Reklamı Kapat

Kibrin yolu

Birçoğumuz bilir, Kur’an-ı Kerim’e göre şeytanı şeytanlaştıran kibridir.

Peki, kibrin “gücü” üzerinde hiç düşündünüz mü?

Yani kibrin nasıl bir “gücü” var ki bir “şeytan” doğurabiliyor?

Nedense bu aralar bu hususu sık düşünür oldum…

Belki şeytanlığımızın çoğaldığını düşündüğüm için…

Belki insanlığımızın azaldığını düşündüğüm için…

Ve bunlara bağlı olarak “acılarımızın” gittikçe arttığını düşündüğüm için…

 Acı diyorum, zira şeytanlaşmak insanın hem kendisine hem de çevresine acı çektirmesine yol açıyor.

Ve eğer şeytanı şeytan yapan en temel tutum kibirse, üzerinde düşünmeden edemiyorsunuz.

Ve düşündükçe kibrin, kısaca tarif edildiği üzere, kendini üstün görmekten fazlasını içerdiğini görüyorsunuz.

Zira kendini üstün görmek esasında bir yanılsamadır.

Algı bozukluğudur.

Kendini olduğu gibi görememenin getirdiği yanlış değerlendirmedir.

Bu değerlendirme insanın hem kendini hem de çevresindekileri değerlendirme biçimini etkiler.

Mesela kendini olduğundan fazla, olduğundan iyi, olduğundan mükemmel görmek, kendi kendine zulmetmenin bir ifadesidir.

Öyle ki eksiklerinizin farkına varmaktan uzaklaşıp onları düzeltme çabanızın önüne geçer.

Hata yapmayacağınızı düşündürüp, yanlışta ısrara sevk eder.

Kendi kendinizi hesaba çektiğiniz vicdan mahkemesini etkisiz kılarak, kendinizi “sorgulanamaz” hale getirmenize neden olur.

Böylece yaptığınız her işin “haklı” bir nedeni olduğuna kendinizi ikna edersiniz.

Ve kendinizi “denetleme” yetinizi kaybedersiniz.

Denetlen(e)meyen insanın yapabileceklerinin sınırı var mıdır?

Mesele kendimize zulümle de kalmaz.

Kendimizi konumlandırdığımız yerden başkalarını da “yanlış” değerlendirmeye başlarız.

Onları oldukları gibi görmekten uzaklaşırız.

Özellikle de bizden “iyi” olamayacakları, bize bir şey “katamayacakları” algısı ile onları yetersiz görürüz.

Ki bu durum aynı zamanda yalnızlığımıza da neden olur.

Zira ne “yetersizler” bizimle birlikte olmak ister, ne de biz onları birlikte olmaya değer görürüz.

Yetersiz gördüklerimiz üzerinde “tahakküm” hissimiz de artabilir.

Sonuçta onların bu “tahakküme” ihtiyaçları olduğunu düşünebiliriz.

Tahakküm ise “istismara” yol açabilir.

Kibir “mütevazilik”le de kendini gösterebilir.

Daha doğrusu “aşırı” mütevazilikle.

Çünkü abartılı bir mütevazilik de aslında bir nevi kendini “üstün” görmenin yansımasıdır.

Ne kadar “iyi” olduğunu vurgulamadır.

Kibrin neden olduğu tüm bu yanılsamalar, “bilgiyi” yanlışa zemin kılabilir.

Zira insanın kendini de, evreni de kendi “bildiği” kadarıyla değerlendirmesini yeterli görmesine neden olur.

Neticede “bilgi”den, tüm kötülüklerin kaynağı olan “cehalet”in, “bilgili”lerden de “cahil”lerin türemesine yol açar.

Çünkü her şeyi bil(e)mediğinin farkında olmamak, bildiği kadarını yeterli görmek de “cehalettir.”

Ve nihayetinde kibrin yolundan gidenler için hayat bir “yanılgıdan” ibaret hale gelir…

Ne hazin bir akıbet…

Mevlâ cümlemizi korusun…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Darıca Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?