Reklamı Kapat

Türkiye, nereye?

Başlığı kısa kestim.

Sonuna bir “sözcük” daha koyalım.

“Gidiyor”…

Türkiye, nereye gidiyor?

Uydu mu?

Uymadı…

Çünkü “gitmek”, iradeyle yapılan bir davranış.

Oysa Türkiye’nin gidişatında “irade” söz konusu değil.

Türkiye, kontrolden çıktı.

Türkiye, savruluyor.

Evet, yazının başlığı “Türkiye, nereye savruluyor?” olmalı.

Şu yaşadığımız olaylara bir bakar mısınız?

Merkez Bankası Başkanlığına partili bir ismin getirilmesinden” söz etmeyeceğim.

“Damat bakan Berat Albayrak’ın meydan okuyup kaçması” da artık güncelliğini yitirdi.

“Faizin 475 baz puan artırılması”, zaten bekleniyordu, tartışılmadı bile.

Pandemi önlemleri mi?

Pandemi, artık yaşam tarzımız…

Türkiye’nin gündemindeki bütün konuları bırakın ve de unutun!

Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı, “Mavi Vatan”ı…

Önümüzde çok ama çok önemli bir sorun var.

Hayati bir sorun…

Devletimizin bekasını doğrudan ilgilendiren bir sorun.

Organize suç örgütü lideri (mahkemenin tanımı böyle) Alaattin Çakıcı’nın, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit etmesi…

Şimdi bazılarınız, “adi bir vaka” deyip olup bitene burun kıvırabilir.

Değil…

Çok önemli bir olay!

Çok çok önemli…

Tehdit ve ötesi

Alaattin Çakıcı ismini ülkemizde duymayan yoktur.

Hukuk, Çakıcı’yı “organize suç örgütü lideri” olarak tanımlıyor.

Hakkında açılan bütün davalardaki tanımı böyle.

Halk arasında bu tanım; “mafya”, “çete” ve “yeraltı dünyasının önemli ismi” olarak adlandırılıyor.

Kendisinin de bu tanımlamaları yadırgadığını sanmıyorum.

Çeşitli suçlardan 16 yıldır cezaevindeydi, Devlet Bahçeli’nin zorlamasıyla “İnfaz Yasası”nda yapılan değişiklikle nisan ayında serbest kaldı.

“İnfaz Yasası”ndaki bu değişiklik öylesine barizdi ki, toplum bunu “Çakıcı affı” diye konuşmaya başladı.

Bu konu elbette, muhalefetin de gündemindeydi.

CHP lideri Kılıçdaroğlu, son meclis grup toplantısında AKP’nin “yargıda reform” iddiasını eleştirirken, “Mafya liderlerini, uyuşturucu kaçakçılarını serbest bırakıp düşünce suçlularını hapsetmekten vazgeçecek misiniz?” diye sorunca, Alaattin Çakıcı’nın hedefi haline geldi.

Twitter hesabı üzerinden, ağır hakaret ve tehdit dolu iki mektup aldı.

Çakıcı mektubunda, tahliyesini borçlu olduğu Devlet Bahçeli’yi savunuyordu.

*”Akıllı ol” diyordu.

*”Vatan hainleri ile Bahçeli’yi bir kefeye koyarsan, hayatının hatasını yaparsın” diyordu.

*”Sen Bahçeli’nin koçyumurtası dahi olamazsın” diyordu.

*”Kazığa oturturum” tehdidinde bulunuyordu.

Daha neler neler…

Bu hakaret ve tehdit, bazı çevrelerce yadırganmayabilir.

“Suç kimliği belli, böyle birinden ne beklenir ki?” diye düşünülebilir.

Ancak olayın devamı var.

Çakıcı’nın tehdidi ibretlik bir olay, sonrasında yaşananlar ise ibretliğin ötesinde.

“Çakıcı benim dava arkadaşım…”

Bu söz, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ait.

Bahçeli, Alaattin Çakıcı’nın Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit etmesinden hemen sonra, sosyal medya hesabından aşağıdaki cümleleri paylaştı:

"CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun habis ve hastalıklı konuşmaları dikkatle incelendiğinde nasıl bir girdabın içine düştüğü, nasıl bir hezeyan ve melanete gömüldüğü gayet net olarak anlaşılacaktır. Üslubunun kindarlığı, siyaset usulünün kirliliği herkesin malumudur.

Kılıçdaroğlu’nun terörist Demirtaş’a hürmet ve hayranlığı bellidir. Soros’un tetikçisi ve tedarikçisi Osman Kavala’ya sevgi ve sempatisi bilinmektedir. Ellerinde Mehmetlerimizin kanı bulunan bölücü terör örgütü PKK’lı teröristlerle iç dışlı olduğu ise son derece berraktır.

Bu durum kapsamında CHP Genel Başkanı’nın hakaret ve hıyanetlerine sosyal medyadan yayımladığı bir açıklamayla tepki gösteren değerli Ülküdaşım Alaattin Çakıcı’ya mafya bozuntusu demek, yeraltı dünyasının karanlık yüzü suçlaması getirmek müfterilik, seviyesizlik, rezilliktir.

Kamuoyu nezdinde algı oluşturmaya çalışan Kılıçdaroğlu ve yanında yöresinde yuvalanan işbirlikçilere cevabım şudur: 1-Alattin Çakıcı bir Ülkücü şehidimizin oğludur. 2- Alaattin Çakıcı ülke ve millet sevdalısı bir Ülkücüdür. 3- Alaattin Çakıcı benim dava arkadaşımdır. Elbette üzerine atılı suçların bedelini uzun yıllar cezaevinde kalarak ödemiş bir vatan evladıdır.”

İşte sözün bittiği yer burası

Daha önce de yaşadık.

Mafya liderleri, siyasetçileri tehdit ettiler, hatta kurşun sıktılar.

Ama tarihimizde ilk kez, bir parti genel başkanını tehdit eden mafya liderine, bir başka partinin genel başkanı sahip çıktı.

Sahip çıkmanın ötesinde, o mafya liderini göklere çıkardı.

*”Ülkücüdür” dedi.

*”Dava arkadaşımdır” dedi.

*”Ülke ve millet sevdalısıdır” dedi.

İşte tam bu noktada bence ülkemizde “söz” bitti.

Çakıcı, Kılıçdaroğlu’nu “kazığa oturtmakla” tehdit ediyor…

Devlet Bahçeli ise Çakıcı’yı “Dava arkadaşım” diye övüyor.

Adeta alkışlıyor…

Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı meşrulaştırıyor…

Bu tehdit, sadece Kılıçdaroğlu’na değil, hepimize

Sevgili okurlarım, şöyle derinlemesine bir düşünürsek, bu olayın anlamı çok büyük!

Ürkütücü…

Kaygı verici…

Korkunç…

Bu olay, bir “Kılıçdaroğlu-mafya-Bahçeli” olayı değil, bir Türkiye olayı.

Hepimizin bugününü ve geleceğini ilgilendiren bir olay.

Bu tehdit, hepimize.

Başta halen ülkemizi yönetmekte olan iktidara.

Bu tehdit…

”Ben, devlet otoritesini tanımıyorum” demek…

Bu tehdit…

”Ben, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın otoritesini yok sayıyorum” demek…

Bu tehdit…

“Ben, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya kafa tutuyorum” demek…

İktidar zor sınavda

Üstelik bu olay, iktidar tam “hukuk reformu”ndan söz ederken yaşandı.

Yaşandı, ama iktidar kanadından tıs yok.

Ne cumhurbaşkanından…

Ne içişleri bakanından…

Ne de adalet bakanından…

Dün bu satırların yazıldığı saatte, Alaattin Çakıcı ile ilgili ciddi bir “yargı işlemi” de yoktu.

Sadece AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan, “soruşturma açıldığı” ile ilgili yüzeysel bir bilgi verdi, o kadar.

Şunu sezdim.

AKP köşeye sıkıştı, zor durumda.

Devlet Bahçeli’nin anında demeç verip ön alması, AKP’nin elini, kolunu bağladı.

Biliyorsunuz, AKP iktidarının devamı, Bahçeli’ye bağlı.

Bahçeli mafya lideri için “Dava arkadaşım” diye demeç verdikten sonra, AKP Çakıcı aleyhine tek kelime söyleyebilir mi?

Çakıcı hakkında “göstermelik” değil, “ciddi” yargı operasyonu yaptırabilir mi?

Şu hale bakın, iktidarın kaderi, devletin Çakıcı konusunda takınacağı tutuma bağlı.

Devlet, devlet gibi davranıp Çakıcı ile ilgili gerekeni yaparsa, iktidar büyük bir olasılıkla devam edemez hale gelecek…    

Devlet, devlet gibi davranamazsa da, ülkemiz “mafya ülkesi” olacak.

Mafyanın at oynattığı ülke…

Türkiye için korkunç bir nokta.

Mutlaka direnç gösterilmeli.

Eğer direnç gösterilmezse, ülkemiz “mafya ülkesi” olur.

Mafyanın söz sahibi olduğu bir ülkede “hukuk”tan söz edilebilir mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam yol ayrımında.

Bir tarafta, devlet!

Diğer tarafta, iktidar!

Bakalım tercihini hangi taraftan kullanacak?

MHP, ne yapmak istiyor?

MHP, bugünlerde ülkemize büyük kötülük yapıyor.

Meşru siyaset ortamını katlediyor.

Türkiye’yi iyice rayından çıkarmak istiyor.

Dahası, kaos ortamı yaratıp Türkiye’yi “Suriye” yapmak istiyor.

Ana muhalefet partisi liderine saldıran mafya liderini “Dava arkadaşım” diye koruma altına almanın başka anlamı olabilir mi?

Bu olayın savunulacak bir tarafı var mı?

Mafya liderini övmek, bir parti için kapatma nedenidir.

Tam böyle bir noktada MHP.

Ne yapmak istiyor, Türkiye’yi nereye götürmek istiyor?

Bence bu tutumu, ülkemizin hayrına değil.

Ne yani, düşüncesi, mafya ile bir olup yönetimi ele geçirmek mi?

Devlet Bahçeli çıksın, niyetini topluma açık açık anlatsın!

İktidar ortağı olarak mafyaya açık destek veriyor, elbette sebebi vardır, bir bir açıklasın.

İnanıyorsa, “Mafya egemenliği, ülkemizin hayrına olacaktır” desin.

Gelelim, muhalefetin “kem küm” tutumuna

İktidara yükleniyorum da, bu konuda muhalefet de sınıfta kaldı.

Alaattin Çakıcı’nın CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nu tehdit ettiği ortaya çıkar çıkmaz, muhalefetteki partiler, yani iktidarın karşısındaki blok, hemen ortalığı ayağa kaldırmalıydı.

Bir iki saat içinde CHP Genel Merkezi’nde bir araya gelip fotoğraf çektirmeli, kamuoyuna “birlik mesajı” vermeliydi.

Çeteye meydan okumalıydı.

Bu cesareti gösteremedi.

“Kem küm” ettiler…

Sosyal medya mesajlarıyla geçiştirdiler…

“Yasak savma” kabilinden birkaç cümlelik açıklamalarla yetindiler…

Yakışmadı…

Bu tepkisizlik; İyi Parti’ye, HDP’ye, SP’ye, DEVA’ya ve Gelecek Partisi’ne hiç yakışmadı.

Ben İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’den “Çakıcı’ya ağzının payını vermesini” beklerdim, o da olmadı.

Ortada bir yanlış var, herkes sessiz

Sevgili okurlarım, sıkıntı işte tam burada.

Ortada bir “yanlış” var mı, var…

Bir mafya lideri, bir partinin genel başkanını tehdit ediyor, diğer bir parti lideri de o mafya liderine sahip çıkıyor.

Bu olay, öyle eften püften bir olay değil, “Türkiye’nin bekasını” ilgilendiren bir olay.

Türkiye’deki “meşru siyasi düzeni” altüst eden bir olay.

Ama işte görüyorsunuz, gereken yapılmıyor.

İktidar, suskun…

Muhalefet, suskun…

Ne yani, bu ülkeyi sonunda mafya egemenliğine mi teslim etmek istiyorlar?

“Türkiye, nereye savruluyor?” sorusunu sormanın tam zamanı değil mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Suc Kimde - Nedir bu kilicdaroglunun cektigi kardesim... kendisi duzgun avrupada rastlayabileceginiz tipte normal bir insan...kendisine yumruk atildi... linc edilmeye calisildi..hakaretlerin bini bir para.. ve en son bu hakaret ve tehdit olayi..

Bence rakipleri donup kendilerine baksin kilicdaroglu gibi duzgun bir sahsa ve chp gibi koklu partiye saldırılması normal degil.. hatali olan kilicdaroglu degil burada

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Kasım 19:59
01

Jeom Behzat Gönül - Bu tehdit, tabandaki kar topunun en üst yönetime ulaşmasıdır diye yaşadıklarına dayanarak düşünüyorum. Oturduğum sitede karşı binada balkonundan biri "..., İstanbul depremini bulduğunda bize söylemezsen, ailenden ...' ı ve abine ..., şunu yaparız,.... " demektedir. Hatta ülke geneli bir deprem tespitimi de bildirmeli tehditle söylüyor. Bu haberdeki olay sonrası görünmez oldu...? Deprem tespiti oturduğum yerden bulunmuyor, bu şahsın kamu emeklisi komşusu da kendisine 10 dk deprem tespitini öğretmeni biraz sert söyledi, 10 dk olsaydı tüm dünyadaki yerbilim akademisyenleri deprem bulurdu, ülkemizin güvenliğini bunlar sağlamış. Bu zihniyetle kalkınamayız. (Jeoloji Müh. Behzat Gönül / Kocaeli).

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Kasım 16:12


Anket Darıca Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?