Reklamı Kapat

Kadınlar pandemide daha fazla ŞİDDETLE karşılaştı!

Dün, 25 Kasım’dı… Her yıl 25 Kasım ‘Kadına Yönelik Şiddete karşı Uluslararası Mücadele Günü’ olarak anılıyor…

Ama bu anma maalesef sadece anmada kalıyor…

Her yıl yüzlerce kadın, erkek cinayetine kurban gidiyor…

Her yıl bu manzaralarla karşı karşıla kalıyoruz…

**

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Aydın Öztürk, kadına yönelik uygulanan şiddetin nedenlerini ve önlenebilmesi için önerilerini paylaştı. Birlikte okuyalım;

PANDEMİ SÜRECİ

Pandemi döneminde tüm insanlık yeni bir mücadele dönemine gir. Sağlığı kaybetme korkusu, belirsizlik, ekonomik kayıplar, stres ve tükenmişlik duyguları herkesin ortak sorunları oldu. Yapılan araştırmalar, kadınların bu süreçte daha fazla şiddete uğradığını, işini kaybetme riski ile daha çok karşı karşıya kaldıklarını ve ev içinde artan iş yükü dolayısıyla en kırılgan grupların başında geldiklerini gösteriyor. Özellikle karantina döneminde şiddet vakalarının ve buna bağlı olarak acil yardım hatlarına yapılan başvuru sayılarının arttığını biliyoruz.

KÜRESEL BİR SORUN

Kadına şiddet küresel bir sorundur. Maalesef, tüm dünyada kadın cinayetlerinin artış gösterdiği bir dönemi yaşıyoruz. Evde kal çağrısının çıkış noktası, kendimizi ve başkalarının sağlığını riske atmamaktır. Ancak evler en özel ve mahrem alan olarak, aile içi şiddetin de en fazla görüldüğü mekânlardır. Evde kal diyoruz ama o evlerde neler yaşandığını bilmiyoruz. Bu sebeple kadınların pek çok farklı açıdan pandemi sürecini kolay geçirmediğinin farkında olmak büyük bir önem taşıyor. Kadınlar bu süreçte fiziksel, psikolojik, dijital, ekonomik ya da sözlü olarak çok çeşitli olarak şiddete uğramakta.

EMEKLERİ GÖRÜLMÜYOR

Psikolojik şiddet, en yaygın şiddet türlerinden biridir. Kadınlar hangi eğitim, sosyo-ekonomik sınıf ya da yaş grubunda olursa olsun bu şiddete maruz kalıyorlar. Ev kadınlarının ev içi ücretsiz emeğinin görülmemesi ve yaptıklarının değersiz kabul edilmesi kadın açısından psikolojik ve ekonomik olarak yıpratıcı bir durumdur. Ayrıca pandemi sürecinde hem ev kadınlarının hem de evden çalışan kadınların iş yükleri fazlasıyla arttı. Özellikle çalışan kadınların mesailerinin devam ettiği saatlerde, evdeki sorumluluklarla ilgilenmek zorunda olması kadını gün içinde birden fazla vardiyaya mahkûm kılıyor.

KADINLAR İŞ KAYBETTİ

Kadınların bu süreçte, asıl iş yüklerine ek olarak okul çağındaki çocuklarının online dersleri, ev işleri, yemek yapmak varsa hasta ve yaşlı bakımıyla da ilgilenmek zorunda kaldı. Sabahın erken saatlerinde başlayan ve gece yatana kadar devam eden bir efordan söz etmek mümkün. Ayrıca dünya genelindeki çalışmalar, pandemide kadınların erkeklere göre daha fazla işlerini kaybettiklerini ve daha çok yoksullaştıklarını gösteriyor. Yani çalışan kadın, bu tehlikenin bilinci ile işine daha fazla sarılmak ve evde iş, yaşam dengesini de korumak zorunda kalıyor. Bu yük de kadınlar üzerinde psikolojik bir baskı yaratıp onları günden güne tüketiyor. Tüm dünyadaki sağlık çalışanlarının %70’ine yakınını kadınların oluşturduğunu da unutmamak gerekiyor. Pandeminin en yıpratıcı etkilerinin görüldüğü sağlık sektöründe resepsiyon görevlisinden, bakım kurumlarında çalışan görevlilere, hemşire, doktor ve eczacılara kadar bu sektörde çalışan kadınların da psikososyal desteğe ihtiyacı var.

Toplumsal cinsiyet eşitliği

Cinsiyet rollerini yaşadığımız toplumun kültürel alışkanlıklarından öğrendik. Önce evde başlayan bu öğrenme süreci okul, sosyal çevremiz, iş yerimiz, medya ve devlete kadar geniş bir yapıda ilerler. Kadın ya da erkek olmakla ilgili bu roller, basmakalıplaşmış yargılardan beslenir ve bir süre sonra bu yargıları sorgulamadan kabul eder hale geliriz. Ev işleri ya da çocuk bakımı ile annenin daha fazla ilgilenmesi, toplumda daha fazla rastlanılan bir durumdur ve biz de bu tabloyu normalleştirmiş oluruz. Ancak pandemiyle birlikte kadının artan iş yükü ailede, iş hayatında ve sosyal hayatta bir tükenmişlik hissi yaratır. Aile bireyleri arasında iş bölümü yapılması, işverenlerin kadın çalışanların sorumluluklarının farkında olarak hareket etmesi ve genel olarak toplumda cinsiyet eşitliği kavramının daha fazla önemsenmesi bu aşamada ilk yapılabileceklerdir. Toplumun bu konuda hassasiyeti ve bilincini artırmak çok yönlü bir iş birliği gerektiriyor.”

ROL MODEL ALMASI ÖNEMLİ

Eğitim ailede başlıyor ve çocuklar ebeveynlerin davranışlarından etkileniyor. Çocuğun iş bölümü yapan ve birbirine destek olan bir anne babayı gözlemleyerek rol model alması önemli. Toplumsal cinsiyet eşitliği dersinin öğrencilere üniversite seviyesinden önce öğretilmesi gerekiyor. Ülkelerin ulusal eylem planlarına kadın şiddeti konusundaki hukuki uygulamaları eklemesi ve bu konuda sivil toplum kuruluşları, akademi, idari yönetimler ve bakanlıklarla ortak çalışmalar yapması çok önemlidir. Toplumda kadının yaşadığı zorlukları çözümleyebilmek ve cinsiyet eşitliğine katkı sağlamak için bir araya gelmek ve bir an önce harekete geçmek gerekiyor.”

**

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Sosyoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Tuğba Aydın Öztürk’ün değerlendirmesini yukarıda okudunuz. Çarpıcı bilgiler var… Zaten kadınlar şiddet görüyordu, pandemi döneminde kadınların daha fazla şiddet gördüğü ayrıntısı çok önemsenmeli.

Türkiye’de yıllara göre kadın cinayeti istatistikleri

2008                80

2009                109

2010                180

2011                121

2012                210

2013                237

2014                294

2015                303

2016                328

2017                409

2018                440

2019                474

2020 (9 ay)      369

SON 1 YILDA ŞİDDET GÖREN KADINLARIN ORANI (%)

 

TÜRKİYE                   11

Meksika                      6.6

Yunanistan                  6

İtalya                           6

Macaristan                   6

Slovak Cumhuriyeti     6

Belçika                        6

Norveç                        6

ABD                            5.9

Portekiz                       5

 

Xxxxxxxxxxxxxx

KADINLARLA İLGİLİ SÖYLENEN BAZI SÖZLER

 -Yobazlar için iyi kadın hareketi hala kalçalardır.

-Feminizm, kadınların insan olduğu hatırlatan radikal bir düşüncedir.

-Güçlü kadınlar var ve güçlerini henüz bulamayan kadınlar var.

-Üzücü bir gerçek: dünyamız güçlü kadınlardan hoşlanmayan erkek ve kadınlarla doludur.

-Kadınlar bizim için sevmemiz, anlamamamız için var.

-Öfke, depresyon, suçluluk ve utanç gezegenimizdeki kadına yönelik şiddetin altında yatan düşüncenin ürünüdür.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Akbulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Dilovası Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?