Reklamı Kapat

Öğretmenler günü ve anılar

Bildiğiniz gibi her 24 Kasım gününü Öğretmenler Günü olarak anar ve klişeleşmiş beylik cümlelerle demeçler verilerek kutlama yarışına girilir.

Baş tacımız denilir.

Eli öpülecek insanlar.

Karanlığı aydınlatan insanlar.

Fedakarlıklarını saya saya bitiremedikleri öğretmenlerin günlerini kutlayıp 365 gün sonra tekrar anmak üzere sayfa kapatılır ve sorunlar buzdolabına konur.

**

Her gelen yetkili kendine göre yeni bir sistem icat ediyor, öğrencide, öğretmende kendisini kobay gibi hissediyor.

Öğretmenin kendisini yenilemesi için plan ve proje ve uygulama ortada yok.

Öğretmenin dağ gibi çözüm bekleyen sorunları mevcut.

**

Öğretmen geçinemiyor.

Bu nedenle taksi şoförlüğü, inşaatlarda çalışma, pazarda tarak, çorap, mendil vs. satma mecburiyetinde olmalarından kimse söz edip çözüm üretmeyi diline getirmiyor.

"Bana bir kelime öğretenin 40 yıl kölesi olurum" diyen söz havada kalmış oluyor.

"Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacak." Sözünün de içeriyi boşaltılmış oluyor.

Herkesin çok iyi bilip inanması şart olan veciz söz " Eğitimde ter dökmeyen uluslar savaşta kan döker" sözüdür.

Kalkınmışlığın ve gelişmişliğin seviyesini verilen eğitimin kalitesi belirler diyerek bazı öğretmenlik anılarımızı nakletmek istiyorum.

**

 

İzmit Ticaret Lisesi’nde bir öğretmen arkadaşım taksitle bir taksi alıp yan gelir elde etmek istemişti.

Boş zamanında ve geceleri kendisi çalışıyordu.

Bir gece eğlence merkezinden çıkan bir alkollü taksiye biniyor, Başiskele'ye gitmek istiyor. Biraz gittikten sonra arkadaki müşteri cebinden bir bira çıkararak kapağını açmak için şoför arkadaşa uzatır. Oda açacak yok der. Müşteri dişinle aç der.

**

Üç katlı evinin önünde durmasını söyler. Yengen mutlaka kapıyı açmayacak diyerek beklemesini ister. Açmaz ise beni geri götüreceksin diye yıkıla kalka evinin yolunu tutar.

Ama ışık yanmaz. Arkadaş üzgün ve kızgın şekilde adamı beklemeden zararın neresinden dönersen düşüncesi ile oradan uzaklaşır.

Ara sıra taksi durağına uğrar kendisi ile konuşup destek olmaya çalışırdık.

Moralı bozuktu. Siz azıcık bekleyin bir yere uğrayıp geleceğim dedi.

Uzaklaşınca ben taksiye binip ufak bir tur atıp geldim.

Gelince bir müşteriyi tren istasyonuna bıraktım diyerek on lirayı kendine verdim. Adamdan iki katından çok fazlasını almışsın dedi.

Ben zorla almadım ki, kendisi verdi dedim.

Ben üç, dört saattir bekliyorum müşteri çıkmadı.

Ayağın uğurludur sık sık uğra demişti.

Yıl 1973 İzmit Akşam Ticaret Lisesi’nde dördüncü sınıf öğrencilerine ekonomi dersi için sınav günü vermiştim. O gün sınavı bir hafta sonrasına ertelememi istediler.

Alışkanlık haline getirdikleri için ertelemeyi kabul etmedim.

Sınavın başlamasına beş altı dakika elektrikler söndü.

Yirmi dakika sonra öğrencileri gönderdik.

Sınav bir hafta sonraya ertelenmiş oldu.

Bir müddet sonra kendileri özür dileyerek anlattılar.

Elektriği mecbur kaldıkları zaman kestiriyorlarmış.

Çünkü TEK de çalışan öğrencilerimiz bu işi beceriyorlarmış.

Sefası, acısı ve anısı bol olan bir meslektir öğretmenlik.

Gecikmeli de olsa bütün öğretmenlerimizin gününü tebrik ediyor, sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum.

Hayatını kaybeden öğretmenlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bilal Dündar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Çayırova Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?