Reklamı Kapat

Türkiye’nin “kurtuluş” ve “kuruluş” belgeleri

Sevgili okurlarım, yarın en büyük bayramımız.

Devletimizin kuruluşunun 97’inci yıldönümü…

Bugün köşeme “iki belge” alıyorum.

Bir fotoğraf ve bir mektup!

Her ikisi de Türkiye’nin “kurtuluş” ve “kuruluş” belgeleri.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken ve ilk yıllarında ülkemiz ne durumdaydı, devletimizin imkânları neydi, bunu çok net çok çarpıcı anlatıyor.

Fotoğraf, 1933 yılının Cumhuriyet Bayramı’nda Uşak’ın ilk fotoğrafçısı Hüsnü Kazım Özler tarafından çekilmiş.

Mektup ise,Mustafa Kemal Atatürk’ün İsmet İnönü’ye yazdığı mektup!

Mektubun tarihi, 30 Ekim 1923…

Tarihe dikkat edin!

Meclis, 29 Ekim 1923 tarihinde akşam saat 20. 30 dolaylarında Cumhuriyet’i ilan ediyor…

Mustafa Kemal Paşa cumhurbaşkanı seçiliyor…

Yeni rejim o gece top atışlarıyla bütün Türkiye’ye duyuruluyor…

Mustafa Kemal, ertesi gün oturuyor ilk iş olarak İsmet İnönü’ye kendi el yazısıyla bir mektup yazıyor.

Bir ibret belgesi!

Kurtuluş Savaşı’nın hangi şartlarda kazanıldığının, ülkemizin nerelerden nerelere geldiğinin göstergesi!

Mustafa Kemal, bir “durum tespiti” yapıyor ve dava arkadaşı İsmet İnönü’ye mektubunda şöyle sesleniyor.

Lütfen dikkatle okuyun ve okumaları için arkadaşlarınıza da gönderin!

Eğer varsa, tanıyorsanız, karşılaştıysanız, “Osmanlı sevdalısı” zavallılara da…

Onlar da okusunlar, Cumhuriyet’in Osmanlı’dan nasıl “yüz kızartıcı” bir miras devraldığını öğrensinler.

İşte o mektup

“Sevgili Paşam!

Cumhuriyet’in ilk Başbakanı olarak seni düşünüyorum.

Dur, hiç itiraz etme.

Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın.

Bizi yine büyük bir savaş bekliyor. Durumumuzun bir bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Baş Delegesi olarak elbette biliyorsun.

Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın.

Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim.

Bize geri, borçlu ve hastalıklı bir vatan miras kaldı.

Yoksul bir köylü devletiyiz.

Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az. 4.000 kilometre kadar demiryolu var. Bir metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz. Ülkenin Kuzeyini Güneyine, Batısını Doğusuna bağlamamız, vatan bütünlüğünü sağlamamız şart.

Denizciliğimiz acınacak durumda.

Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olana bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız.

Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyetle de insanlıkla da bağdaşmaz.

Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız. Her yerde tefeciler halkı eziyor.

Güya tarım ülkesiyiz, ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz.

Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor.

Doktor sayımız 337, sağlık memuru 434, ebe sayısı 136.

Pek az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor.

Üç milyon insanımız trahomlu.

Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde…

Bit ciddi sorun.

Nüfusumuzun yarısı hasta… Bebek ölüm oranı yüzde 60’ı geçiyor. Nüfusun yüzde 80’i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun önemli bölü mü göçebe.

Telefon, motor, makine yok.

Sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Kiremiti bile ithal ediyoruz.

Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir’in bazı semtlerinde var.

Düşmanın yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408. Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor.

Yunanistan’dan gelen göçmen sayısı 400 bini geçecek.

İktisadi hayatımız da eğitim durumumuz da içler acısı. İktisatçımız çok az.

Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitimi hiç çözülmemiş.

Oysa Cumhuriyetin insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz.

Kültür eserleri kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor. Raporlar da daha ayrıntılı, daha acı bilgiler var.

Bunları bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel durumu tam bilsinler.

Bütçemiz, gelirimiz yetersiz. İktisadi çıkmazdan kurtulmak için geliştirdiğim bir düşüncem var. Bu düşünceyi günü gelince konuşuruz.

Hedefimiz milli iktisat. Bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı.

Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman çok geç kalmıştı.

Cumhuriyete uygun bir anayasaya gerek var. Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney.

Ama yılmamak, ucuz ve geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak ve büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız.

Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız.

Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız.

Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu.

Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim.

Allah yardımcımız olsun!”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Muammer - Bu mektubu ortaya çıkaran Sabiha Gökçen'in manevi oğlu, mektubu kitabına da koydu. Tabi bu mektupta bir takım gariplikler var. Mektupta Mustafa Kemal'in adı ve imzası yok, mektuptaki Osmanlıca yazı hattat yazısı gibi oldukça düzgün, Mustafa Kemal'in el yazısı ile örtüşmüyor, o dönemde İsmet İnönü Mustafa Kemal'le aynı ortamda, neden böyle bir mektup yazsın İnönü'ye. İsmet Paşa'nın hatıratında bu kadar önemli bir mektuptan neden tek bir satır

bilgi yok. Verdiği istatistiklerin bazıları sorunlu, doktor sayısı gibi. 29 Ekim'de Cumhuriyet ilan edildi, 30 unda yemedi içmedi o yoğunlukta yanı başında duran adama mektup mu yazdı?

Yıllarca bazıları Mustafa Kemal'in Yalova'da yaptırdığı çiftlikle ilgili palavra sıktı durdu, en sonunda TRT arşivinde yer alan o dönemin Yalova Çiftlikler Müdürü'nün röportajı ortaya çıktı, o palavracılar yalanları ortaya çıkmasına rağmen utanmadan hala ortalıkta geziyor. O yüzden bu tür palavra mektuplara sarılıp durmayın. Bu mektubun gerçek olmadığını ispatlamak o kadar kolay ki. Sevdiğiniz insanları olduğu gibi sevin, bir takım efsaneler uydurmaya gerek, size internette dolaşan böyle onlarca palavra sayarım. Ya da sizin tarihçiniz İlber Ortaylı bu mektuba gerçek desin, yine de bu palavra mektubu kabul edeceğim, emin olun İlber Ortaylı gibi birisi bile buna palavra diyecek.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 27 Ekim 22:13


Anket Koronavirüs (Covid-19) aşısı çıktığında, aşı olacak mısınız?