Reklamı Kapat

Odalar, STK’lar ve medya ne iş yapar?

Siyaset bilimcilerin, sosyal bilimcilerin ve toplum bilimcilerin birleştikleri bir nokta var.

Ülkeler sıkıntıya girdiklerinde, bu sıkıntıyı “susarak” değil, “konuşarak ve tartışarak” aşabilirler.

Korkmak, çekinmek ve susmak; yaşanan sıkıntıyı ve krizi daha da derinleştirir.

Sorunlar, daha çözümsüz hale gelir.

Yönetimde, otoriteleşme artar.

Sonunda sıkıntı ve kriz, “buhrana” dönüşür.

Bunları neden yazdım?

Her ne kadar aramızda “hayalleri gerçek sananlar” olsa da…

Birileri sürekli…

*“Tarımda dünya lideriyiz”…

*”Teknoloji ihraç ediyoruz”…

*”Özgür ve demokrat bir ülkeyiz”…

*”Yasama da yargı da bağımsız”…

*”Yürütme, her alanda başarıdan başarıya koşuyor”…

*”Basın, özgür”…

*” Eğitim sistemimiz, çağdaş”…

*”İhracatımız, şahlandı”…

*”Dünyada öncü ülkeyiz”…

Demeye devam etse de, ülkemizin “zor günler” geçirdiği bir gerçek.

Hem de tarihinin en zor günlerini…

“Rejim” sorunu yaşıyoruz…

“Yönetime güven” sorunu yaşıyoruz…

“Ekonomik” sorun yaşıyoruz…

“Sosyal” sorun yaşıyoruz…

“Hukuk ve yargı” sorunu yaşıyoruz…

“Yönetimde otoriteleşme” sorunu yaşıyoruz…

“Erkler ayrılığı” sorunu yaşıyoruz…

“Demokrasi” sorunu yaşıyoruz…

“Özgürlük” sorunu yaşıyoruz…

“Dış borç bulma” sorunu yaşıyoruz…

“Üretimsizlik ve yatırımsızlık” sorunu yaşıyoruz…

“Dünyadan soyutlanma” sorunu yaşıyoruz…

Bütün bu sorunlar yumağı, toplumu “kâbus gibi” sarmış durumda.

Bir “çıkış yolu” bulmamız şart, ama nasıl?

Herkes susarsa, çözüm nasıl bulunacak?

Sevgili okurlarım, işte benim bugün üzerinde durmak istediğim konu bu.

Sorunlarımız “kartopu misali” gittikçe büyüyor…

Sıkıntı içindeyiz…

Kriz yaşıyoruz…

Ama herkes susuyor.

Konuşması gerekenler, ağızlarını açıp tek kelime söylemiyor.

Yıllarca devlet yönetiminde bulunanlar, susuyor…

Devleti halen yönetenler, susuyor…

Milletin vekilleri (bir kesim hariç) susuyor…

Meslek odaları, susuyor…

Üniversiteler, susuyor…

Sivil toplum örgütleri, susuyor…

Medya (üç beşi hariç) susuyor…

Tek bir kişi konuşuyor, herkes onu dinliyor, herkes onun söylediklerine başını sallıyor.

Tek kişinin aklı, koskoca bir ülkeyi yönetemez ki!

Hele böyle kriz dönemlerinde…

Herkes, korku içinde.

Herkes, tırsmış.

Herkes, “başıma dert alırım” kaygısında.

Herkes, “bir başkasının konuşmasını, bir başkasının tepki vermesini” bekliyor.

Herkes, çözümü bir başkasından bekliyor.

Böyle bir süreç içindeyiz.

Herkesin sorumluluğu var

Her kişinin ve her kurumun, bu ülkeye karşı sorumlulukları var.

Susarak ve “uslu çocuk” rolü oynayarak, bu sorumlulukları yerine getiremeyiz.

Susmaya ve tepkisizliğe devam edersek, hep birlikte yok olup gideceğiz.

Ülkemiz de tarihe gömülecek.

Böylesine ciddi bir noktada, bir yol ayrımındayız.

“Konuşalım ve tepki verelim” derken, kavga edelim, ülkemizi kaosa sürükleyelim demek istemiyorum.

“Doğruları söyleyelim, gerçekleri konuşalım, yol gösterelim, önerilerde bulunalım” demek istiyorum.

Ama biz ne yapıyoruz?

Sus pus köşemizde oturuyoruz.

Sadece kapalı toplantılarda görüşümüz sorulduğunda, görüşümüzü açıklıyoruz.

Temsil ettiğimiz kesimin sorunlarının takipçisi olmuyoruz.

“Derdin nedir?” diye bile sorma cesaretini gösteremiyoruz.

Bu noktada açıkça sormak istiyorum.

Kendimizden başlayayım.

Medyanın hali…

Yereli, ulusalı…

Tam “utanılacak” bir durumdayız.

Neyse ki, bu konuda KOCAELİ Gazetesi olarak vicdanımız rahat.

Gerçekleri yazabilen çok az sayıdaki gazeteden biriyiz.

Meslek odalarının ve sivil toplum örgütlerinin tutumunu görüyorsunuz.

Durumları içler acısı…

Bırakın ülkemizin gerçeklerini konuşmayı, temsil ettikleri meslek gruplarının temel sorunlarını bile dile getirmiyorlar.

İş dünyası can çekişirken, bir oda başkanının çıkıp sanayici ve işadamının sorunlarını konuştuğunu siz hiç duydunuz mu?

Aksine…

Bütün odaların bağlı bulunduğu TOBB’un başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, iktidarla muhalefetin Tank Palet Fabrikası sürtüşmesinde, üzerine vazifeymiş gibi her zaman olduğu gibi yine iktidar tarafında yerini alıyor.

Hükümete yakın iş ve çalışma dünyası temsilcileriyle Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı ziyaret ederek, “iktidara bağlılığını” dile getiriyor.

Tamam da, bu ülkenin dinamikleri de gerçeklerimize gözlerini kapatıp “Padişahım çok yaşa” derse, nasıl düzlüğe çıkacağız?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Görünen Köy - Altından koltuğu önünden masası kaymaması için Tavşana kaç Tazıya tut derler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Aralık 15:21


Anket Çayırova Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?