Bakan Berat Albayrak, neden kaçtı?

Hazine ve Maliye Bakanlığında sancılı görev değişikliği tamam.

Berat Albayrak meydan okudu ve kaçtı, yerine Lütfi Elvan getirildi.

Berat Albayrak’ın ayrılmasına neden “meydan okudu ve kaçtı” dedim?

Davranışı düpedüz “meydan okumak ve kaçmak” da ondan.

Telefonlarını kapattı…

Kendisini “ulaşılamaz” hale getirdi…

İstifa açıklamasını sosyal medya üzerinden yaptı…

Zehir zemberek bir açıklama

İstifasını “sağlık nedenine” bağladıysa da inandırıcı değildi, çünkü açıklamasında istifasının gerçek nedenleri ile ilgili “şifreler” vardı.

“At izi it izine karıştı” diyordu…

“Hak ile batılı ayırt etmek zorlaştı” vurgusu yapıyordu…

“Rabbim sonumuzu hayreylesin” temennisinde bulunuyordu…

Bence Berat Albayrak’ın kaçma nedeni, bu üç ifadesinde gizli.

“At kim, it kim” söylemese de, devlet yönetiminde “yanlış insanların” da bulunduğunu anlatmaya çalışıyordu.

“Dost ile düşmanın iç içe olduğunu” ima ediyordu.

“Devlette kimin ne yaptığı belli değil” demeye getiriyordu.

“Kontrol kaybedildi” diyordu.

Diğer ifadesi, “Hak ile batılı ayırt etmek zorlaştı” ifadesi, son derece ağır.

“Hak” biliyorsunuz, “Kuran’a uygunluk” demek.

“Batıl” ise “Kuran’a karşı olmak”…

Bazı çevreler bu ifadeyi, “ağır küfür” olarak değerlendirir.

Bu ifadeyi kullanan kişinin “ağır duygusal baskı altında bulunduğu” kabul edilir.

Bütün bunları söylerken, yani “at izi it izi, hak ve batıl” derken, Albayrak Erdoğan’ı suçluyordu.

“At izi ile it izini, hak ile batılı artık ayırt edemiyorsun” demek istiyordu.

Ve “Rabbim sonumuzu hayreylesin” ifadesi.

Bu ifade…

*“Çare tükendi” demek…

*“Yapılacak bir şey kalmadı” demek…

*”Çok kötü durumdayız” demek…

*“İşimiz Allah’a kaldı” demek…

Özetle bu ifade “son noktaya gelindiğini” anlatır.

Berat Albayrak, hayırlı bir iş yaptı

Ben Berat Albayrak’ın istifasını ve istifa açıklamasını “Hayırlı bir iş” olarak değerlendiriyorum.

Böylece ülkemizin içinde bulunduğu durumu “devletimizin ikinci adamından” öğrenmiş olduk.

Devletimizin birinci ismi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, ikinci ismi de Berat Albayrak idi.

Kendisine “veliaht” gözüyle bakılıyor, “veliaht” muamelesi yapılıyordu.

Üstlendiği önemli bakanlık dışında, Türkiye Varlık Fonu’nda da Erdoğan’dan sonra “ikinci yetkili” durumundaydı.

Dahası, devletin bütün iç ve dış temaslarında daima masadaydı.

Özetle, devletimizin içinde bulunduğu durumu çok net olarak gören biriydi.

Böyle biri, boşu boşuna, laf olsun diye “Rabbim sonumuzu hayreylesin” ifadesini kullanmaz.

Kullanmışsa, durum ciddi demektir.

Albayrak, “uyarı” görevini yaptı ve gitti.

Meydan okudu, kaçtı.

Kalıp, mücadele edemez miydi?

Edemezdi…

Önce şunu söyleyeyim, Berat Albayrak’ın bir damat olarak devlet yönetiminde bulunması zaten hataydı.

Devlet, hısım akraba ile yönetilmez.

Yönetmeye kalkarsan sonuç böyle olur.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı…

Hazine ve Maliye Bakanlığı…

Bunlar çok önemli görevler.

Devlet yönetiminde deneyimi olmayanların altından kalkamayacağı görevler…

Berat Albayrak’ın salt “damat” olduğu için böylesine önemli görevlere getirilmesi yanlıştı.

Hele Hazine ve Maliye Bakanlığı gibi bir görev, Berat Albayrak için ağır bir yüktü.

Kaldıramayacağı bir yük…

Kaldıramadı da…

Bunda, devlet yönetiminin “sistem”e değil, “tek adam”a bağlı olmasının da payı büyük.

Bir yönetim sistemi olur, görevli bakan o sistem içinde görevini en iyi şekilde yapmaya çalışır.

Bizde devlet yönetiminde sistem diye bir şey kalmadı.

“Kurumlar” ve “kurallar” tamamen yok edildi, devlet tek kişinin kararları doğrultusunda yönetilir hale geldi.

Böyle bir yapı içinde “Hazine ve Maliye Bakanlığı” gibi önemli bir bakanlığı yönetmek kolay mı?

Sabah kalkacaksın, tek kişiden gelecek talimatı bekleyeceksin.

Herhangi bir konuda karar verirken, “Acaba o tek kişi farklı düşünüyor olabilir mi” diye tedirgin olacaksın…

Bence Berat Albayrak’ın başarısızlığında, “toyluğu-deneyimsizliği” kadar, “devlet yönetiminde sistemsizliğin” de büyük rolü oldu.

Baskıya daha fazla dayanamadı ve kaçtı.

Kaçarken de Türkiye’nin gerçeklerini “şifrelerle” bize anlatmaya çalıştı.

En anlamlı şifre de şu üç sözcükte gizli:

“Rabbim sonumuzu hayreylesin!”

Bu söz, her şeyden umudum kesildiği noktada söylenir.

Ülkemizde umutlar tükendi mi?

Şimdi tartışılan konu bu olmalı.

Başkanım şu icra işlemlerini durdurun!

Dün sabah her zamanki gibi yine erken uyandım.

6.30’da…

Baktım yağmur şiddetli, yürümemi ileri bir saate bıraktım, çalışma masasının başına geçtim.

Yazı konum hazır.

Bir gün önce “Türk medyasının rezil halini” yazmıştım, bugün de “Bakan Berat Albayrak’ın neden meydan okuyup kaçtığını” yazacağım.

Yazıp bitirdim, günlük yazı yazma görevini tamamlamanın rahatlığı içindeydim.

Kahvaltıda bir telefon, arkasından bir telefon daha…

Arayanların ikisi de esnaf.

Tanışıyoruz, isimleri kayıtlı…

İlk arayan, “ Büyükşehir Belediyesi, tabela vergisi alacağı nedeniyle bütün esnafın banka hesaplarına haciz koydurmuş, bizim de borcumuz varmış bankadaki hesabımız bloke edilmiş” dedi.

Bankanın haciz nedeniyle gönderdiği “bildirimi” gönderdi.

“İlgileneceğim” dedim, kapattım, arkasından diğer telefon.

Baktım, aynı konu.

Arkadaşlara durumu söyledim, araştırdılar, baktık ki, başlatılan haciz işlemi yaygın.

300-500 lira yüzünden esnafın banka hesaplarına haciz gönderilmiş.

Bilmiyordum, bu arada öğrendim, ana caddelere bakan işyerlerinin tabela vergisini Büyükşehir Belediyesi, şehir içindeki işyerlerinin tabela vergisini ise ilçe belediyeleri topluyormuş.

Başkan Büyükakın, başlatılan haciz işlemlerini durdurmalı

Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın, başlatılan bu haciz işleminden haberi olduğunu sanmıyorum.

Mali Hizmetler Daire Başkanlığı İcra ve Takip Şube Müdürlüğü’nün rutin bir uygulamasıdır.

Tamam, vatandaş devlete olan yükümlülüklerini yerine getirmelidir.

Vergisini yatırmalı, borcu varsa ödemelidir.

Ancak ülke olarak zor bir dönemden geçiyoruz.

Bir taraftan pandemi nedeniyle yaşanan sıkıntılar…

Diğer taraftan uzun zamandır ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik kriz.

İş dünyası, esnafı ve tüccarıyla, nefes almakta zorlanıyor.

Akşam olduğunda evine ekmek götüremeyen, elektrik su parasını ödeyemeyen, işçisine maaş veremeyen esnaf, tabela vergisini nasıl ödesin ki?

Rakamlar küçük olabilir, ama yoksa “biri de bir, bini de bir” hesabı ödeyemiyor.

Böyle bir dönemde, merkezi hükümet bile alacaklarına banka hesabı üzerinden haciz uygulamıyor. 

Uygulamaya kalksa, bugün vergi borcu olmayan var mı, herkesin hesabı bloke edilir, ortalık yangın yerine döner.

Bizim vatandaşımız borcuna sadıktır, bugün ödeyemezse yarın öder.

Bu zor dönemi dayanışma içinde aşmalıyız.

Büyükşehir Belediyesi, haciz işlemini 9 Kasım’da başlatmış.

Esnaf, haciz nedeniyle birkaç gündür ödemelerinde parasını denkleştiremiyor.

Sıkıntıyı dile getiriyor, esnaf adına Başkan Tahir Büyükakın’dan bu soruna eğilmesini rica ediyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Bol Bol Dıngırdamaca - her günki gibi dınğır dıngır dınğırda dıngır akortsuz saz çalmaca

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 12 Kasım 14:17
02

kibarcik - sen ömründe herhangı bır vatandaş için hiç hüsnü zan ıle davranamıyan içi ddışı karıstırıcı mıkser gıbısın işte hak vakı oldugunda alacagın dua topragı bol olsun mutevaffa dıyecekler veselam

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 12 Kasım 11:30
01

Merco41 - Sayın Tanzel bey, Ben bir çalışan olarak asgari ücretle her ay vergimi tıkır tıkır ödüyorsam durumunun zor olduğunu en az sizin kadar bildiğim esnaf kardeşimde 300-500 liralık tabela vergisini ödeyecek. kimse kusura bakmasın 300-500 lirayı ödeyemeyen de efnaslık yapmasın gelsin benim gibi asgari ücretle çalışsın.

Yanıtla . 8Beğen . 2Beğenme 12 Kasım 08:40


Anket Bu yaz tatilinizi nerede yapacaksınız?