Reklamı Kapat

Alkolün tarihsel ekonomi-politiği-1

Kahve,çay ve çikolata gibi alkolsüz sıcak içeceklerin Avrupa sofralarında demirbaş olmalarından önce alkollü içeceklerin insanların hayatındaki çok önemli rolünü tasavvur etmek bugün bizim için çok zor bir şeydir. Alkol hem besin maddesi, hem de keyif verici bir maddedir.

Avrupa’daki kıtlıklardan çıkışta büyük rol oynayan patates evlere girinceye kadar orta ve kuzey Avrupa’daki halkın temel besin maddesi bira ve ekmekti .”Bazıları yemekten çok bu içkiyle besleniyorlar” diyen bir yazarın kastettiği ayyaşlar değil ortalama halktır.17.asrın ikinci yarısında ,yani kahvenin kibar çevrelerde henüz moda olmaya başladığı zamanlarda, ortalama bir İngiliz ailesi günde kişi başına üç litre bira tüketir, buna çocuklar da dahildir. Pek çok bira fabrikası olmasına rağmen bira yapımı, hayvan kesmek ya da ekmek yapmak gibi kadınların günlük işlerinden sayılmaktadır.

KAHVALTI, BİRA ÇORBASINDAN İBARETTİ

17. yüzyılda hatta çoğu yerde18. Yüz yıl sonuna kadar biranın günlük yaşamda önemi o kadar büyüktür ki bira bugünkü kahvaltı yerine geçmiştir. Kahvaltı ,bira çorbasından ibaretti. Şu bira çorbası tarifi o günün koşullarına göre hayli rafine ve lüks bir çorba tarifidir: ”Tencerede bira ısıtılır; bir başka kaba  birkaç yumurta kırılır, bir parça tereyağı eklenir ,bu karışım biraz soğuk birayla çırpılır ,sonra bira yumurtalara eklenir, biraz tuz konur ve topaklaşmaması için karıştırılır. En sonunda sütlü ekmek, beyaz ekmek ya da başka bir iyi ekmekle birlikte servis edilir.”.Yalnız siviller değil askerler için de bira ,daha sonra da ispirtolu içki 19. yüzyıla dek Avrupa ordularının vazgeçilmez gıda maddesi olmuştur.17. yüzyıl ilk yarısındaki bir asker rasyosuna göre  bir askerin günlük tayını bir kilo ekmek, yarım kilo et ve iki litre biradır.16. yüzyılda Orta Avrupa’da  aniden ölçüsüz bir ayyaşlık ve oburluk nöbetine tutulunmuş gibidir.

“İÇKİ ŞEYTANININ” LANETLENMESİ

Bir yazar o dönemde şöyle yazar:” Kent kapıları kapandığında ve banliyölerde oturan insanlar dışarı çıktığında  yalpalaya yürüyen,tökezleyen,pisliğin içine düşen insan manzaraları her tarafta vardır. ”.İçki tüketimi bu yüzyılda o kadar fazladır ki daha da artması mümkün değildi ancak değişen şey reformasyon döneminin içki hakkındaki görüşleriydi. Birey ve Tanrı arasındaki ilişkiyi kişisel bir ilişki olarak tanımlayan Reformasyon insanın alkolle ilişkisini yeniden tanzim ederek kapitalist gelişmenin temelini atar.17. Ve 18. yüzyılda “içki şeytanının” lanetlenmesi için Protestan ideolojisi bu temele ilk harcı koyar. Çünkü bu maddi  temel  öncelikle kalkınmış bir toplum ve ekonomi, daha fazla çalışma disiplini ve eskilerin yerini alacak içeceklerdi. Fakat  eskinin yerine geçecek yeninin yepyeni bir cazibesinin olması, yani yeni gereksinimleri karşılaması gerekir. Aksi takdirde kabul görmez.

ALIŞKANLIKLARINDA DEĞİŞİM

Sanayi Devrimi ilk yılları olan 19. yüzyılın ilk yarısında alkol tüketimi o kadar artmıştır ki sadece İngiltere Manchester’da hafta sonları 30000 işçi zilzurna sarhoş olup,işçi sınıfının bir yılda 25 milyon sterlin harcadığı yazılıdır. Geçen üç asır içinde içmenin ve sarhoşluğun karakteri ,niteliği,niceliği ve toplumsal  anlamının hiçbir değişime  uğramadığı sonucunu mu çıkarmak gerekir buradan? Sanayi Devrimi döneminde yaşayan insanlar 16. yüzyılın insanları gibi mi sarhoş olurlar? Aynı nedenlerden ötürü aynı içkileri içerek aynı sonuçları mı yaşarlar? Geçen zaman içinde içme alışkanlıklarında önemli değişiklikler oldu. Yani yeni içecekler olan kahve, çay ve çikolata gibi içecekler alkolün evrensel içecek rolünü elinden aldılar. Ancak onların verdiği ayıklık belirli nüfus grupları,öncelikle de orta sınıflarla sınırlıdır. Burjuvazi için ölçüsüzce içki içmek 17. yüzyıldan başlayarak giderek itici olmaya başlar. Alkol tamamen dışlanmasa da evcilleştirilmiştir. Burjuva ölçülü içer ve içince de ev, kulüp gibi özel ortamlar olur bunlar.

İÇMEK VE SARHOŞ OLMAK

Victoria döneminde meyhane ziyareti neredeyse genelev ziyareti kadar ayıplanır. Aşağı tabakalardaysa durum oysa bambaşkadır. Onlar 17. ve 18. yüzyılların kahve kültüründe yer almazlar. Onlar içki konusunda ortaçağın alışkanlıklarına bağlı kalırlar. Alkol proleteryanın hayatında burjuvaziyle karşılaştırılamayacak kadar büyük bir yer işgal eder. İçmek ve sarhoş olmak toplumsal bir damga değildir,aynı sınıfa mensup olmanın simgesidir. Antik içki adetleri (kadeh kaldırmak,içki yarışları ) başka hiçbir sınıfta işçi sınıfı kadar korunmamıştır. Ancak alkolün proleteryada oynadığı rolü yalnızca antik adetlerle açıklamak konuyu romantikleştirmek olur.

İŞ DİSİPLİNİ KAMÇI İLE SAĞLANIYOR

İçki içmenin toplumsal aidiyeti simgelemesinin yanı sıra en az bunun kadar önemli bir başka gerekçesi daha vardır: Kendini unutmak. İşçiler yaşam coşkusundan değil, içinde yaşadıkları sefaleti hiç olmazsa birkaç saatliğine unutmak için içerler. Gerçi tüm zamanlarda olduğu gibi ortaçağda da içki bir çeşit “teselli” olmuştur. Geçmişi idealize esip sanayileşmeden önce çiftçilerin salt yaşam sevincinden içtiklerini, işçilerin ise kötü yazgılarının üstesinden ancak içkiyle gelebildiklerini iddia etmek yanlıştır. İçki içmekte her iki güdü de vardır. Fakat 19. yüzyıldaki  sanayileşme işçilerin toplumsal sefaletini o kadar artırır ki kaçış güdüsü  diğer tüm dönemlerde olduğundan daha ağır basar. İngiltere’de bu dönemlerde işçiler kadın ve çocuk demeden günde en az 12-14 saat karın tokluğuna çalıştırılır ,iş disiplini kamçı ile sağlanıp, makinelere boyu yetişmeyen çocuklar ayaklarına kalın tahta “Sabo” denilen terlikler giyerlermiş. Bu koşullara dayanamayan bazı işçiler bu tahta terlikleri makine içine atıp bu sefil çalışma koşullarını durdurmaya çalışırlarmış. İşte bu eyleme bu terlikten kaynaklanarak “sabotaj” denmiş daha sonra.

HASTALIKLI RUH HALİ

Her proleterin içki içerek ara ara kurtulmaya çalıştığı koşulları dönemin bir yazarı şöyle anlatır:” İşçi işten yorgun argın eve döner; evi her türlü konfordan uzaktır, rutubetli,kasvetli ve pistir;acilen kendisine neşe verecek ,bütün gün çalışıp didinmesine değecek ,ertesi günü katlanır kılacak bir şeye ihtiyaç duyar; sağlıksız durumundan,yani sindirim bozukluğundan da kaynaklanan gergin, bitkin,hastalıklı ruh hali ,diğer yaşam koşulları,güvenceden yoksun varoluşu,her tür tesadüfe bağımlı oluşu ve durumunu düzeltmek için elinden hiçbir şey gelmemesi nedeniyle katlanılmaz boyutlara ulaşır;havasız ortamlar ve kötü beslenme yüzünden zayıflamış bedeni dışarıdan gelecek bir uyarıyı şiddetle arzu eder;hoşsohbet bir ortama duyduğu ihtiyacı ancak bir meyhanede tatmin edebilir,dostlarıyla buluşabileceği başka bir yer yoktur. Şimdi bu durumda olan bir işçi  şiddetli bir içki ihtiyacı nasıl duymasın,içkinin cazibesine direnebilecek gücü kendinde nasıl bulsun?Tersine bu koşullar altında yaşayan işçilerin büyük çoğunluğunun  alkolün pençesine düşmek zorunda olduğu manen ve madden ortadadır.”

ETİL ALKOL YANİ İSPİRTO ORANI

Alkolün bir kaçış ve teselli gibi yeni bir işlev yüklenmesi etil alkol yani ispirto oranı çok yüksek yeni sert içkilerle yakından ilgilidir. Ayıltıcı içecekler alanında kahve nasıl yeni bir ürünse alkollü içecekler alanında da damıtılmış içki öyledir, ikisinin de aynı dönemde önem kazanması bir tesadüf değildir. İspirtolu içki kahvenin farmakolojik ve toplumsal tersyüz edimidir. Kahve ayıklık niteliğinde nasıl yenilik yaratmışsa ispirtolu içki de sarhoşluk niteliğinde değişime yol aç

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gültekin Uzun - Mesaj Gönder

# çocuk

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Çayırova Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?