Reklamı Kapat

Çifte standardın daniskası !..

TFF, Pandemi sürecinde birçok kurumun yanında, sınıfta kalan kurumlar arasında, bana göre en başta geliyor. Liglerin oynatılıp oynatılmayacağı hususunda 5 kez karar değiştiren ve kulüpleri allak bullak eden TFF ve onun başkanı Napolyon Nihat, 20-25 kulüp yerine 1-2 kulübün isteklerini yerine getirmek için türlü taklalar attı.

Havaalanı, otoyolları, Limak Otelleri, paralı ilk özel otoyolu gibi inşaatlar, 3-5 saniye içerisinde TFF başkanına gidiyor, futbolda da ahkâm kesmeye devam ettikçe, çifte standardın boyutu artıyor.

Onun döneminde, kulüp ayrımcılığı iyice ayyuka çıktı. Makas hiç bu kadar açılmamıştı. Özdemir döneminde  “Sözde fırsat eşitliği” korumasındaki kulüpler arasında, ayrımcılık zirve yaptı.

Kulüpler test parası bile ödeyemiyor…

Covid-19, takımlar arasında hızla yayılıyor…

Hatay’ın koronası dikkate alınıp, maçı tatil ediliyor…

Ama, Belediye Derince, 3.Lig takımı olduğu için, 14 futbolcusunun testinin pozitif çıkmasına rağmen ilk üç hafta maçını tatil ettiremiyor, mağdur oluyor…

Korona “Siz hangi ligdesiniz  ?” diye sormaz. Süperine de, 1., 2., 3.Ligi’ne de bulaşır. (Tabii takım tutmuyorsa)…

Korona koranadır, insan da insan…

Virüs ayrımcılığının yapıldığı ilk ve tek ülke olarak tarihe geçiyoruz. Ülkemizdeki yabancılar da alınan kararlara kahkahalarla gülüyorlar ve “Burası tam bir arpalık, yan gelip yatalım, paramızı alalım, sonra ülkemize döner, gerçek futbola bıraktığımız yerden devam ederiz” anlayışını sürdürüyor, bize 3.Dünya ülkesi muamelesi yapıyor, Muz Cumhuriyeti olarak görüyor. Bu yargıyı oluşturan da bu ülkenin ta kendisi !..

HHH

Ama elbette böyle gitmeyecek. Elbette TFF de değişecek. Değişmeyen tek şey değişimdir.

Milli takım dökülüyor, Şenol Güneş de fayda etmiyor…

Takımlarımız Avrupa kupalarında 1., 2. turlarda eleniyor…

Türkiye’de yedek kulübesinin değişmez adamları olan ‘Nöbetçi Semih’ler, dünya ülkelerini kasıp kavuruyor (Merih Demiral-Juventus-Fenerbahçe örneği gibi…)

Bir gün bu çocuklar, Türk futbolunun kaderini de değiştirecek ve makus talihini yenecek…

O zaman ne Napolyon Nihat, ne de onun yandaşları, tribüne bile gelemeyecek…

***

DİPNOT: Pandemi döneminde benim çocuğum futbolcu olsa oynatmam diyen Nihat Özdemir’e saygılarla ithaf olunur !..

Kocaeli’nin hâlâ bir spor profili yok !..

Acı ama gerçek, en az 25 yıldır yazdığımız sorun, bir gram bile eksilmeden masamızda duruyor. Takkeler tek tek düşüyor, keller sürekli görünüyor ama, kimse bir adım bile at(a)mıyor.

Hep günü-birlik başarı !.

Hep göz boyama…

Hep rant, rant, rant…

Çünkü, en kolay kazanç, profesyonel ve yarı-profesyonel kulüplerden sağlanıyor…

***

Belediyeler olmasa, profesyonel kulüplerin yol alması mümkün değil. Rakamlar ortada. Gelirler belli. 3.Lig’deyiz diye böbürlenen takımlarımız, test parasını ödemekten aciz durumda bulunuyor. Yani canı pahasına maçlara çıkıyor. Türkiye, (Diğer yazıda da değindiğim gibi) Koronada bile lig ayrımı yapılan bir ülke oldu. Bu durumda da kulüpler, gelir kapısı olarak bağlı oldukları kentin ya da ilçenin belediyelerine sarılıyor.

Başkan Muzaffer Bıyık olmasa Darıca, Yıldırım Sezer olmasa Gölcükspor, Zeki Aygün olmasa Belediye Derince, Tahir Büyükakın olmasa ne bunlar, ne de özellikle Kocaelispor, ayağına bir çorap bile alamaz.

Bu, buz gibi bir gerçektir…

Başkanlar da mitinglerde, açık açık, “Bize oy verin ki, kulübünüzü ihyâ edelim” diyor…

Bu durumda, başkanlığa giden yol, taraftarın kulübünden geçiyor…

Diktatör General Franco, ülkesini 3 F ile (Fado-Fiesto-Futbol) yönetmiş. Ülkemizdeki durum da bu. Futbola çuvalla para akıtıp, kenarda köşede kalmış yıldız eskilerini alıp, sansasyon yapan kulüp başkanları, oyları toplatıyor, sonra kulüpleri yüzüstü bırakıp, batırıyor.

Başkanlara kızmıyorum, bu düzeni dünden bugüne getiren vatandaşa kızıyorum… (Nitekim başkan Tahir Büyükakın, geçen yılki Kocaelispor ziyaretinde açık seçik ‘Kocaelispor sadece bana güvenmesin. Benim şahsi param yok, bu bütçeyi kimse bunu karşılayamaz. Kent sahip çıkmalı.’ demişti)…

Sizler kulüplerinize, üyelik aidatı olarak ayda sadece 5 lira aktarsanız, yaklaşık 250 bin aile olduğunu düşündüğümüz bu kentte, gerek Kocaelispor, gerekse Gölcük, Darıca ve Derince gibi profesyonel kulüplerimize ayda 1.5 milyon lira sürekli gelir akar…

Süper Lig’e yükselirler…

Belediyelere mahkûm kalmazlar…

Kendi ayakları üzerinde dururlar ve hatta farklı siyasi düşüncedeki insanlar bile, kulüpler çevresinde bir araya gelirler…

Futbol kulüplerinin çevrelerinde, birlikte olmanın keyfini sürerler…

Bir kez daha vurguluyorum…

İnsanlar hak ettiği gibi yönetilirler…

Temizlik-Maske-Mesafe “TAMAM” ama, çocukların sağlıklı geleceği unutuluyor ?..

Okular açıldı, caddelerimiz, yürüyüş yolumuz şenlendi. Yüz yüze eğitim içimizi ısıttı ama, yavrularımızın yüzünde rengarenk de olsa, çok neşeli de gözükse, mecburen maskelerle dolaşması, o küçücük ağızlarını kapatmaları, oksijen kısıtlamasında bulunması, tam da en çok ihtiyaç duydukları bu yaşlarda sağlıksız ortamlarda bulunması içimizi acıtıyor…

(55 yıllık bir İzmitli olarak, en talihsiz esil diyorum şimdiki çocuklarımıza)…

Hele hele, bazı çalışan annelerin, çocuklarını sabah okula götürürken, maskelerini çenelerine indirterek, yolda ağızlarına poğaça, açma, simit tıkıtırması görüntüleri, yüreğimizi buruyor.

Neden bunu yapıyorlar ?..

Sağlığını tehlikeye attığı aynı çocuklarının ‘Geleceği!’ için…

Traji-komik bir durum…

Gelecekte en büyük sermaye sağlık olacak…

Hatta şu anda, ‘oldu’ bile diyebiliriz…

Siz de bunun üzerine tuz-biber ekiyorsunuz…

Olan çocuğunuza oluyor…

Çocuğunuz Pandemiden ötürü, spor yapamıyor…

Yine kendi araçlarınızın egzost pisliği nedeniyle rahat soluk alıp veremiyor…

Sonra da, sağlıksız besleyerek, başınızdan savıyorsunuz…

Ardından da alay eder gibi, “Çocuğumun geleceği içi çalışıyorum, ne yapayım?” diyorsunuz…

Ama farkında mısınız, çocuğunuzun geleceğini karartıyorsunuz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder



Anket Yeni alınan karardaki tedbirleri yeterli buluyor musunuz?