Reklamı Kapat

Bir Koronavirüs hikayesi  ve Almanya’daki durum!

Bir varmış, bir yokmuş. Uzak diyarların birinde salgın başlamış. Virüsün neden olduğu bu salgın sonucu insanlar yaşamını yitirirken kısa sürede diğer diyarlara da bu salgın sıçramış. Bu virüse de “ Koronavirüs (Coronavirus)” demişler. Dünyadaki tüm insanlar bununla mücadele etmeye, ölüm - kalım savaşı vermeye başlamış. Gel zaman, git zaman sonra hastaneler dolmaya, doktorlar hastalara yetişememeye başlamış. İşte, böyle bir zamanda diyarların birinde yaşayan koronavirüs hastası acil yardımı aramış. Yola çıkan ambulans şoförü, bu hastaya giderken ve zamanla yarışırken yolda bir başka sürücüye denk gelmiş. Bu sürücü, masalımızın kötü karakterlerinden; kendini sözde polis olarak tanıtan ve kendini “yolların kralı(!)” sanan biriymiş. Nitekim, ambulansa da yol vermemiş. Sonra da “Sen bu yoldan gidemezsin” demiş. Ambulans sirenlerini çaldığı halde yol vermemiş. Yol vermeyen bu şahıs ile ambulans şoförü arasında tartışma çıkarak kendini polis olarak atfeden şahıs, ambulans şoförünü darp etmiş. Darp sonucu ambulans şoförünün boynunda darp izleri oluşmuş ve dudağı da patlamış. Tüm bu yaşananlar kayıt altına alınmış. Darp eden hikayemizin kötü karakteri de aslında polis değilmiş ve tutuklanmış. Hikayemiz de burada bitmiş.

***

Size sonu mutlu olan bir masal anlatıp içinizi açmak isterdim; ama maalesef... Yukarıda okuduğunuz hikaye, okurken şiddet içerikli bir hayal ürünü olarak gelebilir. Lakin; bu olay, geçtiğimiz haftalarda Hatay’ın Kırıkhan ilçesinden yaşanan utanç verici bir olaydır. Bu olaya sebep olan hikayemizin kötü karakteri, acaba utanmış mıdır veya bir ders almış mıdır? Sanmıyorum! Ambulans, tüm ülkelerde geçiş üstünlüğüne sahip araçlarken hala ülkemizde bunun bilincinde olmayan cahil, egosu tavan yapmış, bilinçsiz şahsiyetler var ne yazık ki... Ambulansın zamanla yarıştığını ve her bir saniyenin bile çok değerli olduğunu özellikle bizim toplumumuz ne zaman öğrenecek acaba? Daha öncede belirttiğim gibi bir ülkenin medeni olup olmadığını toplumun trafikteki davranışına bakarak rahatlıkla öğrenebilirsiniz. Görünen o ki; bizim ülkemiz, bu konuda sınıfta kalıyor. Yayalara yaya geçidinde yol vermeyen, veren olsa da arkasındaki bir başka sürücünün anında “devam et, ne duruyorsun” diyerek korna çalan, trafik ışıklarına pek aldırmayan, trafikte olabildiğince saygısız ve sabırsız olan, ambulansa yol vermeyen şahsiyetlerin olduğu bir ülkede iyileştirilmesi, aslında reform yapılması gereken çok şey var.

Peki, Almanya’da nasıl?

Almanya’da toplum olarak oturmuş ve öğrenilmiş bir bilinç var. Ambulansın sesi duyulur duyulmaz tüm sürücülerin araçlarını - fermuarın açılması gibi - yolun sağına ve soluna çekip yolu açıyorlar ve ambulansın geçmesine olanak sağlıyorlar. Böylelikle ambulans, trafikte vakit kaybetmiyor. Bizdeki gibi kendini bilmezin biri çıkıp da ambulansa “Bu yoldan gidemezsin” yada “Beni kimse geçemez” diye kafa tutamaz. Çünkü; ambulansın geçiş önceliği vardır. Aynı öncelik, itfaiye için de geçerlidir.

Trafikte durum bu şekildeyken diyelim ki; karşıdan karşıya geçmek için ışıklarda bekleyen yayalar var. Bu gibi geçiş üstünlüğüne sahip araçların geçmesi gerektiğinde yayalar, nasıl bir tutum sergiliyor? Yayalar, kendilerine yeşil ışığın yanmasını beklerken ambulans veya itfaiye siren çalarak geliyorsa, yeşil ışık yansa bile yayalar, ambulans ve itfaiye geçene kadar bekliyorlar ve onlar geçtikten sonra eğer hala kendilerine yeşil yanıyorsa karşıdan karşıya geçiyorlar.

Peki, neden Almanya’da böyle?

İlk olarak; kurallar, herkes için sabittir ve kimse için esnetilmez. Kimse, bizim ülkemizde olduğu gibi arabasının önüne - kendi kafasına göre - çakar takıp emniyet şeridini ihlal edemez ve trafikte öncelik bekleyemez. Eğer yaparsa bu kişi, bir daha direksiyon başına geçemez. Bu durum ne bir siyasetçi, ne de bir siyasetçinin yakını diye değişmez. Diyelim ki; bir kişi, kendi kafasına göre aracına çakar taktı ve bir şekilde yakalandı... Bu kişi, hiçbir şekilde cezadan kurtulamaz. Araya siyasetçi veya herhangi bir makamdan torpil sokamaz. Cezayı yazan polise de görevini yaptığı için hiçbirşey olmaz, yani bizim ülkemizdeki gibi doğuya sürülmez. Tüm yasaların ve kuralların herkes için aynı olduğunu herkes bilir ve ona göre hareket eder. Bu arada Almanya’da en sevdiğim şeylerden biri, herkes birbirinin polisi olması. Kurallara uymayan, önce uyarılır; eğer değişen bir şey yoksa da şikayet edilir. Uyaran kişiyi herkes savunur. Uyarılan kişi de üste çıkmaya çalışmaz, özürünü diler ve yaptığı hatayı kabul edip düzeltmeye çalışır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Pınar Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Adnan Türedi - Avm otoparklarında hakkı olmayıp engelli araç yerlerine aracını park eden ve ben mal'ım dercesine park çizgisinin ğzerine aracını park edenlerin olduğu ülkemizde,bu gibi sorunların düzelmesi için önce kanun koyucuların kurallara uyması ve uymayanları da bir daha aynı hatayı yapamayacak şekilde cezalandırması gerekiyor...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Aralık 20:38


Anket Çayırova Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?