Reklamı Kapat

Gereklilik, sorumluluk, zorunluluk… BU VATAN BİZİM! 

Asırlardır aralıksız olarak tarih sahnesinde var olan Türk Milleti’nin yaşadığı ve  yaşayacağı topraklar… Bu yüce millet, bugün varlığını sürdürdüğü  aziz  vatan  topraklarına  hangi bedelleri ödeyerek, nelerin   pahasına, nasıl sahip olmuş? Bugüne  kadar  nasıl koruyup kollamış ve bu günlere getirip bize emanet etmiş? 

Erkeği kadını, kızı kızanı, neyi var neyi yoksa gözünü kırpmadan, duraksamadan, yüksünmeden ortaya  koymuş. Analar, bir yandan yük taşırken bir yandan eşinin, evladının acılarını içine gömmüş, gözyaşlarını içine akıtmış. Can vermiş, can almış. Atalarımız kanlarıyla sulamış… 

 

Bu mukaddes emanete sahip çıkmak, yaşatmak gerek! O halde, boynumuza borç olan vatanı Yaşatıp ebedi kılmak  için  ne  gerek ? 

 Önce İnsan olmak gerek! Onur sahibi olmak gerek, namus sahibi olmak gerek, inanç sahibi olmak  gerek, fedakarlık  gerek, sadakat gerek, sevgi gerek, aşk gerek, en önemlisi  de ahlak gerek… 

 

İşte bu “gerek”lerin hepsine layık olduğu değeri verebilmek için sorumluluk inancı gerek. Bu vatanın evladı olabilmek, insanca ve özgürce yaşayabilmek için vatandan başka hiçbir kimseye  müsamaha göstermeden, hiçbir şeyden ve hiç kimseden çekinmeden, korkmadan sorumluluk almak gerek. 

 Gerekli olanları anlayıp, sorumluluğumuzun olduğuna inanabilirsek, işte o zaman; bunlara  sahip çıkabilmek için zorunluluk olduğu ortaya çıkar. Bana göre ilk zorunluluğumuz inançlarımız, mukaddes  dinimiz, ikincisi;  Atatürk ilke ve inkılaplarıdır! 

 Bana göre; Türkiye  Cumhuriyetimizin laik, demokratik, sosyal devlet anlayışı çerçevesinde, hukukunu  üstünlüğüne  bağlı ve  saygılı bağımsız bir devlet olarak ayakta durabilmesi için, ısrarla ifade ediyorum ki, iki temel öğesi vardır. İnançlarımızın bütünü olan  mukaddes  dinimiz ile  Atatürk ilke ve inkılapları. Bu iki temel unsur  birbirine yaslanmış ve  biri diğerini ayakta tutan, varlığımızın vazgeçilmez, olmazsa olmaz temelleridir. Hatta  o kadar ki birinin yıkılması ya  da  yok olması, diğerinin de yıkılıp yok olması sonucunu doğurur… 

İçimizdeki aymazlar, anlayamamışlar veya anlamak istememiş; kandırılmış ya da  bir şekilde yanlışlara ikna edilmiş olanlar olsa da, düşmanlar çok iyi kavramışlardır ki; bu iki temel unsuru karşı karşıya getirip çarpıştırmadan, birbirlerini yıpratıp, yok ettirmeden Türkiye Cumhuriyetini ortadan kaldırmak mümkün değildir. 

İlk olarak hedeflerine dini inançları oturtmuşlar, Türkiye  Cumhuriyetinin kuruluşu ile  birlikte çalışmaya başlamışlardır. Ele geçirdikleri kimi zavallı, kimi hain, kimi menfaatçileri elde ederek; sözüm ona, dinin temsilcisi gibi ortaya sürüp, bir birini dinsiz olarak tanımlayacak kadar sapkın yapıda tarikatlar, cemaatler, yurtlar, kurslar, vakıflar ve benzeri hareketlerle inanç birliğimizi parçalamayı, ne yazıktır ki büyük ölçüde gerçekleştirmişlerdir. Yeterince okuma, araştırma alışkanlığı olmayan bizim insanlarımızı, gerçekleri törpüleyerek, çarpıtarak  yalanlarla üstünü örterek inandırıp istedikleri  düşüncelerle  kandırabilmişlerdir.  

 Kutsal inançlarımızı parçalamanın, belirledikleri hedeflere varmaya yetmediğini görmüşler, bu kez de; dini ayakta tutan Atatürk ilke  ve inkılaplarının da yok edilmesi gerektiğinde karar kılmışlardır. “ Şeyh”, “seyyit” “ cemaat lideri”, “ hoca”… ve  benzeri sapkın dini makamlar uydurdukları  hainler eliyle ve onların uyduları  olan şu veya bu şekilde ihanete katkı sağlayanların sırtından uygulamaya koyulmuşlardır…  

 Dini parçalamakta kullandıkları; kimi zavallı, kimi  hain, kimi menfaatçileri bulmakta çok fazla  zorlanmamışlar, ne yazıktır ki; bütün bu “menfur emeller”ine  uygun çok sayıda  yandaşı  önemli sayıda  bulabilmişlerdir. 

Şimdi sıra,  tahrip edilen  dini inançları  çarpıtarak, onu ayakta  tutan Atatürk ilke  ve  inkılaplarını ortadan kaldırmaya gelmiştir. Onu da din adına hareket ettiğini dine sahip çıktığını iddia  eden  meczuplar eliyle yapmayı en uygun yol olarak görmüşler ve bu düşünceye  uygun olanları iş başına getirmeye koyulmuşlardır…  

Memleketi birbirine yapıştırıp ayakta tutan harcın çimentosu olan Din ile Atatürk ilke  ve İnkılapları yıkılmadan bu ülkenin yıkılamayacağını anlamış ve bu yolda lazım gelen  her şeyi yapmakta olan, dost görünümlü düşmanlarımıza karşı, ilim,  eğitim ve birlik şuuru ile  dini  inançlarımıza, Atatürk ilke ve inkılaplarına   sarılıp sahip çıkmamız vazgeçilmez  zorunluluktur. 

Hem de bir an önce ve çok geç olmadan…. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Raif Kandemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs (Covid-19) aşısı çıktığında, aşı olacak mısınız?