Reklamı Kapat

Yurdumun “ekmek” meselesi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, iyi ki gündeme getirdi…

İyi ki “askıda ekmek” kampanyasını başlattı…

“Ekmek” meselesi, böylece toplumda yeniden tartışılmaya başladı.

Ekmek, Türk toplumu için çok önemli.

Yüzyıllardır ana gıdamız.

Ekmeksiz yapamayız.

Ekmeksiz sofraya oturmayız.

Ekmeksiz yaşayamayız.

                                      ******

Dünyada toplumların 4 ana gıdası vardır.

Buğday, mısır, pirinç ve patates…

Bizim coğrafyamız, bol buğday tüketir.

Bazı coğrafyalarda ana gıda, mısırdır.

Bazı coğrafyalarda pirinç…

Bazı coğrafyalarda ise patates ön plandadır.

Bu gıdaların bir dönem yokluğu, tarihte büyük değişikliklere neden olmuştur.

Örneğin 1845 yılında mantar hastalığı nedeniyle İrlanda’da yaşanan patates kıtlığı, bu ülkeden ABD’ye 100 binden fazla insanın göç etmesi sonucunu doğurmuştur.

Tarih sayfalarını karıştırdığımızda benzer olayların yaşandığını çok görürüz.

Bu nedenle her ülke, ana gıdasının üretimine çok önem verir.

Ana gıda, “stratejik” üründür.

Mutlaka kendisi üretir.

“Param var, sıkışırsam dışarıdan alırım” diye düşünmez.

Çünkü olağanüstü durumlarda paranın işe yaramadığını bilir.

Japonya…

Dünyanın en zengin ülkelerinden biri.

Yıllardır, tükettiği pirinci kendisi üretir.

Dışarıdan alsa, daha ucuza gelecektir, ama almaz.

İki üç misline mal eder, ama kafası rahattır.

Bu yöntemle kendi çiftçisini desteklemekten de mutludur.

Ülkemizi yönetenler ise ne yazık ki bu bilinçten yoksun.

Toplumu üretimden kopardılar, ana gıdamız buğday da dahil, tarım ürünlerinde de ülkemizi “dışa bağımlı” hale getirdiler.

Sizi 50’li yıllara götürmek istiyorum

Yazımın bu bölümünde sizi 50’li yıllara götürmek istiyorum.

Yaşı 70’i geçenlere yine bir “nostalji” yaşatmak istiyorum.

Tabii çocukluğu ve gençliği Anadolu’da geçenlere…

Toprakta doğan, toprakla yoğrulan ve toprakla büyüyenlere…

Kentte doğup kente büyüyenlere bu anlattıklarım bir anlam ifade etmeyebilir.

Ama onlar da dinlesinler.

Bizim gibi köysoyluları anlamaya çalışsınlar.

Ekmeğin marketten satın alınan sıradan bir “yiyecek” olmadığını anlasınlar.

İkinci gün çöpe atılan sıradan bir yiyecek olmadığını…

Bizim çocukluğumuzda, ekmek en önemli yiyecekti.

Bir evin olmazsa olmaz yiyeceği…

Evde ekmek varsa, aç kalmaktan korkmazdık.

Güvende hissederdik kendimizi…

Elimize kocaman bir ekmek parçası alır, küpten çıkardığımız bir dilim peyniri katık eder, karnımızı doyururduk.

Bazen de kümesteki yumurtayı haşlayıp ekmeğin içine ufalar, keyifle yerdik.

Siz üzerine kese yoğurdu sürülmüş ekmekle karnınızı doyurdunuz mu hiç?

Herkes kendi ekinini kendisi yetiştirirdi

Siz tabii iki öküzün arkasında kara sabanla tarla nasıl sürülür, bunu da bilmezsiniz.

Ekin nasıl ekilir…

Tohumları serptikten sonra yağmurun yağması özlemle nasıl beklenir…

Başakların her gün boy atması nasıl keyifle seyredilir…

Ekin nasıl biçilir…

At arabasıyla nasıl harman yerine taşınır…

Harman kalkıncaya kadar yağmur yağmaması için nasıl dua edilir…

Bilir misiniz bunları?

Bilmezsiniz…

Ancak toprakta doğup toprakla yoğrulan biz 70’likler biliriz bunları.

Sahi siz hiç harmanda düven dövdünüz mü?

Siz “düven” nedir, onu da bilmezsiniz.

Düven; harmanda sap ile tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan havyanlar ile çekilen, altında keskin çakmaktaşları çakılı kızak biçiminde araç.

“Döğen” de denir, “döven” de…

Ama biz hâlâ “düven” deriz.

Sap ile taneler ayrılıncaya kadar bilmem kaç yüz kez düveni harmanın üzerinde döndürüp duracaksın.

Başları dönmesin diye atların gözlerini bezle bağlanır, ama senin başında da dönse o düveni süreceksin, o harmanı kaldıracaksın, çaren yok.

Daha bitmedi…

Sap ile taneler ayrıldı, ama harmanı savurup tane ile samanı ayırman gerekir.

Rüzgârın esmesini beklersin.

Rüzgâr olmadan, harman savrulmaz.

Rüzgârı yakalayınca harman yığınının başına koşacaksın, yabaya doldurduğun harmanı yukarı atıp savuracaksın, buğday taneleri hemen oracığa, samanı ise birkaç metre uzağa düşecek.

Böylece tane ile saman ayrılacak.

Şansına, rüzgâr kuvvetliyse, harmanın sorunsuz kalkar.

Tane ile saman iyice ayrılır.

Rüzgâr kuvvetli değilse, tane ile samanı ayırmak için günlerce uğraşırsın.

Herkes kendi ekmeğini kendisi yapardı

Merak edenlere, benim çocukluğum Isparta’nın Yalvaç ilçesinde geçti.

Sanırım, 50’li yıllarda bütün Anadolu’da yaşam aynıydı.

Kapalı ekonomi, herkes yiyeceğini içeceğini kendisi üretirdi.

Ekmek için, bulgur ve keşkeklik için buğday üretmek şarttı.

“Satın almak” gibi bir kavram yoktu.

Ancak bir başkasıyla anlaşarak sende olmayan bir şeyi, sende olan bir başka şeyle değiştirebilirdin.

Ekmeklik unu, bulguru ve keşkekliği bulunmayan bir ev düşünülemezdi.

Çünkü temel gıda bunlardı.

Eee, ineğin, koyunun ve mandanın sütünü, yoğurdunu, peynirini ve kaymağını da koy yanına…

Tavuğun eti ve yumurtasını da ekle…

Bağdan gelen üzüm, pekmez…

Bahçeden bol sebze…

Kışlık kavurman ve sızgıçın küplerde hazır…

Daha ne istersin?

Kış gelmeden evlerin kilerleri su değirmenlerinde öğütülen çuval çuval unla doldurulurdu.

Yine çuvallarla bulgur ve keşkeklik…

Artık kış gelebilirdi.

Evde ekmek olduktan sonra…

Evde bulgur bulunduktan sonra…

Evde keşkeklik varsa…

Kimse aç kalmaktan korkmazdı.

Bizde her aile ekmeğini kendisi yapardı.

Öyle her gün değil, haftada bir yapılırdı ekmek.

Her evin ekmek günü belli olurdu.

Bizim evin ekmek günü çarşambaydı.

O gün evin hanımlarını bir telaş alırdı.

Erkenden “hamur teknesi” yerinden çıkarılır, son temizliği yapılır, çuvaldan içine itina ile un dökülür, dakikalarca elle yoğrulur ve mayalanırdı.

Üstü örtülüp bir tarafta kabarması, yani mayalanması beklenirdi.

Kokusundan anlardık hamurun mayalandığını, büyüklerimiz hamur teknesini omuzlarına aldıkları gibi mahalle fırınının yolunu tutarlardı.

Bizim ekmeğimiz “somun” şeklinde değildi.

Bazlamanın daha büyüğü ve daha incesi şeklindeydi.

Ortasına bir de parmak atarlardı.

Ekmeğin yanında mutlaka “hamursuz” da yapılırdı.

Tabii kıymalı, peynirli, yoğurtlu, patatesli veya ıspanaklı yarımay şeklinde börek de yapılırdı.

Saç böreğinin fırında pişirilmişini düşünün…

Ekmek günü, ailenin en keyifli günüydü.

Ekmekler taze…

Hamursuz var…

Börek var…

Şunu anlatmak istiyorum…

Ekmek, bizim için çok önemlidir.

Ekmek; üretimin, Anadolu insanının saflığı ve alın terinin sembolüdür.

Bu nedenle yaşam mücadelesinin adı, “ekmek kavgası”dır.

Kazandığımız paraya ne deriz, “ekmek parası”…

Vefanın adıdır ekmek, “Ekmeğini yedik” deriz.

Alın terinin ürünü olduğundan, “ekmek aslanın ağzındadır”…

Çalışılan her yer; fabrika, tarla, atölye, işte bu nedenle “ekmek kapısı”dır.

Mücadelenin adı, yine bu nedenle “ekmeğini taştan çıkarmak”tır.

Daha hangi birini yazayım?

Ekmek meselesi çok önemli

İşte ben ekmek meselesini bu nedenle çok önemsiyorum.

Ekmek, halkımız için çok önemli.

Ama şimdi görüyorum ki, ekmek bir siyasetçi, iktidar ortağı bir siyasetçi Devlet Bahçeli tarafından “askıya” çıkarıldı.

“Askıda ekmek” kampanyası başlatıldı.

Bu nedir biliyor musunuz?

Bu,toplumun bir bölümünün, artık ekmeğe ulaşamadığının tescilidir.

Bu, toplumun bir kesiminin “ekmek alamayacak kadar” fakirleştiğinin göstergesidir.

Eğer toplumun bir kesimi ekmek alamayacak kadar fakirleşmişse, ülkemiz için tehlike çanları çalıyor demektir.

Eğer Türkiye, buğday konusunda dahi “kendine yetecek” durumdan çıkıp düşman bellediğimiz Yunanistan’dan dahi buğday ithal etmeye başlamışsa, durumumuz vahim demektir.

Buğday meselesini sizlerle paylaşmaya çalıştım.

İyi pazarlar!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

ACI GERÇEKLER - Derken burada kıvırcık ALİ nin ISIRGAN türküsünü anmadan geçmeyelim .Allah rahmet eylesin ne de güzel anlatmış.Şerefin halini ...

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 25 Ekim 12:23
01

Cenk Cemil - Kaç yazdık ve söyledik ki, bu "askıda ekmek" insanları rencide etmenin, utandırmanın bir çeşididir ! Bu sebeple uygulanmasından derhal vazgeçilmelidir. Halâ anlayamadınız mı ?

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 25 Ekim 11:13


Anket Koronavirüs (Covid-19) aşısı çıktığında, aşı olacak mısınız?