Reklamı Kapat

İfade Özgürlüğünden Özgürlüğün İfadesine

Uğruna çok bedel ödenen kavramlardan biridir “ifade özgürlüğü”.

Bu özgürlüğü elde edebilme mücadelesinin tarihi, adeta insanlığın tarihiyle birdir.

İnsanı insan yapan, insanın “kim” olduğunu ortaya koyan hususlardan biri olan “ifade”nin özgür kılınması, aynı zamanda “insanın” özgür kılınmasıdır.

İşte tam da bu noktada bu kadar kıymetli olan bu kavramın, bizi nasıl “kıymetlendirdiğine” de şahit olmaya başlıyoruz.

Şöyle ki:

Evet, insanın düşündüğünü ve inandığını “ifade edebilmesine” imkan tanımak, “insanı var edebilmenin” bir gereğidir.

Ancak bu imkanın tanınmasından itibaren “nasıl” kullanıldığı da, var olan insanın “nasıl bir insan” olduğunu gösterir.

Bir manada “kalitesini” ortaya koyar.

Mesela siz inanmadığınız bir inanca ya da kabul etmediğiniz bir düşünceye sahip olan insanların, bu düşünce ve inançlarından dolayı sahip oldukları (ve başkalarına zarar vermeyen) hassasiyetleri de “anlamıyor” veya “saçma” buluyor olabilirsiniz.

Kendi doğrularınız çerçevesinde, hatta o insanları uyarmak gibi bir iyi niyetle, bu düşüncenizi ifade etmek istediğinizde bunu yapabileceğiniz iki yol çıkar kaşınıza:

O insanların hassasiyetlerine “saygı” gösterip, onların değer sistemlerini taciz etmeden meseleye itirazınızı ortaya koymak.

Ya da zaten saçma bulduğunuz hassasiyetlerini de dikkate almaksızın, ister uyarı adına ister mizah adına, karşı tarafın taciz edildiğine yönelik algısına aldırmadan, düşüncenizi “ifade” etmek.

İster yazıyla veya sözle, ister film, resim ya da karikatürle.

Bu özgürlüğünüzü hangi yolla kullanacağınızın kararı elbette size aittir.

Ve seçeceğiniz yol da sizin “nasıl bir” insan olduğunuza bağlı olarak şekillenecektir.

Bir manada “kalitenize” bağlı olarak.

Bu kaliteyi nezaket ve hassasiyet ile oluşturmak yerine “özgürlük” adı altında kabalığı ve tacizi tercih edenlere ise verilecek en güzel cevap “onlar gibi olmamaktır”.

Sizi ne kadar zorlarlarsa zorlasınlar…

Ne kadar taciz ederlerse etsinler…

Şiddet ya da aynı biçimde tacizle karşılık vermek, “insanlığımızı” bu yolla tanımlamak, bir yol olmamalı…

Nitekim “…’Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz’…” (Nisa, 140) ayet-i kerimesinin işaret ettiği bir husus da budur bana göre.

Bugün Fransa örneğinde ve onu gerek dünyada gerekse ülkemizde destekleyen bakış açılarında yaşadığımız üzere, meselenin sadece ifade özgürlüğü değil, özgürlüğün nasıl ifade edildiği olduğunu da, en azından Müslümanlar olarak unutmamak lazım.

Üstelik ifade özgürlüğünü bu kadar önemseyen (!) Fransa’nın, tarihçilerin karar vermesi beklenen ve siyasi nedenlerle bir türlü üzerinde doğru düzgün çalışılmasına adeta izin verilmeyen sözde Ermeni soykırımına dair, böyle bir soykırımın gerçekleşmediğini “ifade etme özgürlüğüne” yasak getirmesindeki çelişkiyi ifade edecek “ılımlı” bir söz bulmanın zorluğuna rağmen…

Zira tüm tahriklere rağmen bize düşen “selam” ile “sözün güzelini” konuşmaktır (Furkan Suresi, 63; Nahl, 125).

Aksi halde “biz kimiz” sorusunu “onlar gibi” ifadelendirerek elde edeceğimiz tek şey “kendimiz olamamak”tır…

O zaman neyin iddiasında bulunabiliriz ki?

Peki, tepki vermeyelim mi demek istiyorum?

Elbette hayır!

Aynı seviyeye inmeden, siyasi, sosyal ve özellikle ekonomik açıdan verilebilecek birçok “insani” tepkiyi ortaya koymak da izzet-i nefsimiz gereğince bir “ifade özgürlüğüdür” neticede…

Bunu da en başta bu özgürlüğü kullanmamıza sebep olanlar anlamak durumundadır…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Taner Kurt - Türkiyede her ne kadar Anayasanın 25-26 maddeleri ifade özgürlüğü var dese de 5816 sayılı kanun kalkmadıkça ifade özgürlüğü yok bu ülkede.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Ekim 19:28


Anket Yeni alınan karardaki tedbirleri yeterli buluyor musunuz?