Reklamı Kapat

İnadına Atatürk, inadına cumhuriyet, inadına demokrasi!

Bugün, 29 Ekim…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşunun 97’inci yıldönümü.

En büyük ulusal bayramımız.

Kutlu olsun!

Sevgili okurlarım, bir ulus için ulusal bayramların anlamı çok büyüktür.

Çünkü o ulusu var eden, o bayramlardır.

Bayramlar, “var olma” mücadelesinin simgeleridir.

19 Mayıs 1919…

Ulusal mücadelemizin başlangıç tarihi.

Mustafa Kemal Atatürk, Anadolu ve Trakya’yı işgal eden emperyalist güçlere karşı mücadeleyi bu tarihte başlattı.

Bu nedenle bu tarihi “Ulusal Egemenlik ve Spor Bayramı” olarak kutlarız.

23 Nisan 1920…

Atatürk Kurtuluş Savaşı’na devam ederken, 23 Nisan 1920’de, egemenliğin padişahtan alınıp halka devredilmesinin ilk büyük adımını attı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kurdu.

Bu nedenle 23 Nisan’ı, “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak kutlarız.

30 Ağustos 1922…

Atatürk’ün öncülüğünde yürütülen Kurtuluş Savaşı, 30 Ağustos 1922 tarihinde zaferle sonuçlandı.

Bu nedenle 30 Ağustos’u ulusça “Zafer Bayramı” olarak kutlarız.

29 Ekim 1923…

Atatürk, Kurtuluş savaşını kazandıktan sonra 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kurdu.

Bu nedenle her 29 Ekim’de ulusça Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarız.

19 Mayıs…

23 Nisan…

30 Ağustos…

Ve 29 Ekim…

Bizim ulusal bayram günlerimizdir.

Bizi üzen olay

“Biz” derken; akıl, mantık, sağduyu sahibi, vatan ve millet duygularıyla yoğrulanlardan söz ediyorum.

Üzüntümüz şu:

Artık saklanacak gizlenecek tarafı kalmadı, çünkü oyun “açık” oynanıyor.

Hem de milletin gözüne batıra batıra…

Ülkemizde, Atatürk düşmanları var.

Ülkemizde, cumhuriyet düşmanları var.

Ülkemizde, demokrasi düşmanları var.

97 yıl önce kurulan devletimizden, devletimizi kuran Atatürk’ten, cumhuriyet ve demokrasiden intikam almak istiyorlar.

Toplumumuzu Ortaçağ karanlığına gömmek, Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürüklemek istiyorlar.

Türk toplumundaki “ulusal bilinci” yok etmek için uğraşıyorlar.

Bu nedenle ulusal bayramlarımızı değersizleştiriyorlar…

Küçümsüyorlar…

Kutlanmasını yasaklıyorlar…

Veya yasak savmak için, “kutluyormuş gibi” yapıyorlar.

Ulusal bayramların değersizleştirildiği bir ülkede, ulusal bayramların kutlanmadığı bir ülkede, “ulus bilinci” ve “vatandaşlık bilinci” canlı tutulabilir mi?

Bu bilinci gelecek nesillere taşımak mümkün mü?

Dikkat edin, son yıllarda ulusal olaylara karşı toplumsal refleks gittikçe zayıflıyor.

Amaçları zaten bu.

Vatandaş bilincini” yok edip, “ümmet bilincini” geliştirmek…

“Ulus bilincini” yok edip, “kabile bilincini” geliştirmek…

Emperyalist ülkelerin ve yerli işbirlikçilerinin planı bu.

Ulusal bayramların değersizleştirildiği, küçümsendiği, yasaklandığı ülkeler eninde sonunda parçalanmaya mahkûmdur.

İşte bu nedenle “ulus bilinci” ve “vatandaşlık bilinci” çok önemli.

Ulus ve vatandaşlık bilincini kaybeden toplumlarda, devleti ayakta tutamazsın.

Egemenlik, egemen güçlerin eline geçer.

Sömürge olursun.

Gelen vurur, giden vurur.

İşte Ortadoğu ülkelerinin hali!

Türkiye’yi Irak, Türkiye’yi Suriye, Türkiye’yi Lübnan’a çevirmek istiyorlar.

Klasik yöntemdir…

Verdiler borcu verdiler borcu, geri öde ödeyemiyorsun, siyasi faturayı önümüze koydular.

Döndük dolaştık, Kurtuluş Savaşı yıllarının şartlarına geri döndük.

Ulusal bayramları değersizleştirmenin anlamı…

Sevgili okurlarım, eğer bir ülkede ulusal bayramlar değersizleştiriliyorsa, küçümseniyorsa, baştan savma kutlanıyorsa veya değişik bahanelerle kutlanması yasaklanıyorsa, bütün bu yapılanlar “vatan hainliği” ile eş anlamlıdır.

Çünkü ulusal bayramlar, bir ulusun varlığının simgesidir.

Sen o bayramları önemsemezsen…

Sen o bayramları küçümsersen…

Sen o bayramlarla dalga geçmeye kalkarsan…

Sen o bayramlara dil uzatanları cezalandıracağın yerde ödüllendirirsen…

Sen o bayramları sudan sebeplerle yasaklarsan…

Sen “ulus bilincini yok etme” çalışması yapıyorsun demektir.

Ulus bilincini yok etme çalışması yapanlar da, dünyanın her tarafında “vatan haini” olarak anılır.

Bu nedenle ulusal bayramlar çok önemlidir

Sevgili okurlarım, ülke olarak sıkıntılı günler geçiriyoruz.

Böyle günlerde “vatandaşlık bilinciyle” ve “ulusal bilinçle” hareket etmek çok önemli.

Bu bilinçlerimize sahip çıkalım.

Bu bilinçlerimize toz kondurmayalım.

“Vatandaşlık bilinci” ve “ulusal bilinci” kaybetmenin sonu, vatansızlıktır.

Köleliktir.

Ortaçağ karanlığıdır.

Ortadoğu bataklığıdır.

Özetle:

19 Mayıs…

23 Nisan…

30 Ağustos…

29 Ekim…

Bizim ulusal bayramlarımızdır.

Onurumuzdur ve de gururumuzdur…

Ulusal bayramlarımıza sahip çıkalım.

Değersizleştirilmesine, küçümsenmesine, dalga geçilmesine, yasaklanmasına asla izin vermeyelim.

Çünkü biz bu bayramlarla var olduk.

Bizim varlık sebebimiz bu bayramlar…

Görevimizi yapmazsak, kendimizi inkâr etmiş oluruz.

Türkiye, bu sıkıntıyı da atlatacaktır.

Atatürk, cumhuriyet ve demokrasi düşmanlarına fırsat vermeyecektir.

İnadına Atatürk!

İnadına cumhuriyet!

İnadına demokrasi!

Tüm okurlarımın Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni alınan karardaki tedbirleri yeterli buluyor musunuz?