Reklamı Kapat

Salgından sonrası

İnsan tür olarak adaptasyon seviyesi çok yüksek bir canlı. Her şarta uyum sağlama, hayatta kalma ve içinde olduğu şartlara göre milyonlarca yıldır hayatta kalma yollarını bulmuş ve medeniyetin inşasının akabinde de zamanın akışından daha hızlı bir gelişim sürecini kendi eliyle inşa edip; vücut saatinin ötesinde değişimlere de bir şekilde ayak uydurabilmiş bir tür. Bu meziyetimiz bizi bugün bulunduğumuz seviyeye taşımış bir kabiliyet olarak genellikle lehimize işlemiş olsa da bazı durumlarda bu becerimiz aleyhimize işleyebiliyor.

Salgın koşullarının neredeyse bir yıla yaklaştığı bugünlerde, dünyanın hemen her yerinde yeniden vakalarda çok büyük patlamalar var. Hemen her gün bir ülkeden salgının başından bu yana tespit edilmiş en yüksek vaka sayılarına ulaşılıyor. Ölüm oranları hastalıkla mücadele konusunda kat ettiğimiz yol sebebiyle azalmış olsa da salgınla mücadele konusunda hala pek bir yol kat edemedik.

Hastalıkla mücadelede elde ettiğimiz bilgiyi uygulama konusunda iyiyiz çünkü bunu işi hastalıkla mücadele olan tıp insanları bir kısım bilimsel protokollerle uyguluyor. Ancak salgınla mücadele dediğimizde işin içine tüm ülkelerin siyasi yönetimleri ve halkın tutumları girdiği için başarı oranı sıfır seviyesinde.

ABD ve AB ülkeleri başta olmak üzere salgın sürecine dair tüm verilerini dünya kamuoyuyla açık ve şeffaf şekilde paylaşan ülkelerde bile, insanlar karşılarına çıkan rakamlardan ibret alıp sosyal hayatlarını frenleme noktasında gerekli hassasiyeti göstermiyorlar. Bundan dolayı yönetimler her geçen gün yeniden daha katı önlemler ve kapatmalarla süreci kontrol altında tutmaya çalışıyorlar. Ülkemizde yapılan anketlerde de vatandaşların katı tedbirlere ve yasaklara yönelik beklentileri olumlu yönde çıkıyor. Ne de olsa önce can, sonra canan.

İşin ekonomik boyutu sebebiyle tüm dünyadaki iktidarların ayağı frene biraz zor gidiyor çünkü mevcut küresel finansal düzende herkes birilerine borçlu ve bu borç sebebiyle ülke ekonomisinin bırakın durmayı, hafif yavaşladığı günlerde bile cari hesaba sürekli eksi yazan bir durum söz konusu.

Aşı Bir Umut mu?

Sayısı yüzden fazla aşı çalışması halihazırda devam ediyor. Medeni memleketlerdeki aşı çalışmalarının bilimsel protokolleri şeffaf bir şekilde yayınlanıyor. Test süreçleri devam ediyor ve bu aşamaların her biri son derece hassas bir şekilde takip ediliyor. Ancak ortada halen daha onaylanmış bir aşı yok. En iyi ihtimalle Şubat 2021 gibi bir ya da birkaç aşının kitlesel kullanıma uygun hale gelebileceği öngörülüyor. Ancak küçük bir aksama durumunda bile bu sürenin Ağustos 2021’e sarkması muhtemel. Rusya ve Çin’in geliştirdiği sözde aşılar vardı bu arada; ne oldu onlara? Bilmiyoruz çünkü hiç var olmadılar.

İşin bir de aşı bulunduktan sonra bunun üretim, erişim ve uygulama süreçleri var. Dünya genelinde aşıya olan ihtiyaç 8 milyar doz. Bunun üretimi çok uzun bir süre alacak. Öte yandan üretilen bu aşıların erişilebilirliği de bir muamma.

Örneğin İsveç, İngiltere, İsviçre, Norveç, Almanya, ABD, Japonya gibi zengin ve küresel siyasi ve ekonomik ilişkileri olumlu ülkelerin talepleri mutlaka öncelikli olacak. Bu birinci seviye ülkelerden sonra ancak sıra ikinci ve üçüncü seviye ülkelere gelecek. Türkiye burada aşıya ilk ulaşacak beş on ülke arasında olması zor bir durumda ne yazık ki. Zira herkes önce ekonomik ve siyasi olarak arası iyi olan ülkelere satmayı tercih edecek ki elbette kendi ülkesindeki ihtiyacı tamamladıktan sonra.

İşin bir de biyolojik tarafı var; Koronavirüs adı üzerinde bir virüs türü olduğu için sürekli olarak mutasyona uğruyor. Yani grip aşısında da olduğu gibi; bu aşıyı bir kere olup, çiçek, çocuk felci ya da kızamık gibi ömürlük bir koruma mümkün değil. Dolayısıyla bu aşıyı insanların sürekli olarak her sene yenilemesi gerekecek.

Üstelik diğer aşıyla korunulan virüslere göre çok daha hızlı yayılan ve ölümcüllük seviyesi yüksek bir hastalık olduğu için de bu aşıyı ülkedeki herkese sürekli olarak uygulamak zorundasınız. Kocaman bir masraf kalemi bizim gibi cari açıkla hayatta kalmaya çalışan ülkeler için haneye bir satır daha eksi olarak yazılacak.

Konunun özüne gelirsek, aşılama süreçleri uzun vadeli ve doğru planlanmazsa, aşı bir umut olmayacak. Şu an içinde olduğumuz ilk şok sürecini atlatmaya yarayacak ama sonrasında her sene bu riskle yeniden karşı karşıya kalma ihtimalimiz var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder

# çocuk

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs (Covid-19) aşısı çıktığında, aşı olacak mısınız?