Reklamı Kapat

Lüks ve şatafat, insana statü sağlar mı?

Cumhurbaşkanı “İtibardan tasarruf olmaz” diyen bir ülkenin vatandaşlarıyız.

Bizim gibi sosyo ekonomik ve kültürel yapısı düşük profilli ülkelerde, vatandaş yukarıya göre hizaya girer.

İmam şunu yaparsa, cemaat bilmem ne yapar sözü bize ait değil mi?

Yukarıdakiler “itibardan tasarruf etmeyip” har vurup harman savurunca, bir alt grup savurganlığın daniskasını yapıyor.

“Bir alt grup” derken, bu grupta üst düzey bürokratlar var, belediye başkanları var…

Bunlar da halkın parasıyla “itibardan tasarruf etmemeye” çalışıyorlar.

Altlarında lüks araçlar, geniş makam odaları…

Son model Mercedes’ten aşağısı kurtarmıyor onları.

Gidin bakın, çoğunun makam odası 100 metrekareden büyüktür.

Hizmetleriyle değil, “lüks ve şatafatla” kendilerine “statü” sağlamaya çalışırlar.

Sadece üst düzey bürokrat ve belediye başkanları mı, bir şekliyle parayı bulmuş iş insanları da çoğunlukla “lüks ve şatafatı” tercih ederler.

Pahalı arabaya binmek, onlar için zenginliğin ve gücün göstergesidir.

İlla Mercedes olacak.

Onun da en üst modeli.

Son yıllarda bu akıma, akademisyenler, doktorlar ve avukatlar da katıldı.

Sokaklar lüks araçtan geçilmiyor.

Sanırım, Mercedes’in memleketi olan Almanya’da bu kadar Mercedes yoktur.

İbretlik bir karşılaştırma

Bugünlerde Türk bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin isimleri çok popüler.

Sadece bizde değil, tüm dünyada…

Koronavirüse karşı yüzde 90 oranında etkili aşıyı buldular, tüm insanlığın umudu, bizim de gurur kaynağımız oldular.

Kurucusu oldukları Bion-Tech’in piyasa değeri ne kadar biliyor musunuz?

26 milyar dolar

Sanırım aşı piyasaya çıkıp yaygın olarak kullanılmaya başlandığında, firmalarının değeri 100 milyar dolarları aşacak.

Ancak Almanya’da yaşayan bu değerli bilim insanlarımızın yaşamları son derece sade, son derece sıradan.

Girimleri kuşamları, oturdukları ev, kullandıkları araba…

Bir apartman dairesinde oturuyorlar.

Normal bir otomobilleri var, ama gerekmedikçe kullanmıyorlar, işlerine bisikletle gidip geliyorlar.

Böylesine sıradan…

Çünkü onlar gerçek bilim insanları, statülerini kullandıkları arabada, oturdukları evde aramıyorlar.

Bakalım Türkiye, “lüks ve şatafattan” ne zaman kurtulacak?

“İtibardan tasarruf olmaz” zihniyetini ne zaman bırakacak?

“Büyüme” mi, “şişme” mi?

Türkiye, üçüncü çeyrekte yüzde 6.7 büyümüş.

TÜİK’in açıklaması böyle.

İyi de, ihracatımızın yüzde 22.4 azaldığı, ithalatımızın ise yüzde 15.8 arttığı bir dönemdeyiz.

Dış borcumuz da azalmıyor, sürekli artıyor.

Hal böyleyken, bu büyüme de neyin nesi?

“Büyüme” mi, “şişme” mi?

Şişme…

Şişiren de dış borç.

Dış borç kullana kullana sürekli şişiyoruz ve biz buna böbürlenmek için “büyüme” diyoruz.

Ekonomi, bu rakamlarla nasıl ayakta durur?

Merkez Bankası resmen açıkladı.

Bankalarda yaklaşık 150 milyar lira “batık kredi” var.

“Yüzdürülen kredi” miktarı ise 360 milyar lira.

Toplayalım ikisini, ne yapar?

510 milyar lira…

Peki, Türkiye’deki bankaların toplam “ödenmiş sermayesi” ne kadar?

120 milyar lira…

“Öz sermayeleri” ne kadar?

570 milyar lira…

Bunun ötesini konuşmaya gerek var mı?

Bu deve bu yükü nasıl çekecek, hiç düşündünüz mü?

Gizlilik listesi

Demek, bu da bir sistem.

Hep “gizleyerek” yönetiyoruz ülkeyi.

*Gerçek “işsizlik” gizlendi.

*Gerçek “enflasyon” gizlendi.

*Gerçek “döviz kuru” gizlendi.

*”Yolsuzluklar” gizlendi.

*”Koronada gerçek vaka sayısı” gizlendi.

Dikkat edin, uzun süre gizlenen şeyler, sonunda patlayarak gün yüzüne çıkıyor.

İşsizlik gizlendi, sonunda patladı.

Enflasyon gizlendi, gizlenmeye devam ediliyor, ama enflasyonun nasıl patladığını herkes biliyor.

Döviz kuru…

Gizlendi gizlendi, bastırıldı bastırıldı, sonunda patladı.

Yolsuzluklar…

Gizlendi, üstü kapatıldı, cezasız bırakıldı, bugün tüm ülke yolsuzluğa battı.

Ve “vaka sayısı”…

Kem küm ettiler, “vaka ayrı hasta ayrı” deyip karambole getirmeye kalktılar, sonunda vaka sayısı da patladı.

Şimdi sıra “ölüm” sayısında.

Bakalım daha ne kadar süre gizlemeye devam edecekler?

Patlaması yakındır.

Gizleyerek devlet yönetilemez ki!

Nerede görülmüş?

Resmi ağızdan “medrese” açıklaması

İşlerimiz hep ayın oyun!

Kanunlarımız var, uygulamıyoruz…

Yargı kurumlarımız var, takmıyoruz…

Her şeyi “kitabına uydurmaya” çalışıyoruz.

Her şeyden “siyasi rant” devşirme peşindeyiz.

Geçenlerde gazetelerde ilginç bir haber yayınlandı.

Haberde bir fotoğraf…

Şanlıurfa Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Kuş, şeyh kılıklı biriyle bir yüzme havuzu inşaatında incelemede.

CHP’li Mahmut Tanal, “Bu ne iş?” diye soruyor.

Belediye Başkanı Kuş’un cevabı:

“Şeyh Abdulselam El Haznevi hazretleriyle, yüzme havuzu yapılacak alanın, yanında yapımı devam eden medreseyi engelleyip engellemeyeceğini istişare ediyorduk.”

Vay canına!

Neymiş?

30 Kasım 1925’te çıkarılan kanunla tekke, zaviye ve türbeler kapatılmış.

Türbedarlıklar ile şeyhlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik ve benzeri bir takım unvanlar kaldırılmış.

Medrese açmak serbest mi?

Yasak.

İlgili kanunlar yürürlükte mi?

Evet, yürürlükte.

Tekkelerimiz de var…

Türbelerimiz de var…

Medreselerimiz de var…

Şeylerimiz de var…

Ve biz bunu bir resmi ağızdan, belediye başkanından öğreniyoruz.

“Boyner” ve “Beymen”…

Geçenlerde köşemde, Katarlılara satılan firmaları sıralarken “Boyner” ismini de yazmıştım.

Mesaj attılar, düzeltmemi istediler.

Elbette satılan “Boyner” değil, “Beymen”di.

Boyner, grubun ismi…

Beymen, grup içinde bir marka…

Düzelttim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Kartepeli - Aslını inkâr edenden ne beklersin bir zamanlar rahmet li Ecevit ve rahmet li Demirel zitlasmasi vardı şimdi bay Kemal le eskiden eleştiri yapana dava açıldığı oldumu şimdi terfi oldu tazminatlar alınıyor hazineye kaliyormu hani makamaydi sebep olanlarla ahirette görüşürüz kul hakkı bilmeyen lerle....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Aralık 09:25
01

Gerçek - bakınız gölcük...bmw yi temizlik firması hediye etmiş..ne iyi firmalar var değil mi? peki bu arac demirbaş kayıtlarına nasıl girdi? girmedi ise yakıtı nasıl alınıyor? en son yapılan tam rezalet. gölcük belediyesi dergi bastı, bizim vergimiz ile basılan dergide kapak fotoğrafı bilin bakalım kim. devletin imkanları ile kendi reklamının yapılması hiç hoş değil...

Yanıtla . 7Beğen . 0Beğenme 04 Aralık 10:19
02

Gören Göz - @Gerçek 01 nolu yoruma cevabı: gölcük ilçede laf olsun diye etkinlik yapılıyor. kaç kişi katılıyor bilseniz gülersiniz. sırf gazeteye haber olsun, şilt alsın versin. yazık yazık...

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 05 Aralık 07:50


Anket Darıca Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?