:

Niyet deyip geçmeyin…

Neticede “niyetimiz” “kısmetimizi” de belirliyor…

Hem maddi hem de manevi olarak…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Meryem Bahadır -

Çok güzeldi.gerçekten niyetimiz kısmetimizide belirliyor.?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Ekim 06:08


Anket Kocaeli'de ulaşımı pahalı buluyor musunuz?