Reklamı Kapat

Pandemi sonrası YALNIZLIK PATLAMASI yaşanacak mı?

Beyin ve omurga girişimlerinde nörolojik bozuklukları olan hastalar için hızlı klinik çözümler sunmak amacıyla gerçekleşen 7. Nörobilim G20 Zirvesinde tüm dünyada etkili olan Covid-19 pandemisi ve psikiyatrik ve nörolojik hastalıklara etkileri ele alındı.

Covid-19’un etkileri konuşuldu

Üsküdar Üniversitesi, 7. Nörobilim G20 Zirvesi’ne Türkiye’yi temsilen tek üniversite olarak katıldı.  Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Covid-19 Pandemik Yalnızlık ve Kriz Yönetimi” başlıklı konuşmasında pandeminin en büyük etkisinin yalnızlaşma olacağını söyledi. Tüm dünyayı etkileyen pandeminin en büyük etkisinin yalnızlık olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, pandemi sonrası yalnızlığın patlama yapacağının altını çizdi.

ÖNLEM ALINMALIDIR

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, postpandemik dönemde psikiyatrik hastalık pandemisi beklendiğini belirterek “Ayaktan ve yatarak tedavi gören vaka sayısının artması gibi bazı öncüller de geldi. Krizin ikinci kuralı, kendi çözüm reçetelerini kendiliğinden üretmemesidir. Bunun için kriz yönetimi gereklidir. Aynı şey postpandemik dönem için de gereklidir” dedi.

YALNIZLIK TÜM DÜNYANIN SORUNU

Dünyada refahın, sosyal ve ekonomik anlamda hareketliliğin artmasına rağmen toplumların büyük kesimlerinde yalnızlık yaşandığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Büyük evler, küçük aileler; yüksek zekâ daha az ilişki; sosyal medyada yüzlerce arkadaşa rağmen gerçek bir dosta sahip olunamaması bugünün gerçeği olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal ve ekonomik anlamda hareketlilik olmasına karşın toplumun büyük kesimi yalnızlık yaşıyor” ifadelerini kullandı.

GENÇLERİN YÜZDE 40’I YALNIZ HİSSEDİYOR

Dünyada yalnızlığın bilimsel araştırmalarda ön plana çıkarılan bir konu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, gelişen teknolojiyle beraber yalnızlığın insanlar üzerindeki etkilerine işaret ederek İngiltere’de 2018 yılında 8,5 milyon insanın yalnız yaşaması üzerine ülkede “Yalnızlık Bakanlığı” kurulduğunu hatırlattı.

BEKLENENİN AKSİNE GENÇLER DAHA YALNIZ

İngiltere’de Manchester Üniversitesi ile BBC’nin ortak yaptığı 55 bin üzerinde kişinin katıldığı çalışmaya değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu çalışmanın sonuçlarında 16-24 yaş arasında yalnızlık oranı yüzde 40 olarak tespit edilmiş. İleri yaşlarda bu oran %27. Beklenenin tersi bir oran çıktı. Genellikle beklenen yalnızlığın yaşlanınca artmasıdır. Bütün ezberler bozuldu. Gençlik ve ergenlik dönemi sosyalleşme dönemidir. Hem aileye bağlı hem özgür hissetmesi gereken bir dönemdir. Bu dönemde genç kendini yalnız hissediyor. Bu durum insanlığın geleceği açısından risk oluşturuyor. Bu kişiler 40-50 yıl sonra daha da yalnız hissedecek. Bu kişiler arasında intihar oranları daha yüksek” diye konuştu.

TÜRKİYE SONUÇLARINI PAYLAŞTI

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi  Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ABD Öğretim Üyesi, NPİSTANBUL Beyin Hastanesi AMATEM Koordinatörü ve Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz  “Türkiye'de Covid-19 Sürecinde Korku ve Anksiyete: Koronafobi Ölçeği” başlıklı sunumunda küresel Covid-19 salgınının etkilerini ölçmek amacıyla dünya çapında gerçekleştirilen COH-FİT çalışması ve elde edilen verilerden bahsetti.

Üsküdar Üniversitesi’nin Türkiye’yi temsil ettiği, Dünya Psikiyatri Birliği, Avrupa Psikofarmakoloji Enstitüsü, Avrupa Psikiyatri Birliği tarafından tüm dünyada 40’ın üzerinde ülkede yapılan çalışmanın Türkiye’deki sonuçlarına değinen Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, halen devam eden çalışmaya şu ana kadar dünyadan 100 bin kişinin, ülkemizden ise 2 binin üzerinde kişi katıldığını söyledi.

 “STRES SEVİYESİNDE ARTIŞ GÖZLENDİ”

Çalışmanın bu dönemin psikososyal etkilerini ölçmeyi de hedeflediğini kaydeden Dilbaz, “Stres, yalnızlık, öfkelilik ve fedakârlık  (başkalarına yardım etmek vb.) üzerinde psikolojik etki gözlemlendi. Daha sistematik olarak katılımcıların 3’te 1’inden fazlası salgın dönemi ve son iki hafta öncesiyle ilgili stres seviyelerinde artış olduğunu bildirirken; %12’lik dilim azalma olduğunu belirtti. Stres azalış ve artışı konusunda farklı yaş ve cinsiyet grupları arasında kayda değer farka rastlanmadı.

ERGENLERDE YALNIZLIK ARTTI

Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “Yalnızlık konusunda, salgın dönemi ve son iki hafta öncesiyle alakalı olarak katılımcıların 3’te 1’i artış ve sadece çok azı (<6%) azalma olduğunu belirtti” diyerek “Cinsiyetler arasında sonuçlar kayda değer bir farklılık göstermedi. Ergen grubu ise yalnızlaşma konusunda orantısız bir artış gösterdi (38%)” dedi.

ÖFKELİLİK DUYGUSUNDA DA ARTIŞ VAR

Prof. Dr. Nesrin Dilbaz şu bilgileri paylaştı: “Öfkelilik için salgın dönemi ve son iki hafta öncesiyle alakalı olarak katılımcıların %29’u artış ve sadece çok azı (<9%) azalma olduğunu belirtti. Katılımcıların büyük çoğunluğu (63%) ise çok az değişim olduğunu veya hiç olmadığını bildirdi. Cinsiyetler arası sonuçlar kayda değer farklılık göstermedi ancak ergen grubu öfkelilik konusunda orantısız bir artış gösterdi (34%).

YARDIMSEVER DAVRANIŞLARDA ARTIŞ OLDU

Yardımsever davranışlar konusunda, katılımcıların yaklaşık %19’u gelişme gösterirken %50’si davranışlarında bir değişim olmadığını belirtti. Cinsiyet ve yaş gruplarının sonuçları arasında kayda değer bir farka rastlanmadı.”

Türkiye’deki Koronafobi

Araştırmasının SONUCU

Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar ise ‘Covid-19 ile İlgili Travma Sonrası Büyüme ve Kaygı Kaynakları’ başlıklı sunumunda Covid-19’un tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de sağlık sorunlarının yanı sıra yaygın sosyal değişimlere yol açtığını belirterek Nisan 2020’de Türkiye genelinde gerçekleştirdikleri Koronafobi Araştırmasının sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

BELİRSİZLİK KAYGI YARATIYOR

Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, şunları söyledi: “Bu araştırmada toplumda salgınla ilgili içinde bulunulan sürece ve geleceğe yönelik kaygıların ve psikolojik olgunlaşma düzeylerinin belirlenmesini amaçladık. Veri toplama 17-25 Nisan 2020 tarihleri arasında çevrimiçi  anket formu kullanılarak yürütüldü. Araştırmaya Türkiye genelinde 81 ilden 18-79 yaş arası bin 822 erkek ve 4 bin 496 kadın olmak üzere 6 bin 318 kişi katıldı. Araştırmada katılımcılara salgın süreci ile ilgili kaygıları soruldu. En sık bildirilen kaygılar şu şekilde sıralanmaktadır: Sürecin belirsizliği: %49,6; sosyal ilişkilerden uzak kalmak: %45.6; ölümü halinde aile bireylerinin gelecekleri: %35.3; yeterli sağlık hizmeti alamama endişesi: %31.3; ekonomik sorun yaşama kaygısı: %30.8; eğitimin aksaması ile ilgili kaygılar %28.4; aile bireylerinin ruhsal durumları %27,6.”

ERKEK VE KADINLARIN

YAŞADIĞI KAYGILAR FARKLIYDI

Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, ekonomik sorunlar yaşamak, işsiz kalmak, sigara madde alkol gibi kimyasal bağımlılıkları sürdürememek, kumar gibi davranışsal bağımlılıkları sürdürememek, ibadetlerini istediği gibi yapamamak şeklindeki kaygıların erkeklerde kadınlara kıyasla daha sık izlenen kaygılar olduğunu ifade etti. Sayar, “Evden çıkamamak evde sürekli bir arada olma sonucunda aile bireyleri ile gerilim yaşamak kıtlık yaşanması yemek yemeyi kontrol edemeyip kilo almak, sosyal ilişkilerden uzak kalmak, artan ev işleri nedeniyle tükenmişlik yaşamak ise kadınlarda daha sık izlenen bazı kaygılardır” diye konuştu.

 “KATILIMCILAR BU SÜREÇTE

OLGUNLAŞTIKLARINI BELİRTTİ”

Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, araştırma kapsamında katılımcılara psikolojik olgunlaşma ile ilgili önermeler de yöneltildiğini ve salgın sürecinde bu önermeleri ne kadar yaşadıkları katılımcılara sorulduğunu belirterek araştırmada katılımcıların orta düzeyde ya da büyük ölçüde yaşadıklarını bildirdikleri olgunlaşma belirtilerinin de bulunduğunu belirterek şunları söyledi: “Salgın sürecinde elimdekilerin kıymetini daha iyi anladım %74; Salgın sürecinde yaşamda önem verdiğim şeylerin öncelik sırası değişti %59; Salgın sürecinde zorlukları göğüsleyebileceğimi daha iyi anladım %56; Salgın sürecinde her şeyi olduğu gibi kabullenebilmeyi öğrendim %56; Salgın sürecinde manevi konulara ilgim arttı %49; Salgın süreci ile birlikte ilişkilerime daha çok emek sarf etmeye başladım %48”

 “İNSANLIK CİDDİ BİR OLGUNLAŞMA

SÜRECİNE GİRMEK ZORUNDADIR”

Psikolojik olgunlaşma ile ilgili tüm maddelerinin görülme sıklıklarının kadınlarda erkeklere göre daha yüksek bulunduğunu belirten Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar, “Araştırmanın sonuçlarına bir taraftan tehlike hissi varken diğer taraftan ümitsizliğe düşmezsek ve doğru seçimlerde bulunursak bu süreçten kazanımla çıkmak da mümkündür. İnsanlık ciddi bir psikolojik olgunlaşma sürecine girmek zorundadır” dedi.

YANLIZLIĞA DİKKAT ÇEKİLDİ

Uzmanların koronavirüs ile ilgili görüşlerini yukarıda okudunuz…

Toplantıda konuşan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, tüm dünyayı etkileyen pandeminin en büyük etkisinin yalnızlaşma olacağını söylüyor…

Tarhan, Pandemi sonrası yalnızlık patlaması yaşanacak” uyarısında bulunarak önlem alınması gerektiğini ifade ediyor…

Uzmanların görüşlerine göre, pandemi süreci sonrasında insanlığı yalnızlık bekliyor…

Bu süreci en az sararla atlatmak, hepimize iyi gelecek.

XXXXXXXXXXXXXXXXX

YALNIZLIKLA İLGİLİ KISA SÖZLER

-Sen bensizliğe alışmışsın ama ben beni sensiz düşleyemiyorum!

-Yalnızlık tek kelime, söylenişi ne kadar kolay. Halbuki yaşanması o kadar zordur ki. (Goethe)

-Yalnızlık, sizin size yokuşunuzdur. (Hasan Ali Toptaş)

-İnsаnlаr köprü kurаcаklаrı yеrdе duvаr ördüklеri için yаlnız kаlırlаr. (J.Nеwton)

-Kendini yalnız hisseden kimse için her yer çöldür. (Çehov)

-Yаlnızlığı soruyorlаr; yаlnızlık bir ovаnın düz oluşu gibi bir şеy. (Cеmаl Sürеyа)

-Yalnız olmak yanlış bir kalpte olmaktan iyidir. (Bukowski)

-İnsanın insana verdiği en değerli şeydir yalnızlık. (Edip Cansever)

-Gönül istеrdi ki çаğrılаrımızа çаğrı аtılsın. Gönül istеrdi ki sеvdiğimiz аrаsın!

-Vücut bulmuş her ruh yalnızlığa mahkumdur. (Aldous Huxley)

-Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz. (Özdemir Asaf)

XXXXXXXXXXXXXXXXX

Çalışanlar ev kıyafetini çıkarmak istemiyor

İş hayatında yaşanan ve aşı haberleri gölgesinde süren ‘pandemi devrimi’ ile ilgili yapılan son araştırmada “pandeminin size verdiği ve vazgeçmek istemediğiniz en büyük keyif” sorusuna yüzde 48, “evde rahat kıyafetler ile çalışabilmek” yanıtını verdi. Sözcü gazetesinden Özlem Ermiş Beyhan’ın haberi çok dikkat çekici… Coronavirüs beyaz yakalı çalışanların önemi bir bölümünün iş hayatında bir devrim yarattı. Şimdilerde aşı haberleri ile yeni bir değişim döneminin, bir süre sonra ofislere geri dönüşün sinyalleri geliyor. Oysa evde çalışan beyaz yakalıların büyük bölümü eski 9.00-6.00 rutinine dönmeyi istemiyor.

YENİ İŞ HAYATI

Kaspersky'nin Türkiye dahil pek çok Avrupa ülkesi, ABD ve Çin'i kapsayan son araştırması pandemi sonrası yeni iş hayatına ışık tutuyor. Yaklaşık 8 bin kişi ile ekim ayında yapılan araştırmaya katılanların yüzde 39'u geleneksel 9.00-6.00 çalışma sistemine dönmek istemediğini söylerken yüzde 34 artık iş yerinde bir masada çalışmak istemediğini belirtti. Araştırmada “pandeminin size verdiği ve vazgeçmek istemediğiniz en büyük keyif” sorusuna ise yüzde 48, “evde rahat kıyafetler ile çalışmak” yanıtını verdi. Evde çalışanların yüzde 36'sı, uyandıktan 5 dakika sonra iş bilgisayarının başında olabilme imkanını da kaybetmek istemediğini belirtti. Katılımcıların yüzde 27'si ise balkon ya da bahçe gibi alanlarda çalışabiliyor olmanın pandeminin kendilerine getirdiği en büyük avantajlardan biri olduğunu ifade etti. Araştırma çalışanların daha fazla özgürlük ve esneklik istediğini ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 32'si haftada 5 gün çalışma istemediğini belirtiyor. 9-6 çalışma düzenine geri dönmek istememe eğilimi özellikle 25-34 yaş grubunda yüzde 44'e çıkıyor.

ARKADAŞLARI ÖZLEDİK

Karantina dönemi sonrası iş hayatına dair beklentileri sorulan katılımcıların yüzde 37'si ağırlıklı olarak evde çalışılan ancak ofise de gidilen hibrit bir model istediğini belirtti. Katılımcıların sadece yüzde 32'si ofise dönmeye hazır olduğunu belirtti. Görünen o ki ofisini özleyenler azınlıkta. Araştırmada pandemide işe dair en çok özlediğiniz nedir diye sorulan katılımcıların yüzde 34 ile büyük çoğunluğu ise “iş arkadaşlarımla yüz yüze buluşmak” yanıtı verdi.

AİLE İLE GEÇİRİLEN ZAMAN

Aylardır evde çalışanlar için en büyük endişe ofise dönüşle aile ile geçirilen zamanın azalacak olması. Katılımcıların yüzde 47'si, pandeminin getirdiği ve yitirmek istemedikleri en önemli avantajın aileleri ile daha fazla zaman geçirmek olduğunu belirtti. Katılımcıların yüzde 41'i bu dönemde daha fazla birikim yapabildiklerini, yüzde 32'si ise her yerde çalışabilmek imkanının büyük bir avantaj olduğunu belirtiyor. Katılımcıların sadece yüzde 7'si yeni normalin hiçbir pozitif etkisi olmadığını düşünüyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Akbulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Çayırova Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?