Reklamı Kapat

Kıyameti biz mi çağırıyoruz?

Ahiret inancına sahip birçok din dünyanın sonuna, yani kıyamete dair çeşitli sahneler tasvir eder.

İslam da kıyametten bahsederken birtakım tasvirler ortaya koyar.

Bu tasvirlerin geneline bakıldığında kıyametin, dünyanın adeta “rayından çıkmasıyla” kopacağını düşündüren hususlar var.

Bir başka ifadeyle “eksen kayması” denilebilecek bir olgunun neticesinde dünyanın da sonunun geleceğini düşündüren tasvirler mevcut.

En azından bana bunu düşündürüyor.

Bunu düşündürürken bana bir soru da sorduruyor:

“Acaba kıyametin kopuşunda da insanoğlu olarak bizim etkimiz söz konusu olacak mı?”

Nitekim bugün hem fiziki alem hem de sosyal alem çerçevesinde dünya üzerindeki tasarruflarımızın, dünyanın doğal sistemine etkisini göz önüne aldığımızda, bu sistemi genel manada “olumlu” etkilediğimizden söz etmek pek de mümkün görünmüyor.

Ellerimizle işlediklerimizin başımıza yol açtıklarına dair vurguyu (Şûrâ, 30) da düşündüğümüzde acaba kıyameti de elimizle mi çağıracağız diye sormadan edemiyorum.

Bu husustaki temel endişem ise kıyametin gerçekleşmesinden ziyade bunun gerçekleşmesine olan katkımızın bize yükleyeceği sorumluluk.

Zira mukadderat başka şey, bu mukadderatın meydana gelişindeki katkı payımız başka bir şey.

Bunun en güzel örneğini, yine acı bir şekilde tecrübe ettiğimiz depremlerde görüyoruz.

Deprem gibi doğal felaketlerin nasıl değerlendirilebileceğine dair daha önce yazdığım hususlardan da hareketle belirtmek isterim ki, bu gibi hadiselerin “mukadderat” boyutu, bu hadiselerin felakete dönüşmesinde bizim sorumluluğumuzu ortadan kaldırmıyor.

Zemine uygun olmayan ve dayanıksız binalar gibi.

Yardım edebilme kapasitemizin, mesela maddi imkanlar ve/veya insanların toplanabilecekleri alanların binalara heba edilerek yok edilmesi suretiyle, düşürülmesi gibi.

Almadığımız her tedbir nedeniyle felaketin boyunu arttırmak gibi.

Kısacası dünyanın doğal dengesine aykırı olarak gerçekleştirdiğimiz her faaliyetin kısa veya uzun vadede yol açtığı sıkıntılardaki payımız gibi.

İşte bu pay, sonumuzu getirmeye yönelik olarak hızla artıyor gibi görünüyor.

Üstelik sadece insanın insana yaptığı da değil mesele.

Bizim dışımızdaki varlıklar alemini de kendimizle beraber felakete sürüklüyoruz.

Yani kendi vebalimiz yetmiyor, bir de bizim dışımızda dünyada var olan varlıkların felaketinin vebalini de üstleniyoruz.

Toplu felaket misali.

Tüm bu tabloya bakınca ise sormadan edemiyorum:

“Kıyameti biz mi çağırıyoruz?”

Bu vesileyle İzmir’de vuku bulan deprem felaketinde hayatını yitiren vatandaşlarımıza rahmet, yaralılarımıza şifa niyaz ediyorum. Biliniz ki 99’da bu acıyı bizzat tecrübe eden İzmitli kardeşleriniz olarak desteğimiz, kalbimiz ve dualarımız siz İzmirli kardeşlerimizle beraber…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni alınan karardaki tedbirleri yeterli buluyor musunuz?