Ekonomi çöktükçe, “ABD’ye doğum seyahatleri” artıyor

Biliyorsunuz, pandemiden en çok turizm sektörü etkilendi.

Yerlerde sürünüyor…

Turistik tesis işletmeleri, seyahat acenteleri sinek avlıyor.

Çarklarını zor çeviriyorlar.

Konkordato ilan eden ve kapısına kilit vuranların sayısı oldukça fazla.

Turizm işiyle uğraşan bir arkadaşım anlattı, turizmciler içinde sadece iki grubun işleri çok iyiymiş.

BİR; ABD’ye doğum seyahati organize eden firmaların…

İKİ; Yurt dışına yerleşmek isteyenlerin yasal işlemlerini yerine getiren şirketlerin…

Son yıllarda işleri üçe dörde katlamış.

Taleplere yetişmekte zorlanıyorlarmış.

Dikkat ediyorsanız, her iki konu da Türk insanının “kapağı dışarı atma” eğilimiyle ilgili.

ABD’de doğum, dünyaya gelen bebeğin “ABD vatandaşı” olmasını sağlıyor.

İster “ABD vatandaşı” olarak kalıyor, isterse de “çifte vatandaşlık” hakkını kazanıyor.

Doğumundan sonra hemen “ABD pasaportu”na sahip oluyor.

Bazı turizm şirketleri bu konuda uzmanlaşmış, ABD’de doğum yapmak isteyen ailelere hizmet veriyor.

Hani “anahtar teslimi” derler ya, onların hizmetleri de hemen hemen her şeyi kapsıyor.

Başvuruyorsun, bedelini yatırıyorsun, onlar gerekeni yapıyorlar.

Vize…

Seyahat…

Konaklama…

Hastane…

Doktor…

Dünyaya gelen bebeğin kimlik ve pasaport işlemleri…

Geri dönüş…

Akla gelebilecek bütün ayrıntıları düşünmüşler, “hizmette sınır yoktur” ilkesiyle hizmet veriyorlar.

Girin internete, “ABD’de doğum” hizmeti veren pek çok firmayla karşılaşırsınız.

Ücretleri, tercihlerinize göre değişiyor.  

Uçak tercihi…

Konaklama tercihi…

Hastane tercihi…

Elbette doğum yapmak istediğiniz şehirle ilgili tercihiniz…

Maddi durumu iyi olmayan aileler de düşünülmüş.

“Paket program” hazırlamışlar, içine bu amaçla kullanılacak banka kredisinin teminini de koymuşlar.

Peki, son yıllarda ABD’de doğum yapmak isteyenlerin sayısı neden arttı?

Neden hali vakti yerinde aileler, bu yola başvuruyor?

Nedeni açık.

Ülkemizde yaratılan “güvensizlik iklimi”!

“Hiç olmazsa çocuğumuz kendisini kurtarsın” kaygısı…

“Ne olur ne olmaz, bir ayağımız ABD’de olsun” düşüncesi…

“Güvensizlik iklimi”nin de nedenleri var.

*Ekonominin sürekli krizde olması…

*Demokratik, laik ve sosyal devlet yapısından her geçen gün uzaklaşılması…

*“Sebepsiz yere başıma bir iş gelir” korkusu…

Bütün bu nedenler, insanlarımızı ister istemez “yeni bir yol izlemeye” itiyor.

Peki, böyle düşünenler haksız mı?

Bence, haksızlar…

Ülkemizin şartları gittikçe zorlaşıyor, ama buna rağmen haksızlar.

Ülkemizde sorun varsa, ki var, bu sorunu çözme görevi hepimizin.

Eee, “Ben bu sorunlarla uğraşmak istemiyorum, siz sorunları çözün, sorunlar halledildiğinde ben geri dönerim…”

Yok böyle bir şey!

Bu ülke bizlerin.

Sorunları birlikte çözeceğiz.

Türkiye’yi, sorun yaratanların eline bırakıp tüymek yok!

Ortada bir cefa varsa, bu cefayı birlikte çekeceğiz.

“Cefa” çekmeyenlerin, “sefa” sürme hakları hiçbir zaman olmaz.

Bu sözüm, sadece “doğum için ABD’ye gidenlere” değil, “mülk alarak” ve “para transfer ederek” Avrupa ülkelerinden “vatandaşlık hakkı” alanlara da…

Vatandaş sorumluluğu bu değil.

Sen, “Bana ne” dersen…

Öbürü, “Beni ilgilendirmez” derse…

Bu işin sonu nereye varacak?

Bugün, ülkeyi bu hale getirenlerin isteği de bu değil mi zaten.

“Sorun olacak, direnç gösterecek kişiler çekip gitsin, biz hedefimizi daha kolay gerçekleştirelim” diye düşünmüyorlar mı?

Bu ülkeye karşı hepimizin sorumluluğu var.

Hiç kimsenin “sadece şahsını düşünme” lüksü yok!

Bir pazar yazısı için can sıkıcı bir konu, ama ne yapalım bu Pazar da böyle.

Her şeye rağmen, iyi pazarlar!

Vicdan teraziniz hassas mı?

Vicdan, benim anladığım; “akıl, sağduyu, adalet ve merhamet (acıma)” duygularının toplamıdır.

Vicdan, bir tartıdır.

Hassas bir terazidir…

Karşına çıkan bir olayı; aklına, sağduyuna, adaletine ve merhametine havale edersin, bu duyguların olayı ölçer biçer, karar verir.

Buradan hareketle…

Vicdanlı adam; akıllı, sağduyulu, adaletli ve merhametlidir.

Vicdansız adam ise; akılsız, sağduyusuz, adaletsiz ve merhametsizdir.

Sizler de karşınıza çıkan olayları; “akıl, sağduyu, adalet ve merhamet” terazinizle tartın.

Her biriyle ayrı ayrı…

Akıl teraziniz, ne diyor?

Sağduyu teraziniz, ne diyor?

Adalet teraziniz, ne diyor?

Merhamet teraziniz, ne diyor?

Birinin sonucu olumsuzsa, o konuda vereceğiniz karar “vicdani bir karar” olamaz.

Genelde olayları “merhamet terazisi” ile tartanlar, “vicdani bir karar” veremezler.

Merhamet duygularına yenilirler.

Sıkça duyarız, “Vicdanıma danıştım, böyle karar verdim” derler.

Genelde o kişiler, vicdanlarının merhamet bölümüne danışmıştır.

Sadece merhamet duygusuna dayalı karar, vicdani bir karar olamaz.

İçinde akıl yoktur, daha önemlisi adalet yoktur.

Bugünlerde yaptıkları hatayı vicdanlarına bağlayanlar, vicdan terazilerini bir kez daha kontrol etsinler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Son Sanslar - trump yasa cikariyor, yakinda doguma amerikaya gidip amerikan vatandasi olma hikayesi bitecek.. son sanslar..oralari cok degisti..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 18 Ekim 13:49
01

Neyzen - Doğru;

Etrafımdaki demokrat,cağdaş,laik yabancı hayranı sonradan görmeler, ABD eşkiya,katil devletinde Doğum yapmaya gidiyor.

Adem Turgut Ahlak,adalet,insaf ve vicdanı Akıl dışı uyguluyor..(!)

Merhamet ne...

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 18 Ekim 00:20


Anket Kocaeli'de ulaşımı pahalı buluyor musunuz?