Reklamı Kapat

Sağlık ve “Hasta Hakları”

Bugün, 26 Ekim, “Hasta Hakları Günü” olarak belirlenmiş.

Bu tür günlerin amacı, ilgili konu üzerine, ülke olarak ne durumda olduğumuzu düşünmek, eksik ve yanlışların altını çizerek, siyaseten karar vericileri uyarmak olmalı.

Hasta Hakları, “DEMOKRATİK, SOSYAL HUKUK DEVLETİ” kimliğine sahip ülkelerde kabul edilmiş temel haklardır.

Türkiye Cumhuriyeti, Anayasa’nın 2. Maddesinde belirtildiği gibi; “Demokratik, laik ve SOSYAL bir HUKUK DEVLETİ’dir.”

Böyledir de, gerçekten “Sosyal bir devlet” düzenini yaşayabiliyor muyuz?

Yine Anayasamızın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” bölümünde, madde 56 aynen şöyledir;

“Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.”

Yani, sağlıklı bir yaşam için doğal çevre koşullarının iyi olması gerekmektedir!

Yani sağlık ile çevre arasında önemli bir ilişki vardır.

Dağları, ormanları talan edilen, gölleri, akarsuları, denizleri ve havası kirletilen bir ülkede sağlıklı bir yaşam olamaz!

Bu ülkede “yönetim erkini” elinde tutan siyasal iktidarların ÇEVREYE KARŞI DUYARLILIKLARI nedir?

Bu soruya olumlu bir yanıt verebilir misiniz?

Gelelim “Hasta Hakları” konusuna;

·       Sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı,

·       Saygı ve itibar görme hakkı,

·       Mahremiyet hakkı,

·       Bilgi isteme hakkı,

·       Sağlık kuruluşunu ve personelini seçme ve değiştirebilme hakkı,

·       Kayıtları inceleme ve bilgilerin gizli tutulması hakkı,

·       Tedaviyi reddetme, durdurma, rıza hakkı,

·       Ziyaretçi ve refakatçi bulundurma hakkı.

Şimdi, insafla bir düşünelim;

·       Bu ülkede yaşayan vatandaşların ne kadarı bu hakların bilincinde?

·       Bu haklar, eksiksiz olarak uygulanabiliyor mu?

Bu iki soruya da olumlu yanıt vermek mümkün değil!

“Vatandaşlık hak ve ödevleri” konusunda ciddi bir eğitim, küçük yaştan itibaren verilmeli. Ancak, böyle bir eğitim bizim ülkemizde yok!

Bir ülkede hasta haklarının eksiksiz yaşanabilmesi için;

1-    Sağlık, bir “TİCARİ META” olmaktan çıkarılmalı ve “KAMUSAL SAĞLIK” anlayışı egemen kılınmalıdır.

2-    Sağlıklı bir yaşam için “olmazsa olmaz” temel koşul olarak, “DOĞAL ÇEVRE” tahrip edilmemelidir,

3-    Tüm vatandaşlar, “SAĞLIKLI ve DENGELİ BESLENME” olanaklarına sahip olmalıdır.

4-    Tüm vatandaşlar “SOSYAL GÜVENLİK HAKKI” içinde olabilmelidir.

5-    Tüm vatandaşlar, “hasta hakları” konusunda bilinçli kılınmalıdır.

Bugün, ülkemiz vahşi bir “DOĞAL TAHRİBAT” içindedir.

 Özellikle büyük kentlerimizde “TEMİZ BİR HAVA SOLUMAK” olanaksızdır.

Termik santraller ve denetimsiz fabrikaların saldıkları zehirli gazlar, insan ve toplum yaşamını tehdit etmektedir.

Sağlık, özellikle “Şehir Hastaneleri” düzeni ve özel sağlık kuruluşları ile “TİCARİ BİR META” haline gelmiştir.

Yoksulluk, işsizlik ve kötü yaşam çevreleri içinde yaşayanlar için sağlıklı bir yaşam mümkün değildir.

Her vatandaş, her an bir ya da daha çok hastalık tehdidi altındadır ve hasta hakları bilinci zayıftır!

Çözüm;

gerçek anlamıyla SOSYAL DEVLET anlayışını hayata geçirmektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni alınan karardaki tedbirleri yeterli buluyor musunuz?