Reklamı Kapat

Depreme hazır mıyız, deprem gerçeğini ne kadar biliyoruz?

İzmir Depremi’ni geride bıraktık. Ama hala tartışması devam ediyor. NG Araştırma Genel Müdürü Nedim Barut,  depremlerle ilgili bir araştırma yaptı. Burat, şu bilgileri verdi. Araştırmanın sonuçlarını bizimle paylaştı.  Yaptığımız kamuoyu araştırmasının detaylarına geçmeden önce Türkiye'nin çok yakın geçmişindeki büyük depremlere bakalım.

1999 - Kocaeli depreminden sonra oluşan büyük depremler*1 Şiddeti Ölü sayısı Yaralı sayısı Etkilenen illler

1999 Gölcük depremi  7.6 17480 23781 Kocaeli, Yalova, Sakarya, Marmara

1999 Düzce depremi - Bolu  7.1 710 2679 Düzce - Bolu

2011 Van depremi  7.1 644 1966 Van (Doğu Anadolu)

2020 Elazığ depremi  6.8 41 1631 Elazığ - Malatya

2020 İzmir depremi  6.6 58 896 İzmir (Ege)
**

NG Araştırma olarak insanların depreme ne kadar hazırlıklı olduğunu ve konu hakkındaki bilgilerini, geçmişten bugüne yaptığımız 4. araştırmamızla bir kez daha analiz ettik. 2– 6 Kasım 2020 tarihleri arasında 15 yaş üzeri, aşağıdaki tablodaki iller genelinde 2054 kişinin katılımı ile online araştırma platformumuz benderimki.com üzerinde araştırmamızı gerçekleştirdik.

Araştırma yapılan iller Katılımcıların oranı 

İstanbul 45%

İzmir 25%

Kocaeli - Sakarya - Yalova 16%

Düzce - Bolu 2%

Van ve Çevresi (Hakkari - Ağrı - Bitlis)  5%

Elazığ - Malatya 7%

DEPREM BİLGİMİZ NASIL?

Özellikle risk altında olan bölgeler için uzmanlar alınması gereken tedbirler ve deprem sonrası yapılması gerekenler hakkında bizi sık sık uyarıyor. Araştırmamızda %13 oranında kişi deprem anında yapılması gerekenler ile ilgili eğitime katıldığını belirtirken %37'si bu konuyu kendisinin araştırdığını söyledi. %44 medyada bu konu hakkında bilgi veren uzmanları dinlerken %6'lık oran deprem ile ilgili herhangi bir bilgisi olmadığını söyledi.

Yakınlarında toplanma alanı var mı?

Araştırmamızda insanlara evlerinin yakınında deprem sonrasında toplanma alanı olup olmadığını sorduk. Her 10 kişiden 5'i toplanma alanının olduğunu söylerken 3'ü olmadığını belirtti. Kalan 2'si ise toplanma alanı olup olmadığı konusunda bilgi sahibi değil.

Deprem sigortası var mı?

Katılımcılarımızın yarısı deprem sigortalarının olduğunu belirtirken kalan yarısı ise uzun süredir deprem sigortası yaptırmadıklarını belirtti. Deprem sigortası yaptırdığını söyleyen katılımcılarımızın hangi amaçla sigortayı yaptırdığını da analiz ettik. Her 10 kişiden 4'ü deprem sigortasını devlet desteğinden faydalanmak için yaptırdığını söylerken, 3'ü elektrik/su/doğalgaz hizmetlerini açtırmak için zorunlu olarak yaptırdığını belirtti. 2'si tapu işlemleri için zorunlu yaptırdığını söylerken kalan kişiler ev kredisi almak için yaptırdığını ifade etti.

Evlerimize dayanıklılık testi yapıldı mı?

Katılımcılarımıza yaşadıkları evin kendilerine ait olup olmadığını sorduğumuzda her 10 kişiden 7'si kendi evleri olduğunu belirtirken kalan 3'ü kendi evlerinde yaşamadıklarını ifade etti. Yaptığımız araştırmada insanlara yaşadıkları binada depreme dayanıklılık testi yapılıp yapılmadığını da sorduk. %18 testin yapıldığını ve binalarının dayanıklı çıktığını belirtirken %2 yapıldığını ve binalarının dayanıklı olmadığını söyledi. % 42'lik bir oran binaları için böyle bir testin yapılmadığını ifade ederken %38'lik oran bu konu hakkında bilgi sahibi değil.

Deprem sonrası açık hava alanları 1. tercih!

İnsanlara deprem anında kendilerini güvende hissettikleri yerleri sorduk. %91 oran ile insanlar kendilerini en fazla park gibi açık hava alanlarında güvende hissettiklerini söyledi. %9 oranında kişi evini güvenli buluyor. Uçak, araba, kamu binaları ve diğer yerleri güvenli bulanların oranı gittikçe azalıyor.

Yaşadığın yer deprem bölgesi mi?

Araştırmamızı yaptığımız illerden İzmir, Kocaeli ve Düzce 1.derece deprem bölgesi iken Van ve Elazığ 2.derece deprem bölgesi olarak tespit edildi. İstanbul’un Marmara Denizi kıyıları 1. derece deprem bölgesi; mega kentin Karadeniz’e yakın olan bölgeleri ise daha güvenli. İstanbul’un pek çok bölgesinde en yakın “deprem tekrarlama periyodu” 43 yıl.

Katılımcılarımıza yaşadıkları bölgenin kaçıncı deprem bölgesi olduğunu sorduk. %42'lik oran yaşadıkları yerin ne kadar riskli olduğunu bilmediğini belirtti. %38'lik kesim 1.derece deprem bölgesinde yaşadığını belirtti.

Depreme hazırlık için neler yapıyoruz?

Araştırmamızda insanların depreme hazırlıklı olmak için uyguladığı yöntemleri analiz ettik. Sonuçlar şöyle oldu:

Deprem anında yapılması gerekenlerle ilgili ailemi
bilgilendirdim : %51
Deprem anında yapılması gerekenlerle ilgili araştırma yaptım : %47
Deprem anında düşme olasılığı olan eşyaları önceden sabitledim : %34
Deprem sigortası yaptırdım / yapılmasını sağladım : %25
Ev, iş vb. acil çıkışların kullanıma açık olduğunu kontrol ettim : %25
Deprem çantamı hazırladım : %23
Binamda dayanıklılık testi yaptırdım / yapılmasını sağladım : %9
Herhangi bir hazırlık yapmadığını belirtenlerin oranı ise %21.

Sarsıntı geçince neler yapıyoruz?

Daha önce deprem yaşayan katılımcılarımıza o anda panik olup olmadığını sorduk. Her 10 kişiden 7'si farklı derecelerde panik olduğunu belirtirken kalan 3'ü soğukkanlı davranıp panik olmadığını ifade etti.

Depremi yaşayanlar için sarsıntı geçtikten sonra uyguladıkları önlemleri de analiz ettik. Sonuçlar şöyle oldu:

Bina çevrelerinden ve yollardan uzak durdum : %50
Asansör kullanmadım : %43
Pencerelerden ve camdan yapılmış eşyalardan uzak durdum : %37
Gerekli eşya ve malzemeleri alarak toplanma bölgesine gittim : %36
Telefonları acil durum ve yangınları bildirmek dışında
kullanmadım : %32
Elektrik, gaz ve su vanalarını kapattım : %31
Soba ve ısıtıcıları söndürdüm : %19
Sarsıntı yaşadıktan sonra bu önlemlerden hiçbirini uygulamayanların oranı ise %10 oldu.

Deprem sonrası haberleşme

Katılımcılarımıza deprem sonrasında yakınları ile haberleşmek için kullanacakları yöntemi sorduğumuzda yarısı telefon ile görüşme sağlayacağını ifade etti. %27 mesaj ile haberleşme sağlayacağını bildirirken, %13'lük oran sosyal medya üzerinden iletişim sağlayacağını belirtti. Kalan kişiler ise haberleşme için "Akut güvendeyim" uygulamasını kullanan kişilerden oluşuyor.

İçimizi yaralayan gündem : İzmir Depremi

Katılımcılarımıza ülke olarak geçtiğimiz günlerde yaşadığımız çok acı bir olay hakkında bir daha yaşanmamasını umut ederek sorular yönelttik. İzmir'de yaşanan depremde can kayıplarının ve yaralanmaların nedenini sorduğumuzda %93 oranında kişi bu duruma depreme uygun yapılmayan binaların sebep olduğunu belirtti. %4'lük kesim bu durumun deprem anında ne yapılması gerektiğinin tam bilinmemesinden kaynaklandığını savunuyor.

Yaşanan durum ve verdiğimiz kayıplar ne kadar acı verici olsa da enkazdan çıkarılan kişiler ve kurtarılan hayatlar bizlere umut oldu! Peki medyada bu kişilerin görüntülerinin verilmesi ne kadar doğru? Katılımcılarımıza sorduğumuzda her 10 kişiden 5'i görüntülerin yayınlanmasını doğru bulurken 2'si bu durumu uygun görmediğini belirtti. Kalan kişiler ise kararsız olanlardan oluşuyor.

**

NG Araştırma Genel Müdürü Nedim Barut’un açıkladığı kamuoyu sonuçlarını yukarıda okudunuz.

Çok çarpıcı açıklamalar…

Araştırmalar gösteriyor ki, deprem gerçeğini bilmeliyiz, depremle yaşamayı öğrenmeliyiz.

Xxxxxxxxx

Bütçeye corona dopingi

2019'un ocak-ekim döneminde 4,9 milyar TL olan bütçedeki idari para cezası gelirleri, 2020'nin aynı döneminde 7,2 milyar TL'ye yükseldi. Sadece ekim ayında 1,5 milyar TL toplandı. Maskesizlere cezalar, gelirleri artırdı. Anlaşılan idari para cezalarıyla bütçeye yama yapılacak.

Xxxxxxxxxxxx

2030 da 78 Milyon kişi işitme kaybı yaşayacak

Kulaklıkla yüksek sesli müzik dinlemek sağlığı tehlikeye atıyor. Uzmanlar, yüksek sesle müzik dinlemenin, başta işitme problemleri olmak üzere birçok rahatsızlığa neden olduğunu ifade ediyor. Bilim insanları, sadece ABD’de 28 milyon kişinin farklı seviyelerde işitme kaybıyla karşı karşıya olduğunu söylerken, bu sayının 2030 yılında 78 milyonu bulacağını belirtti. Araştırmalara göre, işitme kaybının en büyük nedenleri ise gittikçe daha yüksek sesle yayın yapan sinemalar, ses kalitesi yüksek televizyonlar, radyo sistemleri ve özellikle gençlerin ellerinden düşürmediği MP3 çalarlar. İşitme kaybında geri dönüş

olmazken, özellikle 85 desibelin üstündeki tüm sesler, insan kulağı için tehdit oluşturuyor. Bir saat 110 desibellik müzik dinlemek, yaklaşık 8 saat ile 95 saat müzik dinlemek kadar kulağı yoruyor ve ona hasar veriyor. Yüksek volümlü ses, iç kulağa hasar vererek gençleri sağır ediyor; kulak çınlaması, uyku bozuklukları, huzursuzluk ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkları da beraberinde getiriyor. Siz siz olun, yukarıdaki uyarıları dikkate alın. Yoksa, işitme kaybı yaşayabilirsiniz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Akbulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs (Covid-19) aşısı çıktığında, aşı olacak mısınız?